<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156</id><updated>2011-11-22T19:08:17.841+02:00</updated><category term='Konuşan resimler'/><category term='Sigarayı bırakma'/><category term='Edebiyat'/><category term='zibirix'/><category term='Gerze'/><category term='Anlamlı günler'/><category term='Rodi-Kadıköy'/><category term='Arkadaş haberleri'/><category term='Doğa olayları'/><category term='Yarışma'/><title type='text'>SEM HARİKALAR DİYARINDA</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>76</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4029577907689401176</id><published>2009-02-23T14:20:00.002+02:00</published><updated>2009-02-23T14:21:14.487+02:00</updated><title type='text'>Ooo Papatya</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SaKUpSoQPNI/AAAAAAAAA-E/GLm2C5hmAL4/s1600-h/papatya+sb+21+subat+09-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305966748092087506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SaKUpSoQPNI/AAAAAAAAA-E/GLm2C5hmAL4/s400/papatya+sb+21+subat+09-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4029577907689401176?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4029577907689401176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4029577907689401176&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4029577907689401176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4029577907689401176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2009/02/ooo-papatya.html' title='Ooo Papatya'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SaKUpSoQPNI/AAAAAAAAA-E/GLm2C5hmAL4/s72-c/papatya+sb+21+subat+09-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-5930750280669749826</id><published>2009-01-17T12:34:00.011+02:00</published><updated>2009-01-17T13:15:56.990+02:00</updated><title type='text'>Denizkızı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SXG0cckbQpI/AAAAAAAAA90/Loy_72Ajuw8/s1600-h/SEM4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292209437935354514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SXG0cckbQpI/AAAAAAAAA90/Loy_72Ajuw8/s400/SEM4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yatak odamın kapısının ‘tak tak’ dövülmesi ile uyanıyorum. Dedemin sabahları söylemeyi alışkanlık haline getirdiği, “Aksam yatmazlar, sabah kalkmazlar.“ tekerlemesi eşlik ediyor bu sese. “Bir sabah da rahat bırak, bir yaz tatilimiz var şurada.’ demek isteyen dudaklarımdan, “Tamam dede tamam, uyandım, şimdi kalkıyorum.” diye çıkan sözlere şaşırarak doğruluyorum yatağımdan. Beni duyan dedemin uzaklaşan ayak sesleriyle beraber “Acele edin. Yolda giderken oyalanmayın, fırından ekmek almayı da unutmayın.” sözleri yankılanıyor kulaklarımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç olmadığı kadar davetkar görünen yatağıma bakıyorum, yarım kalan rüyama dönmek, denizin ortasında o kayanın üzerinde, karanın tüm dertlerinden uzak güneşleniyor olmak istiyorum. Günlerden cuma olduğunu hatırlayınca keyfim yerine geliyor, giyinmeye başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön odaya gidip, başımı pencereden dışarı sarkıtıyorum. Kardeşim her zamanki gibi benden önce kalkmış, oyuna başlamış bile. “Hadi Sevgi, oyunu bırak, bağa gidiyoruz” diye sesleniyorum. Bunun tütün tarlasına gitmek olduğunu bilen kardeşim beni duymazdan geliyor. Bir daha seslenmiyorum. Dışarı çıktığımda, beni duymamak gibi bir lüksü olmayacağını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haftadır deniz suyu deymemiş mayolarımızı ve havluları naylon bir torbaya koyup, ekmek sepetinin içine özenle yerleştiriyorum. Onu giyebileceğim ana kadar nasıl bekleyeceğim hiçbir fikrim yok. Dışarı çıktığımda kardeşim fazla direnmiyor, yavaş adımlarla arkamdan yürümeye başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumaları şehrimizin pazarı kurulur. Etraf çevre köylerden gelen insanlarla dolar. Başka günler boş olan asfalt minibüs, kamyon ve traktörlerle dolmuş, sırtlarında küfeler, ellerinde sepetlerle koşuşturan insanların arasından güçlükle yürüyoruz. Bu kalabalığı, bu gürültüyü seviyorum. Pazara gitmek için bağdan gelecek annem sebze, meyve, süt, yoğurt, yumurta alışverişini yapınca bizi denizi götürecek. Bu, en azından benim planım. Haftanın diğer günlerinde olmayan deniz şansını bugün yakalamak için her şeyi yapmaya hazır bir kararlılıkla fırına yöneliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcacık ekmeklerle sepeti doldurup yola devam ediyoruz. Sol tarafımızda uzanıp giden, ara ara evlerin, ağaçların arkasına saklanan denize bakıyorum, denizkızını arıyor gözlerim. Hep geriden gelen Sevgi'ye çıkışıyorum. Aklı mahallede bıraktığı arkadaşlarında olmalı. Asfaltın bitiminde, tütün, buğday ve mısır tarlalarının arasında uzanan toprak yola sapıyoruz. Otlayan birkaç inek, başlarını kaldırıp gamsız gözlerle bize bakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak yolun sonunda, yazları kuruyan dereye geliyoruz. Sevgi hemen elimi tutuyor, ben de bir türkü söylemeye başlıyorum. Üzeri ağaç dallarıyla tamamen kapanmış, yürürken omzumuza değen sarmaşıklarla kaplı, en güneşli günde bile serin ve karanlık olan bu dere bizi ürkütüyor. Sarmaşıklar arasına gizlenmiş olabilecek yılanları düşünerek korkuya kapılıyoruz. Annem bize, böyle durumlarda, gürültü yaparak, şarkı söyleyerek yılanları korkutup kaçırabileceğimizi söylediği için, her gün bu noktada icraatamıza başlıyoruz. "Böyük cevizin dibi, na nay güzelim na nay, ne gezersin el gibi, na nay fidanım na nayyyyy."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derenin bitiminde rahat bir nefes alıp, bağın kapısına geliyoruz. Dizilecek tütünleri önlerine yığmış, erik ağacının gölgesinde oturan annem, teyzem ve babaannem bizi görünce seviniyorlar. Değdiği yerde siyah yapışkan lekeler bırakan zifirin üzerime bulaşmaması için tütün kıyafetlerimi giyip, onlara katılıyorum. Tütün dizerken, en iyi arkadaşımız radyo oluyor. Türküler, şarkılar, haberler, arkası yarın ve çocuk saati programları havaya dalga dalga yayılırken, dizilecek tütünler azalıyor. Öğlen saatine doğru anneme bir kere daha “Ne zaman gidiyoruz?” diye soruyorum. “İpim dolunca.“ demesiyle rahatlıyorum ama ondan sonraki yarım saat geçmek bilmiyor. İp dolunca yola çıkıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sonrası denize gitmemiz 4’ü buluyor. Deniz kenarına gelir gelmez, üstümdekileri çıkarıp balıklama atlıyorum suya. Arkadaşlarımın hiç biri ortalıkta yok. Erken gitmiş olmalılar. Annemin birazdan “Hadi çıkın, birazda güneşlenin de bağa gidelim.“ demeye başlamasından korkuyorum. Yüzerek uzaklaşıyorum kıyıdan. Açıldıkça acılıyor, karadan uzaklaşıyorum, sadece güneş, deniz ve ben varım. Sahilde futbol topu gibi ufalan insanları, ufuk çizgisinde hareketsiz duran bir kayık ve onun içinde bir gölge görüyorum. Rüyam geri geliyor. Denizkızını hatırlıyorum. Tempolu olarak çırptığım bacaklarımın, ışıltılı bir denizkızı kuyruğuna dönüştüğünü hissediyorum. Sarı dünya, tütünün dünyası kayboluyor. Kendimi mavi dünyanın derinliklerine bırakıveriyorum. Ağzımdan çıkan hava kabarcıklarıyla nefesim azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime geldiğim de yüzüme vuran güneş ışınları gözlerimi açmamı zorlaştırıyor. Uğultulu bir kalabalığın arasındayım. Ne dediklerini seçemiyorum. Sanki şehirde hiç kimse kalmamış, çocuğunu, köpeğini, deniz topu, can simidini alan sahile gelmiş, çıkardıkları seslerle sarı dünyaya biraz önce kapadığım kulaklarımı açmaya çalışıyorlar ve sonunda başarılı da oluyorlar. Daha önce hiç görmediğim bir genç “Kendine geliyor.“ diyor. Kirpiklerimi zorlukla aralıyorum, gözlerim gözlerine değiyor. Kurtulduğumu müjdeliyor bana.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Kayıkta gördüğüm gölgeyi hatırlıyorum. Hiç bir şey söylemiyorum. Davetsiz bir tebessüm yayılıyor yüzüme.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-5930750280669749826?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/5930750280669749826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=5930750280669749826&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5930750280669749826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5930750280669749826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2009/01/denizkz.html' title='Denizkızı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SXG0cckbQpI/AAAAAAAAA90/Loy_72Ajuw8/s72-c/SEM4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1924988872846602376</id><published>2008-05-25T13:11:00.014+03:00</published><updated>2008-05-28T16:16:04.733+03:00</updated><title type='text'>Dünyalı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SDk7ifJfSsI/AAAAAAAAApo/jW3IorU-ziE/s1600-h/hos+geldin+bebek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5204256308066208450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 340px; CURSOR: hand; HEIGHT: 252px; TEXT-ALIGN: center" height="295" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SDk7ifJfSsI/AAAAAAAAApo/jW3IorU-ziE/s400/hos+geldin+bebek.jpg" width="396" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Pırıl pırıl sabah güneşi, sıkı sıkıya kapanmış perdelerin arasından girip, rüyasında kendisini Plevne’de ki evlerinin bahçesinde top oynarken gören Ayşe’nin kirpiklerinin arasından süzülüp, gözlerini kamaştırdı. Yedi tepeli şehre göçeli sekiz yıl olmasına rağmen, rüyasında çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği o topraklara sık sık yolculuk ederdi. Birkaç kere sağa sola döndükten sonra, kalkıp kahvaltıyı hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı sonrası herkes dağıldı. Bulaşıkları yıkadıktan sonra gözü sobaya takıldı. ‘Hamileliğim iyice ağırlaşmadan kaldırsam iyi olacak.’ diye düşündü. Oysa boyaları yer yer dökülmüş, gri renkli sobayı normal zamanlarda bile tek başına kaldırmakta zorlanırdı. Kocasından birkaç defa yardım istemiş, o da hep ‘Acelesi yok, sonra yaparız.’ diye geçiştirmişti. Önce boruları indirdi, içindeki kurumları silkeledi. Sobayı yerinden oynattığında karnında bir sıcaklık hissetti. Başlamıştı artık, bırakmak olmazdı. Güçlükle salonun köşesine sürükledi. Temizledikten sonra, üzerini çeyizinden kalma beyaz dantelli bir örtü ile kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün boyunca hafif bir sancısı olmuş, ‘Niye tek başına kaldırdın?’ diye kızacaklarını bildiği için kimseye bir şeycikler diyememişti. Gece de sancı devam etmiş, onu uyutmamıştı. Sabaha karşı tam uykuya dalacaktı ki kapının yumruklanmasıyla yataktan fırladılar. Bitişik evde oturan kaynıydı gelen. Heyecanla radyoyu açmalarını istiyor, ‘Askeriye yönetime el koymuş. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş. Her taraf asker kaynıyor.’ diyordu. Hemen radyo açıldı. Daha önce resmi bayramlarda dinlemeye alışkın oldukları, milli bir marş odaya dalga dalga yayıldı. Marşları takiben Atatürk şiirleri, bildiriler, haberler okunuyor, halktan ordu ve güvenlik mensuplarıyla işbirliği içinde olmaları isteniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Yiyecek bir şeyler hazırlayayım.’ diye mutfağa gitti. Daha elini çaydanlığa bile uzatmadan büyük bir sancıyla kıvrandı. Eşinden kaynanasını çağırmalarını istedi. Durumu kötüydü. Ailenin erkekleri ise korku içindeydi. Demokrat Parti döneminde, bölgede evler kurulmuş, Balkan göçmenleri davet edilmiş, bu yüzden mahalledeki diğer göçmenler gibi onlar da Demokrat Partili oldukları için, jandarmanın gelip onları toplamasından korkuyorlardı. Kaynana geldiğinde Ayşe’nin hastaneye kaldırılmasını söyleyince, korkularını unutup bir çare aramaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramalar sonucu, kaynanasıyla beraber, aceleyle hazırlanan bebe bohçası yanlarında, Bölge Kumandanlığına bağlı bir askeri araca bindiler. Toparladıkları eski şeylerdi. Daha önceki dört bebeği, birbirlerinin giysileriyle büyümelerine rağmen, ilk zıbınları hep yeni olmuştu. Gelene yeni bir zıbın giydiremeyeceği için üzülüyordu Ayşe. Sancısına rağmen bağıramıyor ama oturduğu koltuğun kenarını koparacak gibi sımsıkı tutuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollar askeri araçlarla doluydu. Kavşaklarda, çarşı başlarında ellerinde tüfekleriyle dolaşan genç askerler görüyorlardı. Gaziosmanpaşa’dan yola çıkan araç, onları yarım saat içinde Süleymaniye Hastanesinin doğumevine götürdü. Görevli Doktor, ‘Tam zamanında geldiklerini.’ belirterek, Ayşe’yi hemen doğum odasına aldı. Ona asırlar gibi gelen sürenin sonunda bir erkek çocuğu daha oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki ay daha bekleyemeden erken doğan bebeği ellerine almaya korkuyorlardı. Ağlamak için bile ses bile çıkaramaması, sadece yüzünü buruşturmayı başarabilmesi, kelimelerle ifade edilmese de, bu dünyada kalıcı olmayacağı duygusunu veriyordu. Ayşe zıbına üzülmüyordu artık ama olanlar için sessizce kendini suçluyordu. Sokağa çıkma yasağı dolayısıyla o gün ziyaretlerine gelen olmadı. Ertesi gün doktordan, o gün doğan bebeklere ‘Hürriyet’ ya da ‘Gürsel’ adının verildiğini öğrendiler. ‘Hürriyet’ kelimesinin anlamını bilmeyen babaanne, ablası Güler’le iyi uyar diye bebeğin isminin ‘Gürsel’ olmasını istedi. Bir kilo iki yüz elli gram doğan bebeğin, ‘gür, iyi yetişmiş’ anlamına gelen ismiyle ne kadar tezat oluşturduğunun farkında bile değildi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Gürsel bebe bir hafta sonra hastaneden taburcu oldu. Sonraki günleri, yeniden kurulan sobanın sıcağında geçirdi. Ülkesinde olup bitenlerden habersiz, hayata sıkıca bağlandı. Kırkı çıktığında, gidip nüfus kağıdını çıkarttılar. Ne de olsa artık ‘dünyalı’ gözüyle bakıyorlardı ona.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1924988872846602376?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1924988872846602376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1924988872846602376&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1924988872846602376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1924988872846602376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/05/prl-prl-sabah-gnei-sk-skya-kapanm.html' title='Dünyalı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/SDk7ifJfSsI/AAAAAAAAApo/jW3IorU-ziE/s72-c/hos+geldin+bebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4569289438663098533</id><published>2008-03-17T12:23:00.014+02:00</published><updated>2008-03-17T20:31:25.676+02:00</updated><title type='text'>Papatya ve Sümbül</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R95G5eybjzI/AAAAAAAAApQ/-Sg8k8EKzX0/s1600-h/papatya+ve+sumbul.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178654574853721906" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R95G5eybjzI/AAAAAAAAApQ/-Sg8k8EKzX0/s400/papatya+ve+sumbul.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Hani aylardan Şubat’tı&lt;br /&gt;Hani doğa bembeyaz ipek elbisesini giyince&lt;br /&gt;En çok onlar sevinmiş&lt;br /&gt;Koşarak gitmişlerdi buluşma yerlerine&lt;br /&gt;Sonra, güneş vurmuş&lt;br /&gt;Erimiş, damla damla akmışlardı toprağa&lt;br /&gt;Karanfilli türküleriyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte gene bir mucize oldu,&lt;br /&gt;Mart geldi,&lt;br /&gt;Cemreler düştü,&lt;br /&gt;Toprak ısındı,&lt;br /&gt;Papatya ve Sümbül&lt;br /&gt;Olarak yeniden hayat buldular,&lt;br /&gt;Güneşli bir İstanbul sabahında&lt;br /&gt;Objektifime yakalandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4569289438663098533?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4569289438663098533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4569289438663098533&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4569289438663098533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4569289438663098533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/03/papatya-ve-smbl.html' title='Papatya ve Sümbül'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R95G5eybjzI/AAAAAAAAApQ/-Sg8k8EKzX0/s72-c/papatya+ve+sumbul.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7905280213933690115</id><published>2008-03-01T00:07:00.008+02:00</published><updated>2008-03-02T13:27:27.130+02:00</updated><title type='text'>Kırmızı Demlik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R8qLs61f7HI/AAAAAAAAApI/zFGT6MuFlqI/s1600-h/The_Red_Tea_Pot.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 263px; height: 263px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R8qLs61f7HI/AAAAAAAAApI/zFGT6MuFlqI/s400/The_Red_Tea_Pot.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5173100725812587634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kışın bir yerden girince yüzüme sıcaklık vurmasını severim. ‘Hoş geldiniz.’ dercesine açılan kapılardan, el ele tutuşarak girdik mağazaya. Kapının üstündeki ısıtıcıdan yayılan sıcaklıkla keyiflendim. Severim bu sıcaklığın verdiği duyguyu. Kış günü okuldan öğlen yemeği için eve koşarak geldiğim anları hatırlarım. Beremi, atkımı ve mantomu üstümden atar, sobanın ateşinde üşüyen ellerimi ısıttıktan sonra, annemin yer sofrasına otururdum. Tarhana çorbasının içine ekmeğimi doğrarken, sobanın üstünde tıkırdayan tencereden çıkan buharlı koku, bir sonraki yemeğin habercisi olurdu. TRT radyosundan çalan müzik eşliğinde yemek yenir, ajans başladığında dedemin yüzü ciddileşir, çıt çıkarmaya korkarak yerdik yemeğimizi. Spikerin sesinden odaya yayılan yurt ve dünya haberlerine, kaşık sesleri eşlik ederdi. Su ya da biraz daha ekmek istemek için ses çıkarmaya bile korkardık. Gittiğin yer ne kadar keyifli olursa olsun, eve gelmenin tadı başkadır. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;O küçük kız büyüdü. İki evi var artık. Tarhana çorbasını annesi gibi yapmaya çalışan ama aynı tadı alamayan, o yer sofrasını özleyen kız, teker teker aldığı eşyalarla, yavaş yavaş kuruyor yeni evini. Sobalı evin sıcak duygusu hiç kaybolmuyor içinden. Anne evi,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kendi evin olmaktan çıkmıyor hiç. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Mağazanın girişinden ilerliyoruz. Sağda birbirinden güzel koltuklar, kanepeler var. Buraya koltuk almaya gelmedik. Bir koltuğumuz yoksa da, iyi bir fiyata kapattığımız, yatılı misafirlerimize yatak olan, açılıp kapanan bir kanepemiz var. Gene de tüm koltuk ve kanepeleri deniyoruz. Üzerlerine oturuyoruz, uzanıyoruz. Sol tarafta masa, sandalye, sehpalar var, onlara da bakıyoruz. Garip bir enerji üretiyoruz beraberken. Lunaparka ilk defa gelmiş iki çocuk gibiyiz. Birbirini seven iki insanın oluşturduğu bu enerjiyi seviyorum. Bu enerji olduğu sürece, yapılamayacak hiçbir şey yok gibi geliyor. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Üst katı gezmeyi bitirince aklımıza demlik alacağımız geliyor. Pazar günü çalışmanın bıkkınlığıyla köşede bekleyen satıcı alt katı işaret ediyor, merdivenleri sekerek iniyoruz. Yaşadığımız ülkenin çay kültürü çok farklı. Bizim gibi altta suyu kaynatıp, üste çayı demlemiyorlar. Porselen bir demlik içinde yapıyorlar çayı ve içine süt koyarak içiyorlar. Önceleri garipsemiştim bunu ama sütsüz tadını alamayınca ben de katılmıştım sütlü çay kervanına. Bunu anneme anlattığımda çok gülmüştü, inanamamıştı. Hatırım için bir fincan içmiş ama beğenmemişti. Çay her derde devadır burada. Can sıkıcı bir durum mu var, bir fincan çay yetişir imdada. Bir şeye mi sevinilecek ya da kutlanacak mıdır, bir çay demlenir hemen. Çayın bu imparatorluğa sadece birkaç yüzyıl önce geldiğini düşünmek zordur.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Çay bu kadar önemli olunca da demlik seçimi kolay olmuyor. O kadar çeşit var ki. Kırmızı demliği görünce ‘Budur işte!’ der gibi birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Demliklerin hemen yanındaki meyve tabaklarına gözümüz takılıyor. Almaya niyetimiz yok ama öyle hoşlar ki. İçi kırmızı gelincikli, krem rengi bir meyve tabağı beğeniyorum. ‘Gelecek sefere de bunu alalım.’ diyorum. Eşim ‘Hadi gel, şimdi alalım.’ deyince gelincikler benim oluyor. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Üst katta ki kasaya giderken pembe, beyaz çizgili bir kanepeyi ve iki koltuğu tekrar deniyoruz. Fiyatı ilişiyor gözüme. Pek pahalı gelmiyor. ‘Ne dersin? Gelecek sefere bunlardan alır mıyız?’ diyorum. Ne olduğunu anlamadan, bir demlik, meyvelik, bir çift koltuk ve kanepenin mutlu sahipleri oluyoruz. Onlara uygun perdeleri seçerken ne kadar zorlanacağımızı düşünmek aklıma bile gelmiyor. &lt;/p&gt;  &lt;div style="text-align: right; font-style: italic; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/"&gt;Gülçin&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://hakikivladimir.blogspot.com/"&gt;Vladimir &lt;/a&gt;ile başlattığımız &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/2008/03/bir-mart.html"&gt;Ayın 1'i&lt;/a&gt;  ve &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/search?updated-max=2008-02-14T08%3A40%3A00%2B02%3A00&amp;amp;max-results=7"&gt;Mim&lt;/a&gt; yazımdır.&lt;br /&gt;Katılmak isteyen arkadaşlara pamuk eller klavyeye diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7905280213933690115?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7905280213933690115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7905280213933690115&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7905280213933690115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7905280213933690115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/03/krmz-demlik.html' title='Kırmızı Demlik'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R8qLs61f7HI/AAAAAAAAApI/zFGT6MuFlqI/s72-c/The_Red_Tea_Pot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3581172504571495730</id><published>2008-02-18T21:38:00.007+02:00</published><updated>2008-02-18T22:51:22.064+02:00</updated><title type='text'>Bir Kar Masalı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7nfCTe7wPI/AAAAAAAAAno/vM60xl5eZhw/s1600-h/kar+masaligreen7.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7nfCTe7wPI/AAAAAAAAAno/vM60xl5eZhw/s400/kar+masaligreen7.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5168407278067106034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Yaşadıkları meridyende, kar her zaman yağmazdı. Bilirlerdi bunu. Gökten inecek beyaz taneleri özlemle beklerlerdi. Doğa beyaz ipek elbisesini giydiğinde en çok onlar sevinirdi. Buluşma yerlerine koşarlardı sevinçle. Birbirlerine anlatacak o kadar şeyleri birikirdi ki, hiç susmadan saatlerce konuşurlardı. Kartopu oynayan çocuklar atkılarını, berelerini verirdi onlara, üşümesinler diye. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Güneş ışıklarının, beyaz ipek elbisenin üzerine düşmeye başlaması ayrılık saatinin habercisi olurdu. Kucaklaşıp veda ederlerdi. Gözyaşı dökmek yoktu bu ayrılıkta. Birbirlerini tekrar göreceklerini bilirlerdi. Karanfil kokulu türkülerle beklerlerdi o günü. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3581172504571495730?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3581172504571495730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3581172504571495730&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3581172504571495730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3581172504571495730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/02/bir-kar-masal.html' title='Bir Kar Masalı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7nfCTe7wPI/AAAAAAAAAno/vM60xl5eZhw/s72-c/kar+masaligreen7.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1179681200442242319</id><published>2008-02-14T00:07:00.001+02:00</published><updated>2008-02-14T10:55:18.205+02:00</updated><title type='text'>Lahey'de İlk Doğum Günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7NZuje7wOI/AAAAAAAAAng/vsxwVmcXWuc/s1600-h/ozi3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166571853857931490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7NZuje7wOI/AAAAAAAAAng/vsxwVmcXWuc/s400/ozi3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,0,0); TEXT-ALIGN: center" align="center"&gt;Guitaristique Ways Of Life&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(204,0,0); TEXT-ALIGN: center" align="center"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Nice nice yıllara...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1179681200442242319?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1179681200442242319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1179681200442242319&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1179681200442242319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1179681200442242319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/02/laheyde-ilk-doum-gn.html' title='Lahey&apos;de İlk Doğum Günü'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7NZuje7wOI/AAAAAAAAAng/vsxwVmcXWuc/s72-c/ozi3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6625715914376411921</id><published>2008-02-13T11:03:00.006+02:00</published><updated>2008-02-13T11:16:57.621+02:00</updated><title type='text'>Kırmızılı</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7KynTe7wNI/AAAAAAAAAnY/hKyBfFKH9Qg/s1600-h/semrenk4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166388110862041298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 278px; CURSOR: hand; HEIGHT: 304px; TEXT-ALIGN: center" height="347" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7KynTe7wNI/AAAAAAAAAnY/hKyBfFKH9Qg/s400/semrenk4.JPG" width="249" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;Alltaki resmi görmekten bıkan arkadaşlarım için kendi ellerimle hazırladım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6625715914376411921?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6625715914376411921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6625715914376411921&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6625715914376411921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6625715914376411921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/02/krmzl.html' title='Kırmızılı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R7KynTe7wNI/AAAAAAAAAnY/hKyBfFKH9Qg/s72-c/semrenk4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2280425066699642960</id><published>2008-01-20T20:09:00.000+02:00</published><updated>2008-01-20T20:48:27.416+02:00</updated><title type='text'>Paramparça</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R5OWsESrEKI/AAAAAAAAAkg/8N3tvCPzy28/s1600-h/paramparca.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 377px; height: 229px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R5OWsESrEKI/AAAAAAAAAkg/8N3tvCPzy28/s400/paramparca.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157631682079821986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: center;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);font-size:85%;" &gt;Bu sefer de sevgili &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://melihkorukcu.blogspot.com/"&gt;Melih&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; &lt;/span&gt;mimlemiş beni; yazmamak olmaz.   Mimin konusu&lt;br /&gt;&lt;strong style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;'Yapmak Zorunda Olduğumuz Halde Bir Türlü  Yapamadığımız Kolay İşler&lt;/span&gt;.’&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bende çiçeği burnunda blogçularımızdan &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://cikolatatadindaoykuler.blogspot.com/"&gt;Seçil&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://high-degree.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Degree&lt;/span&gt;’&lt;/a&gt;yi, severek okuduğum yazılarına sıcacık bir öyküyle devam eden &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://cihannuma-sofi.blogspot.com/"&gt;Sofi&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;’&lt;/span&gt;yi ve gizli bahçesini bizimle paylaşan &lt;a href="http://benimgizlibahcem.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Tabiat Ana&lt;/span&gt;’&lt;/a&gt;yı mimliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cuma geceleri eve gelip, kapıyı açtığında içine çektiği mis gibi temizlik kokusunu severdi. İşlerin sona erdiğinin rahatlamanın, eğlencenin, dinlenmenin habercisiydi bu koku. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Her hafta evine gelen kadın o gün de harikalar yaratmıştı. Çamaşırlar temizlenip ütülenmiş, özenle katlanıp yerlerine kaldırılmış, bulaşıklar yıkanıp raflara dizilmiş, yatağı bahar kokulu çarşaf ve nevresimlerle onu beklemeye koyulmuştu. Kendisine huzur veren bu düzeni ve sembollerini kutlamak için bardağına viskisini doldurdu. Buz attıktan sonra, çerez tabağını almak için dolabın kapısını açtığında, günlerdir tamir bekleyen raflardan birine çok fazla tabak yerleştirildiğini fark etti. Çivileri evhamlı duran rafı sağlamlaştırma zamanı çoktan gelmişti ama o an keyfini bozmak istemedi.&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;Nasılsa koca bir hafta sonu vardı önünde, bir ara hallederdi. Deri koltuğuna uzanıp, TV’de rast gele bir kanal seçti. Viskisini yudumlayarak, güzel geçeceğini hissettiği hafta sonuna merhaba dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ertesi gün öğlen vakti kalktığında bu kadar çok uyumayı planlamadığını ama kendisine iyi geldiğini düşündü. Buzdolabının kapısını açtığında doğru dürüst yiyecek kalmadığını gördü. Olanlarla kahvaltı ettikten sonra alışverişe çıktı. Hem, akşama gideceği parti sahibine ev hediyesini de alırdı. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Her zaman oynadığı, kendisine göre anlamlı, şans getireceğini düşündüğü numaralardan oluşan loto kuponunu da yatırırdı. Nedense hep son güne bırakırdı bu işi. Üç yıla yakındır aynı sayılarla oynamasına rağmen, hala dörtten fazlasını tutturamamıştı ama her zamanki gibi umutluydu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Alış veriş merkezine geldiği iyi olmuştu. İlerde almayı planladığı televizyonlara baktı. Özelliklerini inceledi. Daha önce almadığına sevindi. Haftalık yiyeceğini aldıktan sonra, özenerek seçtiği şarap kadehlerini hediye paketi yaptırdığında keyfine diyecek yoktu. Eve yaklaşırken arabanın benzin ibresine takıldı gözü, yakıtı azalmıştı. Nasılsa yeter diye düşünüp eve döndü.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Küveti sıcak su ve köpükle doldurup uzun bir banyo yaptı. Banyonun musluğunu tamir etmesi gerektiğini düşündü bornozunu giyerken. Zorlukla kapanıyor ve acayip sesler çıkarıyordu. Hayat kısa, hafta sonlarıysa daha kısaydı. Bu projeyi bir başka sefere bıraktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Parti çok eğlenceli geçti. Harika mezeleri, daha önce hiç tatmadığı kremalı tavuğu büyük bir iştahla yedi. İncir tatlısının tarifini aldı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ev sahibinin seçtiği birbirinden güzel şarkılardan oluşan müzik şöleni ve dost muhabbetleri haftanın stresini çoktan yok etmişti. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Gecenin ilerleyen saatlerinde arabasına bindiğinde gözü yine ibreye takıldı. Otoparkta yer kalmadığı için yola park etmek zorunda kaldı ama benzinin onu yarı yolda bırakmamasından hoşnuttu. Yarın ilk işi depoyu doldurmak olacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Evin kapısını açıp adımını içeri attığında bir su birikintisine bastığını düşündü. Aceleyle ışığı yaktığında gözlerine inanamadı. Evi su basmıştı. Salona girdiğinde halının ve gazetelerin su içinde yüzdüğünü gördü. Diğer odalarda da durum farklı değildi. Nedenini anlamak için fazla düşünmesine gerek kalmadı. Tamir etmediği musluk sonunda görevinden istifa etmişti.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Kovalarla suyu boşaltıp, yerleri silip yattığında sabah olmak üzereydi. Derin bir nefes aldı. Hiç bu kadar çok yorulduğunu hatırlamıyordu. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Tam uykusuna dalmıştı ki, anlam veremediği bir şangırtıyla yatağından sıçradı. Önce deprem oluyor sandı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Çok korkmuştu. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Uzunca süren şangırtı bittiğinde, yatağından fırlayıp şangırtı mahalline gitti. Porselen tabakların olduğu raf tamiri beklememiş, çökmüştü. Çökerken alt rafları da yanında götürmüş, bütün tabaklar, bardaklar şimdi ufacık parçalar halinde biraz önce kuruladığı marleyin üstünde yatıyordu. Bu kadarı da fazla diye düşündü. Ertesi sabah toparlamayı düşünüp yatağına geri döndü. Bahar kokulu nevresimlerin kokusunu almıyordu artık.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ertesi gün, yerdeki parçaları temizledikten sonra bilgisayarını açtı. Maillerini ve internet gazetelerini okudu. O kadar işin arasında loto bileti almayı unutmuştu. Nasıl olsa bir şey çıkmıyordu ama gene de sonucu merak etti. Kazanan olmadığı için devreden numaraları görünce gözlerine inanamadı. Bu hafta onun şanslı numaraları kazanmıştı büyük ikramiyeyi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2280425066699642960?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2280425066699642960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2280425066699642960&amp;isPopup=true' title='22 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2280425066699642960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2280425066699642960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/01/parampara.html' title='Paramparça'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R5OWsESrEKI/AAAAAAAAAkg/8N3tvCPzy28/s72-c/paramparca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6669744003564684655</id><published>2008-01-07T23:20:00.000+02:00</published><updated>2008-01-08T08:44:50.779+02:00</updated><title type='text'>Salacak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R4Mbx0SrEII/AAAAAAAAAkQ/EIVG094eWn8/s1600-h/salacak+orgutcayli2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 363px; height: 241px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R4Mbx0SrEII/AAAAAAAAAkQ/EIVG094eWn8/s400/salacak+orgutcayli2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5152992941306482818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Yeni yılın ilk sabahında gazeteleri eline heyecanla aldı kız. Umutluydu bu sefer. Rakamlara bağladığı hayalleri gerçekleşebilirdi. Haberlere bile bakmadan aradığı sayfayı bulup, sayıları karşılaştırdı. Amorti bile tutturamadığını görünce, içindeki enerjinin uçup gittiğini hissetti. Nedense bir şeyi çok isteyince olmuyordu. Bileti yırtıp attı, bir kahve yaptı kendine. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ev arkadaşları hala uyuyordu. Bu kadar erken kalktığına pişman olmuştu. Uyanmasaydı, rüyası hala sürüyor olacaktı. Moda sahiline inip yürümeyi düşündü, vazgeçti. ‘Yılbaşı’ kelimesi gelip kafasına yerleşmiş, yapması gereken her şeyin hatırlayıcısı gibi onu bir türlü rahat bırakmıyordu. Tam bir dönemeçteydi. Yeni bir iş, yeni bir ev bulması lazımdı. ‘İlanlara bari bakayım.’ dedi. Açtığı sayfada fazla ilan yoktu ama çerçeve içindeki bir ilan onu heyecanlandırmaya yetti. ‘Bilgisayar kullanabilen, İngilizce bilen, ehliyeti olan refakatçi bir bayan aranıyor.’ Sadece refakatçi deseydi ilgilenmezdi ama aranan diğer nitelikler güzel çağrışımlar yaptı. ‘Vay be, bana vuran piyangolar bile farklı oluyor!’ diye düşündü. Hemen telefona sarılıp numarayı aradı. Kendisini cevaplayan genç adamdan, öğleden sonra gideceği randevunun adresini aldı.&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Otobüste giderken nasıl bir iş, ev olacağını hayal etmeye çalıştı. Deniz manzarası olursa çok güzel olurdu. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Daha önce birkaç kere gitmişti Çengelköy’e. Denize uzanmak için on metre kadar yatay olarak uzamış yaşlı çınar ağacı onu büyülemişti. Fotoğrafını çekmeye çalışmış, ancak üç kareye sığdırabilmişti. Kulağındaki müzik çaların sesini iyice açtı. Camdan dışarıya, yılın ilk gri gününe baktı. Üsküdar’ı geçtikten sonra, deniz kenarındaki yalılardan fırsat buldukça denizi, süzülen martıları, boğazı geçen gemileri görebiliyordu. Çengelköy’de indikten sonra, adresi sordu ve dik bir yokuşun sonunda bulduğu eski bir evin ziline bastı. &lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Kapıyı açan uzun saçlı, sarışın bir genç onu kadına götürdü. ‘Hoş geldin’ diye ona elini uzatıp gülümseyen kadın, oturmasını işaret etti. İki kanepe, ortadaki sehpa dışında fazla bir şey yoktu salonda. Duvarda kocaman bir kız kulesi tablosu vardı. Kız, kadının bir yazar olduğunu, uzun yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra, iki ay önce kesin dönüş yaptığını öğrendi. Bir saat kadar, karşılıklı konuşuldu. Anılarını yazıyordu kadın ve torunu artık ülkesine geri döneceği için her konuda kendine yardımcı olacak bir asistana ihtiyacı vardı.&lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hani iki insan tanışır da yıldızları tutar, o büyülü anlardan biri oldu. Kızın uzun kıvırcık saçları, meraklı bakan masum gözleri kadına buraları bırakıp gittiği günlerdeki kendi halini hatırlattı. Kız iki ülkeye ve yıllara dağılan anıları merak etti. Referans kontrolü tamamlanır tamamlanmaz kızın eve taşınmasına karar verildi. &lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kız dönerken kadını, gizemli yüzünde sakladığı hüznü, buralardan uzak geçen yıllarını düşündü. Onca yıldan sonra, onu buraya neyin getirmiş olabileceğini merak etti. Sadece memleket hasreti için dönülmez gibi geldi ona. Bu düşüncelere öyle daldı ki müzik dinlemek aklına bile gelmedi. &lt;/p&gt;  &lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kısa bir süre sonra Çengelköy’deki eve yerleşti kız. Kadının ondan ilk isteği bir Salacak gezisi oldu.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6669744003564684655?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6669744003564684655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6669744003564684655&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6669744003564684655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6669744003564684655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/01/salacak.html' title='Salacak'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R4Mbx0SrEII/AAAAAAAAAkQ/EIVG094eWn8/s72-c/salacak+orgutcayli2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6565169913269093099</id><published>2008-01-01T13:22:00.000+02:00</published><updated>2008-01-01T13:40:02.697+02:00</updated><title type='text'>Mutlu Yıllar</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3ojVUSrEEI/AAAAAAAAAjw/lhMlPE1g7yg/s1600-h/mutlu+yillar-deniz+kose.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150467972982837314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 232px; TEXT-ALIGN: center" height="231" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3ojVUSrEEI/AAAAAAAAAjw/lhMlPE1g7yg/s400/mutlu+yillar-deniz+kose.jpg" width="310" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bugün dünyayı istediğin bir renge boya.&lt;br /&gt;Rengârenk batan günü al karşına.&lt;br /&gt;Bir renk de kendinden kat.&lt;br /&gt;Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak.&lt;br /&gt;Kapat gözlerini bir hikâye yarat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin Öger&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılda güzel hikayelerinizin olması dileklerimle.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6565169913269093099?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6565169913269093099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6565169913269093099&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6565169913269093099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6565169913269093099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2008/01/mutlu-yllar.html' title='Mutlu Yıllar'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3ojVUSrEEI/AAAAAAAAAjw/lhMlPE1g7yg/s72-c/mutlu+yillar-deniz+kose.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-5978679898566229069</id><published>2007-12-26T22:36:00.000+02:00</published><updated>2007-12-27T16:12:32.474+02:00</updated><title type='text'>Mim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3Ou-Kt8EyI/AAAAAAAAAjo/n0SCcKpnnmM/s1600-h/marcel+marceau.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 325px; height: 232px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3Ou-Kt8EyI/AAAAAAAAAjo/n0SCcKpnnmM/s400/marcel+marceau.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148651182066766626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/2007/12/blogger-halleri.html"&gt;Gülçin kardeş beni yine mimlemiş&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;, &lt;/span&gt;yazmamak olmaz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?&lt;/b&gt; &lt;span style=""&gt;On dokuz yıl boyunca her yaz turist olarak geldiğim, ondan önce de öğrencilik yıllarımın geçtiği bu şehirde tekrar yaşamak benim için inanılmaz bir ayrıcalık. Tanrı fakiri sevindirmek isterse, önce eşeğini kaybettirir sonra buldurur hesabı; dönüşümün ilk saniyesinden itibaren sanki buraya, ait olmak için yaratılmış gibi hissettim kendimi. Bir de burdaki ilk haftamda kendime bir söz vermişliğim oldu. Bir yere turist olarak gidince, tüm algılarını açıp, orayı daha iyi görüyor, yaşıyor ve hissediyorsun. Yaşadığın yerde ise günlük yaşamın kargaşası etrafını görmeni, doyasıya yaşamanı engelliyebiliyor. Bunun için, algılarımı rafa kaldırmadan yaşamaya çalışacağım demiştim kendi kendime. Ne kadar başarılı olduğumun ölçütü, hala buralarda olmaktan acaip keyif alıyor&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;olmam &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;diye düşünüyorum. Blogçuluk da kendime verdiğim bu sözü yerine getirmem de önemli bir etken oluyor. Bunun için de beni blog dünyasıyla Ocak 2007’de tanıştıran sevgili &lt;a style="color: rgb(51, 102, 255);" href="http://orininseyirdefteri.blogspot.com/"&gt;Ori&lt;/a&gt;’ye teşekkür ediyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;? Önceleri gözlem yazıları yazarken bir de baktım ki öykü, deneme türüne başlamışım. Öykücülük benim için blogçuluktan önce vardı ama yazılar gün yüzü göremiyordu. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Artık onları paylaşabileceğim arkadaşlarımın olması çok güzel. Gözlem yazılarımı özlüyorum galiba ve yeniden başlayabilirim. İçimde yatan aslan ise, polisiye-dizi türü yazılar yazmak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt; Malum blokçuluğun&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;düşünme ve yazma aşamaları var. Görseller apayrı bir tad. İnternetten uygun bir fotoğraf aramak ya da çektiğin fotoğrafdan yola çıkarak birşeyler yazmak bazen çok doyurucu olabiliyor. Dahası aktif bir okuyucu, film izleyicisi, müzik dinleyicisi olabiliyorsun. Blog arkadaşlarımın yazılarını takip ise büyük bir zevk ve uğraş. Tüm bunlar zaman alıyor ama bu benim seçimim, zevkle yapıyorum ve kesinlikle feragat olarak görmüyorum&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı? ‘&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;Zorunluluk’ değil, ‘motivasyon’ diyelim. Hedefim hafta da bir yazmak. Bu da çeşitli nedenlerden dolayı her zaman olmuyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=""&gt;Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim? &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=""&gt;Umarım hiç bitmez ve 115 yaşıma geldiğim de bile Gülçin’in 500’ncü mimi üzerine bir yazı döşeniyor olur ve yoğunluğunda bile bizi düşünüp, görselleriyle besleyen &lt;a style="color: rgb(51, 51, 255);" href="http://hepomutsuzcocuk.blogspot.com/"&gt;Hep&lt;/a&gt;’i mimlerim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;Fotoğraf, bir yılbaşı öncesi Hackney Empire’da muhteşem Bip karakterini hayranlıkla izlediğim ve “Mim, tıpkı müzik gibi ne sınır ne de ülke tanır. Eğer kahkaha ve gözyaşları insanlığın karakteriyse tüm kültürler bizim öğretimizle yoğrulmuştur” diyen, bu yıl Eylül ayında kaybettiğimiz Marcel Marceau’ya ait.&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-5978679898566229069?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/5978679898566229069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=5978679898566229069&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5978679898566229069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5978679898566229069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/12/mim.html' title='Mim'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R3Ou-Kt8EyI/AAAAAAAAAjo/n0SCcKpnnmM/s72-c/marcel+marceau.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3903132527727420239</id><published>2007-12-17T21:07:00.001+02:00</published><updated>2007-12-18T07:51:47.775+02:00</updated><title type='text'>Umut Çarşısı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2bqTat8ExI/AAAAAAAAAjg/nyKOHRA4jDM/s1600-h/vapurda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145057243627787026" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2bqTat8ExI/AAAAAAAAAjg/nyKOHRA4jDM/s400/vapurda.jpg" border="0" height="228" width="366" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Yavaşlayan trenin fren yaparken raylar üzerinde çıkardığı gürültüyle birlikte kapılar açılmış, taşkın bir insan seli dışarıya akmış, onları karşılamaya gelenlere, hamallara, simit, su ve mendil satıcılarına karışmıştı. Trenden inen adam ve çocuk, yeni başlangıçların, kimi zaman da ayrılıkların mekanı olan gara şaşkınlıkla bakınıyordu. Ortalığa tam bir telaş hâkimdi. Karşılamalar, sarılmalar bitmiş, kimse artık orada bir saniye daha geçirmek istemiyordu. Bir an önce kendilerini götürecek vapurlara, taksilere yetişebilmek için koşturuyorlardı. Hoparlörden gelen sesler sanki gelen ve kalkacak trenleri değil, ayrılıkları ve kavuşmaları haber veriyor, tren ve vapur düdükleri birbirine karışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam bu kadar şaşırmasının nedenini anlayamıyordu. Oysa, kahramanın, bavuluyla trenden inip, o meşhur merdivenlerden denize baktığı, sonra vapura bindiği film sahnelerini defalarca görmüştü. “Bazı şeyler yaşanmadan anlaşılmıyormuş demek ki.” diye düşündü. Kendisi gibi şaşkın bakışlarla etrafını görmeye çalışan oğluna baktı. Ona olan sorumluluğu, kendini çabuk toparlamasına neden oldu. Bavulunu yere koyup, yüz yüze gelmek için çömeldi. Elini sıkıca tutup, “Bak oğlum, burası bizim oralara benzemez. Benden ayrılmak yok, elimi sakın bırakma.” diye onu tembihledi. Ondan ayrılmayı aklından bile geçirecek durumda olmayan çocuk, ağzını açıp bir şey diyemedi. Sadece “Olur” dercesine başını salladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy’de bir lokantada çalışan akrabalarına gitmek üzere vapura bindiler. Adam çocuğa padişahların yaşadığı sarayı parmağıyla işaret ederek gösterdi. Mendireklerin ne işe yaradığını anlattı. Çocuk, sahilde gördüğü kocaman sarı balonu gösterdiğinde ise ne diyeceğini bilemedi. Daha başlamadan bitmiş gibi gelen, onları uçarak takip eden gürültücü martılar eşliğinde yapılan kısa yolculuk, çocuk gibi kendisini de çok heyecanlandırmıştı. Hiç inmek istemedi vapurdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerindeki adres sayesinde lokantayı kolayca buldular. İçeriye girdiklerinde yüzlerine çarpan ılık hava ve yemek kokusunun verdiği saadet, akrabalarının birkaç gündür işe gelmemiş olduğunu öğrenmeleriyle bıçak gibi kesildi. Onların çaresiz bakışları üzerine lokanta sahibi, telefonla bir yerleri aradı ama sonuç olumsuzdu. Kendilerini bir anda, oracıkta yalnız ve sahipsiz hissettiler. Ceplerinde fazla paraları olmamasına rağmen lokantacının tarif ettiği oteli bulup, şehirdeki ilk gecelerini orada geçirdiler. Ertesi gün de lokantacı aynı şeyi söyleyince, bir kez daha karamsarlığa büründüler. Bu kez garsonlardan biri akrabalarının, postanenin sokağındaki giyim mağazasında çalışan bir kızla ara sıra buluştuğunu, belki onun yardımcı olabileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağazadaki kızı bulduklarında gerçeği öğrendiler. Uzun süredir asker kaçağı olan akrabaları, sonunda yakalanmış ve hemen görev yerine gönderilmişti. Bir gel git daha yaşadı adam ve oğlu. Onların üzerine çöken umutsuzluğu fark eden kız, üzülmemelerini, kendisinin de aynı semtte oturduğunu, iş çıkışında birlikte gidebileceklerini söyledi. Babanın yüzüne yayılan mutluluk az bir ara ile çocuğun yüzene de yerleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine yağan yağmura aldırmayan ikili merak ettikleri çarşıyı keşfe çıktı. Bu kadar meyve sebze çeşidini, baharatçıyı, kebapçıyı, kuruyemişçiyi, tatlıcıyı bir arada görmemişlerdi. Pet dükkânında ki ufacık yeşil kaplumbağalara, gözleri yeni açılmış köpek yavrularına, garip sesler çıkaran papağanlara baktılar. Başlarını sokacak bir yerleri olduğunda, çocuk bu küçük kaplumbağalardan birkaç tane almayı düşledi. Balıkçıda gördükleri kaz çocuğun beyaz boynuna dokunmasına izin vermedi ama babayı umutlandırdı. Bu kalabalık şehirde kaza bile bir yer varsa, onlar için de pekala olabilirdi. Dikkatle pazardaki esnafı inceleyen baba, yapabileceği işleri kafasında kurmaya başlamıştı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın söylediği saate yakın, çalıştığı yerin karşısındaki boş bir dükkânın kepengi önünde beklemeye başladılar. İş çıkışı alışverişini yapan, evlerine giden insanların onların varlığından haberi yok gibiydi. Mağazadaki kız onlara çay getirdi. İçlerini ısıtan çayı yudumlarken, yeni hayatlarına dair düşüncelere daldılar. Aslında ikisi de kendilerini bekleyen zor günlerin farkındaydı ama bu şehrin onlara da sahip çıkacağına dair umutları vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamansız kaybettiği eşini düşündü adam. Oğluyla daha konuşmamıştı ama ilk fırsatta gidip ona bir mevlit okutturacak, mezarını yaptıracaklardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3903132527727420239?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3903132527727420239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3903132527727420239&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3903132527727420239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3903132527727420239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/12/umut-ars.html' title='Umut Çarşısı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2bqTat8ExI/AAAAAAAAAjg/nyKOHRA4jDM/s72-c/vapurda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2941971122131808106</id><published>2007-12-12T22:36:00.000+02:00</published><updated>2007-12-13T23:12:39.172+02:00</updated><title type='text'>Kadıköy'de Bir Akşam Vakti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2BJ9vTZRbI/AAAAAAAAAi8/wcaMyaaDJuA/s1600-h/babaogul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 294px; height: 276px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2BJ9vTZRbI/AAAAAAAAAi8/wcaMyaaDJuA/s400/babaogul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143192099475768754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;Bütün yaz kendini özleten yağmur iki gündür nerdeyse aralıksız yağıyor, şehrin sokaklarını ıslatıyor, gölcükler oluşturuyor, ufacık sellere dönüşüyordu. Sanki özlenmek hoşuna gitmiş de, kavuşmanın tadını iyice çıkarmak istercesine çoşkuyla akıyordu gökyüzünden. Bir önceki gün çiselemeye başladığında, o da masasından fırlamış, ilk damlalara daha yakından şahit olabilmek için camın kenarında toplanan ofis kalabalığına katılmış, içeriye giren yağmur kokusunu derin derin içine çekerek, şehrin yağmurla buluşmasını ve anında tıkanan trafiği izlemişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;Akşam olmuş, evin yolunu tutmuştu şimdi. Ofisten çıkarken eline verilen maaşın ağırlığı çantasında, yağmurun verdiği huzur yüzünde, Kadıköy’deki Beşiktaş iskelesinde vapurdan indi. Kalabalık, meydanın her iki yanındaki duraklara dağılırken, yağmur durdu. Her akşam yolcuları birbirinden renkli çiçeklerle karşılayan çingenelerden, iki demet kokina alıp yolun karşısına geçti. Kendisine ara sıra böyle sürprizler yapmak hoşuna giderdi.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;İnsanların adres tarif ederken ‘Postanenin sokağı’ dedikleri ama artık yerini bir moloz yığını ve onu çevreleyen reklam panolarının aldığı sokağa girdi. Köşede yeni açılan kahve zincirlerinden birinde oturan insanların gamdan uzak halleri, keyfini iyice artırdı. Yıllardan beri karşılıklı cilveleşen iki pastaneyi geçerken, başka bir konuyu, maaşıyla neler alacağını düşünüyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;Böyle mutlu sayılabilecek bir ruh hali içindeyken, gördüğü bir çift yüz, tüm neşesini süpürüp götürüverdi. Renkli ve ışıklı vitrinlerin arasında, boş bir dükkanın paslanmış kepengi önünde çömelmiş oturan baba ve oğluydu gördüğü. Babanın yüzündeki tarifi imkânsız ifade, çocuğun yüzünde kopyalanmış gibiydi. Herkesin koşturarak bir yerlere gittiği bu soğuk Aralık akşamında orada beklemeleri mi, giysilerinin inceliği mi, yoksa yoldan geçenlere bakan bu yüzlerde ki, umutla umutsuzluğun buluştuğu, bekleyiş dolu ifade mi neden olmuştu buna? Anlayamadı kadın. Onu bir anda üzüntüye boğan bu ifade, sanki tüm görüş alanını kapatmış, etrafına bile doğru dürüst bakınamadan yürüyüp geçmişti önlerinden. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Mantıklı olan geri dönüp onlara tekrar bakmak olurdu ama dikkat çekeceğinden korkuyordu. Orada olmalarının, aklına gelen ihtimaller dışında bir açıklaması varsa, bakışlarıyla onları rahatsız etmekten çekiniyordu. En iyisi çaktırmadan durumu iyice anlamak diye düşündü. Yolda ilerliyor, dönüp arkasına bakıyor ama kalabalıktan bir şey göremiyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;Yardıma ihtiyaçları varsa, sokakta kalmışlarsa, onlara yardım etmek istiyordu. Cüzdanında bozuk para olmadığı geldi aklına. Neyse maaşı çantasındaydı. Hem vakit kazanmak hem de parayı bozdurmak için mağazalardan birine girdi. Dışarı çıktığında aşağıya doğru yürüyecek, göz ucuyla bakarak, dikkat çekmeden geçecekti yanlarından. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Çıktığında, çocuğun elindeki iki boş çay bardağıyla, oturdukları yerin karşısındaki giyim mağazasından içeriye girdiğini gördü. Kafası iyice karıştı. İçinden çıkamayacağını anlayınca, konuyu bir sonraki akşam çözmeye karar verip, balık pazarının yolunu tuttu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ertesi akşam ve sonraki akşamlar, kepengin önünde kimsecikler yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2941971122131808106?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2941971122131808106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2941971122131808106&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2941971122131808106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2941971122131808106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/12/kadkyde-bir-akam.html' title='Kadıköy&apos;de Bir Akşam Vakti'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R2BJ9vTZRbI/AAAAAAAAAi8/wcaMyaaDJuA/s72-c/babaogul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2196911034374392864</id><published>2007-12-04T22:59:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T07:58:54.262+02:00</updated><title type='text'>Bremen Yolcuları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R1XAdG9LWzI/AAAAAAAAAiU/G7py5ihtybA/s1600-h/BremenSmall-paul+kidby.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140226156029238066" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 227px; cursor: pointer; height: 326px; text-align: center;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R1XAdG9LWzI/AAAAAAAAAiU/G7py5ihtybA/s400/BremenSmall-paul+kidby.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir zamanlar kadife sesli bir ağustos böceği yaşarmış. Kış gelince aç kalmış karıncanın kapısını çalmış. Karınca ona “Tüm yaz boyunca saz çaldın, şimdi de oyna bakalım.“ deyince, dünyası yıkılmış, ne yapacağını bilmez bir halde yollara düşmüş. “Keşke açlıktan ölseydim de, o kapıyı çalmasaydım.“ diyormuş kendi kendine. Oysa geçen yaz, Marseyas’ta düzenlenen şarkı yarışmasında, Kral Midas’ın elinden Altın Şeftali ödülünü alan oymuş. Onun şerefine şenlikler düzenlenmiş, karıncalar bile işlerine ara verip katılmışlar köyün o yazki en büyük etkinliğine.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ağustos böceği şarkı söylemeye başlayınca herkes coşar, kimse yerinde duramazmış. Uzak köylerden onu dinlemeye gelen, ayağı tutmayan hastalar bile dans ederek dönerlermiş evlerine. Ona sorarsanız, o daha yolun başındaymış. Müzik eğitimi alacak, dünya turuna çıkacak, hatta bir gün opera bile söyleyecekmiş. Üzerinde çalıştığı besteleri bile varmış. Müziği seçtiği için hiç pişman değilmiş ama şimdi yiyecek bir şeyler bulamazsa, her şey bitecekmiş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu düşüncelere o kadar dalmış ki bir ormanın derinliklerine doğru ilerlediğini fark etmemiş. Ara sıra uzaktan gelen bir kuş sesi, bir yabani hayvanın çığlığı dışında sessiz gecenin içinden, garip sesler gelmeye başlamış. Dikkatle dinlemiş. Bir eşek anıra anıra uzun hava söylüyor, ona havlayan bir köpek, yüksek perdeden miyavlayan bir kedi ve aralıksız öten bir horoz eşlik ediyormuş. Gelen sesler o kadar kötüymüş ki, bir karga bile onlardan daha iyi söylermiş. Ağustos böceği hemen sesin geldiği kulübeye doğru yürümüş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kulübeye varınca, ışık sızan camdan içeriye bakmış. Ev sahipleri şarkılar söylüyor, eğleniyormuş. Şöminedeki ateşi görünce, ne kadar çok üşüdüğünü fark etmiş. İçeride olmayı çok istemiş ama gecenin o vakti kapıyı çalmaya cesaret edememiş. Öylece onları pencereden izlemiş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İçerdekilerin keyiflerine diyecek yokmuş. Ne kadar kötü söylediklerinin farkında bile değillermiş. Bir süre sonra şarkılarına ara verip, yemeğe başlamışlar. Birbirinden güzel yiyecekleri gören ağustos böceği önce yutkunmuş, sonra da onların dikkatini ürkütmeden çekecek bir yol düşünmüş. Yüreğinin derinliklerinden gelen bir sesle, donmak üzere olduğuna aldırmayıp, yanık bir türkü söylemeye başlamış. Geceyi bölen güzel sesi duyan orman sakinleri, yaptıkları işi bırakıp, soluksuz onu dinlemeye başlamış. Kulübedekiler de şaşkınlık içinde önce kulaklarını sesin geldiği yöne dikmişler, sonra da dışarıya fırlamışlar. Neredeyse donmak üzere olan ağustos böceğini görünce tam vaktinde yetiştiklerini düşünüp, onu hemen içeriye almışlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Biraz yemek yiyip, kendine gelen ağustos böceği başından geçenleri onlara bir bir anlatmış. Eşek, “Bak bizim yerimiz var, burada kal.“ demiş. Diğerleri de hep bir ağızdan aynı şeyi söyleyince o da kabul etmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;O geceden sonra kulübeden yayılan müzik dalgaları gittikçe güzelleşmiş. Ağustos böceğinin verdiği şan, solfej, armoni dersleri sayesinde, diğerleri de çok iyi söylüyorlarmış artık. Şarkılı, türkülü dakikalar, kırk gün kırk gece devam etmiş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kırkıncı gecenin sabahında eşek arkadaşlarına, “Hani biz Bremen’e gidecektik.“ demiş. Uzun zamandır bu düşünce aklından bile geçmeyen köpek heyecanlanmış, “Neden duruyoruz öyleyse.“ demiş. Kedi durumu ağustos böceğine açıklamış. Horoz da “Sen de bizimle gel.“ demiş ağustos böceğine.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Ertesi gün, beş kafadar hayalleri ceplerinde yola koyulmuşlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2196911034374392864?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2196911034374392864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2196911034374392864&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2196911034374392864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2196911034374392864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/12/bremen-yolculari.html' title='Bremen Yolcuları'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R1XAdG9LWzI/AAAAAAAAAiU/G7py5ihtybA/s72-c/BremenSmall-paul+kidby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-933350559170799121</id><published>2007-11-29T23:42:00.000+02:00</published><updated>2007-12-18T08:04:49.398+02:00</updated><title type='text'>Salacak'ta Bekle Beni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R08yxONLNPI/AAAAAAAAAiE/T-mJrB_l1lI/s1600-h/salacaktaki+kadin.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R08yxONLNPI/AAAAAAAAAiE/T-mJrB_l1lI/s1600-h/salacaktaki+kadin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5138381521061360882" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 208px; cursor: pointer; height: 276px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R08yxONLNPI/AAAAAAAAAiE/T-mJrB_l1lI/s400/salacaktaki+kadin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;Güzel bir bahar akşamı, doğayı saran yaşam rüzgarı, onun da bedenine dalga dalga yayılmış, gözleri açılmış, dünyaya ikinci defa ‘Merhaba’ demişti. Ona sorsanız normal uykusundan uyanmıştı. Herkes farklı söylüyordu ama. Vücudundaki uyuşukluk olmasa, demir bir kütleye dönüşmüş ellerini, ayaklarını oynatabilse inanmayacaktı söylenenlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki günlerini, hastanede iyileşmeye, bedenini terk etmiş gücü yeniden kazanmaya çalışarak geçirdi. Yıllardan beri hapishanesi olan yatağından tamamen kurtulmak, hayatın ona verdiği ikinci şansı doya doya kullanmak istiyordu. Ziyaretine gelen çok olmuştu. En çok beklediği, bir türlü gelmiyordu ama. Kapının her açılışında, başını kaldırıyor, içeri girenin o olmadığını görünce, içini tarifsiz bir hüzün kaplıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan uzun bir süre geçti, evine kavuştu adam. Uzun uykusunda evi, arkadaşları, şehri ne çok değişmişti. Evlerinin arkasında, futbol oynadıkları bostana koca koca siteler dikilmiş, televizyon kanalları çoğalmış, telefonlar cepte taşınır olmuştu. İkinci bir boğaz köprüsü bile yapılmıştı. Daha her şeyi net olarak hatırladığı söylenemezdi ama hiçbir şeyin eski tadının kalmadığı kesindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite öğrencisiydi komaya girdiğinde. Şimdi arkadaşları okullarını bitirmiş, iş adamı olmuş, evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı. Sanki o bildiği insanlar gitmiş, yerlerine başkaları gelmişti. Aynaya baktığında gördüğü kişi de, kendisi değildi. Yüzündeki çizgiler, şakaklarında beyazlaşan saçlar onun olamazdı. Kendisinden yirmi yıl yaşlı bir adamın bedenine hapsolmuşta, kaçamıyor gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O hep beklediği gelmemişti hala. Arkadaşları da bilmiyordu nerde olduğunu. Akşamları uzandığı yatağında, onun lüle lüle saçlarını düşünüyor, el ele tutuşarak yürümelerini, Salacak’taki çay bahçesini, tavla oynamalarını gözünde canlandırmaya çalışıyordu. Randevuları iple çekmesine rağmen, hep geç kalırdı, o zamanlar. Bir türlü tutturamazdı zamanı. İlk kavgalarıda bu yüzden olmuştu. Hatta lüle saçlısı, ona bir saat bile hediye etmişti. ‘Ne güzel, artık hiç geç kalmam.’ demişti gülerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son görüşmelerinde, ertesi gün buluşmak üzere ayrılmışlardı. Nerden bilebilirdi ki randevuya gidemeyeceğini, uzun yılların aralarına kara bir bulut gibi gireceğini. Lüle saçlısı gelmiş miydi, buluşma yerine? Her zaman oturdukları masada mı beklemişti onu? Sonra ne yapmıştı, merak ediyordu tüm bunları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona olan özlemi, günden güne büyüyor, kapanması imkânsız bir boşluk açıyordu. O çay bahçesine gitmeyi planlıyordu her gün, ama ayakları bir türlü varmıyordu. Korkuyordu, ya orda değilse diye. Arkasından batan güneşi defalarca seyrettikleri Kız Kulesi’nin bile kendisine ‘Çok geç kaldın, çok.’ diyeceğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız Kulesi'nin olduğu ülkeden çok uzaklarda, bir ada ülkesinde yaşayan kadın, memleketini özlediğinde Türk mahallesine alışverişe giderdi. Çok sevdiği simidi bulamazdı ama eve sucuksuz, beyaz peynirsiz ve gazetesiz dönmezdi. O Pazar sabahı alışverişini yapmış, masayı bir güzel donatmıştı. Kahvaltıyı bitirip, çayını yudumlarken, memleketinin gazetesini eline aldı. Üçüncü sayfaya geldiğinde resimli bir haber dikkatini çekti. Fotoğraftaki adamı tanımıştı. Şaşkınlık, sevinç, acı dolu bir duygu atağına kapıldı. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Buna engel olamayacağını anlayınca, telaşla terk etti masayı. Bu halini eşi ve çocukları görsün istememişti.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Dilbilgisi konusundaki önerileriniz için çok teşekkürler. Üsteki, yazının düzeltilmiş halidir.&lt;br /&gt;Umarım bu sefer olmuştur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-933350559170799121?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/933350559170799121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=933350559170799121&amp;isPopup=true' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/933350559170799121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/933350559170799121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/11/salacakta-bekle-beni.html' title='Salacak&apos;ta Bekle Beni'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R08yxONLNPI/AAAAAAAAAiE/T-mJrB_l1lI/s72-c/salacaktaki+kadin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7062019314649099152</id><published>2007-11-18T19:37:00.002+02:00</published><updated>2008-10-14T15:34:44.275+02:00</updated><title type='text'>Kemik Peşinde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R0B4lyStLAI/AAAAAAAAAhc/b1xxQrxNdqc/s1600-h/Labrador.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5134236165753089026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 364px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 274px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R0B4lyStLAI/AAAAAAAAAhc/b1xxQrxNdqc/s400/Labrador.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Koşarak gitti kasabın önüne. Pembe dili dışarıda. Tesadüfen bulduğu bu dükkâna her gün uğrardı. Amaçsız yürüdüğü kaldırımda, burnuna gelen kokuyu takip ederek gelmişti ilk kez. Vitrinde asılı etleri görünce, akıvermişti ağzının suyu. Düşünmeden dalmıştı içeriye. İçerdeki, beyaz önlüklü, koca göbekli adam “Hoşt.“ diye bağırınca, neye uğradığını şaşırmıştı. Dışarıya kovalamıştı onu. Buna bir anlam verememişti.&lt;?xml:namespace prefix = u1 /&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;Oraların sahibiymiş gibi, kapının önüne uzanmış kediye dikti gözlerini. Kaygısız bir hali vardı. Oysa kendisini görünce dikleşen kulakları, onu ele veriyordu. Varlığı bu besili kediyi rahatsız etmişti. Ama ilişmedi ona. Beyaz önlüklü, severdi bu miskin kediyi. “Hoşt.“ demezdi ona. Buna da anlam veremezdi köpek.&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İnsanları da severdi, beyaz önlüklü. Onların içeriye girmesine izin verir, bir kağıda sardığı etleri, beyaz bir poşetin içine özenle yerleştirip verirdi onlara. Kendisine neden vermezdi, anlamazdı köpek. Kağıda sarılmasa da olurdu. Bir kemiğe bile razıydı. Bir defasında küçük bir kemik parçası önüne düşmüş, onunla yorulana kadar oyalanmıştı. Nasıl da sevinmişti o gün. &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Belki beyaz önlüklü bugün bir kemik verir diye düşündü. Bir güzel yalamıştı tüylerini. Yakışıklı olmuştu. Hem sokakta yürürken birisi onu durdurmuş, başını okşamıştı. İnsanların sıkça yaptığı şeydi bu. Buna da anlam veremezdi köpek. Kemik verseler daha iyi olmaz mıydı? Bugün işi yaver gidecekti. Bunu hissediyordu. Biraz sonra beyaz önlüklü onu çağıracaktı. Çağırdığında naz etmek olmazdı. Hemen kuyruğunu sallayarak girecekti içeriye. Ne istediği sorulduğunda bir bir anlatacaktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bunları düşünürken kapıdan ayırmıyordu gözlerini. Çırpı bacaklı, kısa pantolonlu bir oğlan girmişti içeriye. Bakalım beyaz önlüklü onu nasıl karşılayacaktı. Bu çocuğun yaptıklarını iyice incelerse, işin sırrını çözebilirdi. Ondan sonra gelsin etler, kemikler. Hatta kardeşlerine, annesine bile götürecekti. Bunu gören annesi “Bak benim akıllı oğluma, neler getirmiş.” diyecekti. Gurur duyacaktı ondan. &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Çırpı bacaklının, elindeki poşetle dışarı çıktığını gördü. Elinde salladığı poşetten nefis kokular geliyordu. İyi bir çocuğa benziyordu. Orada beklemekten de sıkılmıştı. Takip etmeye karar verdi. Çırpı bacaklı bunun farkına varmış olmalıydı. Ara sıra dönüp arkasına bakıyor, gülümsüyordu. Poşete yaklaşıp “Miyk miyk” dedi. Çırpı bacaklıya etten istediğini söylemişti. İyi de etmişti. Çocuksa poşeti ondan uzaklaştırmış, iki eliyle göğsüne bastırmıştı. &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hızlanmak zorunda kaldı. Çırpı bacaklı, koşmaya başlamıştı. Birkaç kez daha arkasına dönüp bakmış, gülümsemişti köpeğe. Umutlandı köpek. Belki de çocuk herkesten uzak bir köşede doyuracaktı onu. Onun içindi bunca yol. Herkesin içinde olmazdı. Yoksa herkes kendi payını isteyebilirdi. “Ne kadar düşünceli bir çocuk.” diye geçirdi içinden. Sevdi bu çocuğu. Verdiklerini iştahla yiyecek, mutlu olduğu zamanlarda yaptığı gibi kuyruğunu sallayacaktı. &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Eski bir evin önüne geldiler. Çocuk durdu. O da. Nefes nefese, dili dışarıda. Çocuk bir şeyler söyledi ona. Beklediği an gelmiş miydi? Sabırsızlandı. Çocuğun çevresinde bir tur attı, zıpladı. Patileriyle çırpı bacaklarına yaslanıp bekledi. Gözleri, bir türlü açılmayan poşette. İşte beklediğim an geldi diye düşünüyordu ki, çocuk kapıyı çaldı. Açılan kapıdan içeri süzüldü çocuk. Bir anlam veremedi buna köpek. Kapıyı patileriyle açmaya çalıştı. “Pat pat” diye vurdu. Açılmadı kapı. Köpeğin içini, tarifi imkansız bir hayal kırıklığı kapladı. &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ne yapacağını bilemeden bir süre daha kaldı orda. Aklına birden bakkalın karşısındaki, büyük, gri metal kutu geldi. İnsanların, gün boyu attıkları poşetlerle dolu olurdu. Kedilerden fırsat bulursa, kendiside eşelerdi onu. Ağzına layık parçalar bulduğu zamanları hatırladı. Kutuya doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Çırpı bacaklıyı unutmuştu çoktan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,0,153);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7062019314649099152?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7062019314649099152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7062019314649099152&amp;isPopup=true' title='32 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7062019314649099152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7062019314649099152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/11/kemik-peinde.html' title='Kemik Peşinde'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/R0B4lyStLAI/AAAAAAAAAhc/b1xxQrxNdqc/s72-c/Labrador.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>32</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1481725514815632700</id><published>2007-11-15T20:39:00.001+02:00</published><updated>2008-10-14T15:32:18.095+02:00</updated><title type='text'>Kaplumbağa Terbiyecisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzyS0iStK_I/AAAAAAAAAhU/PuebMzEMd-s/s1600-h/kaplumbaga+terbiyecisi+2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133139106551639026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzyS0iStK_I/AAAAAAAAAhU/PuebMzEMd-s/s400/kaplumbaga+terbiyecisi+2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Onu, ilk defa, iş için gittiğim bir şirketin duvarında gördüm. Elinde tuttuğu neyi, boynundan sarkan maşası, kafasındaki kavuk ve kırmızı kaftanıyla ilgimi çekti. Yere serpiştirilmiş yeşillikleri yiyen kaplumbağaları izleyen sakallı bir adam figürüydü bu. Resme hakim olan kırmızının ve ışığın kullanımını beğendim, ama asıl sevdiğim gizemli kompozisyonu oldu. Yaşını başını almış, ciddi yüzlü, sakallı bu adamın, elinde ney, boynun da maşayla, kaplumbağalarla ne işi olabilirdi? Bir deli olabileceğini bile düşündüm.&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Düşündüğüm olasılıklar içinde, Kaplumbağa Terbiyecisi olabileceği yoktu. Yaratıcısı Osman Hamdi Efendi, hukuk eğitimi için 1860’da gittiği Paris’ten, 12 yıl sonra, bir hukukçu olarak olmasa da, tutkulu bir ressam ve müzeci olarak dönmüş. Paris’te yaşadığı yıllar onu batı etkisinde bırakmış. Dönüş sonrası Osmanlı’daki hayatı, doğu ve batıyı harmanlama çabalarıyla geçmiş. Bu duygu bana bildik geldi. Sevdim bu mücadeleci ressamı. Resimlerinin yanı sıra, güzel sanatların geliştirilmesi ve tarihi eserlerin korunması konusunda ciddi çalışmaları ve hayal kırıkları olmuş. Arkeoloji Müzesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisini kurmuş.&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Tablo ise, tam bir sembol zengini. Kahramanın kıyafeti, dervişliğe ait öğelerle dolu. Mevleviliye girmek isteyenler, 18 hizmetten oluşan, 1001 günlük çileden geçermiş. Amaç sabrı öğrenmek, kibri yenmekmiş. Bu gönüllü çekilen çilelerin hepsini daha öğrenemedim, ama tabloyla ilgili olanları şöyle:Sırtında kaplumbağaya benzeyen nesnenin adı ‘Fakir Çanağı’. Derviş adayları bununla, kapı kapı dolaşır, ihtiyaçları olmadıkları halde yiyecek toplarmış. &lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Pazara giderken kuşaklarına taktıkları maşa sayesinde, pazarcılar onları tanır, aldıkları mallarda indirim yaparmış. İndirim kartları yokmuş o günlerde. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Beş kaplumbağanın, değişime karşı direnen kesimi ve yavaş değişen toplumu temsil ettiği düşünülüyor. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Dökülen sıva ve duvardaki çatlaklar ise parçalanmaya başlayan Osmanlıyı temsil ediyor. Kırmızı kaftanlı adamımız da sabırla değişimi sağlamaya çalışan, tüm zorluklara göğüs geren bir aydın.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Dervişimiz neyi üfleyip, o gönülleri fetheden sesiyle, kaplumbağaları terbiye etmeye çalışıyor. Neyin yetmediği yerde maşa devreye giriyor. Kaplumbağaların bizim gibi kulakları olmadığı, hatta işitemedikleri, sırtlarındaki kalın bağa nedeniyle maşayla canlarının yanmayacağı düşünülürse, aydınımızın işi zor. Hatta boşa kürek çektiği bile düşünülebilir. Ben daha iyimser bakmak istiyorum. Kaplumbağalar bile terbiye edilebilirse, birçok şeyi yapabilmek mümkün. Yeter ki isteyelim.&lt;/p&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yorumu, ne olursa olsun, bu çok çarpıcı ve göz doyurucu eserin aslını görmek istiyorum. Pera Galeri’ye yol göründü demektir bu.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,153);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1481725514815632700?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1481725514815632700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1481725514815632700&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1481725514815632700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1481725514815632700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/11/kaplumbaa-terbiyecisi.html' title='Kaplumbağa Terbiyecisi'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzyS0iStK_I/AAAAAAAAAhU/PuebMzEMd-s/s72-c/kaplumbaga+terbiyecisi+2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3934612324066480493</id><published>2007-11-09T07:33:00.000+02:00</published><updated>2007-11-10T09:40:36.644+02:00</updated><title type='text'>Mim Rüzgarları</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzPxtD5TpQI/AAAAAAAAAg8/Vq027dD19pI/s1600-h/uzak+yasamlar+-+ali+sozer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130710156947203330" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzPxtD5TpQI/AAAAAAAAAg8/Vq027dD19pI/s320/uzak+yasamlar+-+ali+sozer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Sessiz sedasız ara verdiğim yazılarıma, Gülçin kardeşin beni mimlemesiyle dönüş yapmak zorunda hissettim. Bloglarda esen mim rüzgarına kapılanca bana da yönlendirmiş. İki tane özlü söz yazmam gerekiyor. Neyse ki seçimim zor olmuyor. Birincisi, büyük bir ailenin ev işlerini nerdeyse tek başına üstlenmiş olan annemden, diğeri de özlü sözleriyle meşhur olan 18. yüzyılın büyük yazarı Goethe’den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dede, babaanne, amca ve kuzenlerin oluşturduğu evimizin tüm işlerini, pek şikayet etmeden tek başına üstlenen annem, yazları bağ ve bahçe işleri çıkınca zorlanmaya başlardı. Bu durumlar da en büyük çocuğu olan benden yardım isterdi. Genellikle evi temizlemek şeklinde olan bu istemlerine hep ‘Kızım, yaptığın bana ise öğrendiğin sana’ sözleri eşlik ederdi. O zamanlar farkına varmadığım bu incelik, sonraları beni hep duygulandırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözlerde ki derinlik öğrenim, iş hayatı ve günlük yaşamımı etkilemiştir. Bir şeyleri öğrenmem ya da öğretmem gerektiğinde bunu salt okuyarak, dinleyerek ya da seyrederek değil bizzat yaparak öğrenmeyi ya da öğretmeyi denerim hep. En iyi eğitimcilerin de katılımcılara deneme şansı verenler olduğuna inanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goethe'nin 'İnsan kendini yalnızca insanda tanır' özlü sözünü, K Dergisinin kapağında görür görmez benimsemiştim. Hayatımın değişik dönemlerinde, bir sürü ırktan, kültürden, dinden, görüşten, yaştan bir araya geldiğim insanları düşünüyorum. Bunca etikete rağmen insan tatlısıyla tuzlusuyla, gerçekleriyle insan. Başkalarının gerçeklerinde kendini gören bir insan. Kendinde olanı, olmayanı, bildiklerini, bilmediklerini, hayallerini, düşlerini, korkularını gösteren bir ayna gibi. Bu yansımalar karşısında sevinir, üzülür, neşelenir, imrenir, öfkelenir, kısaca bir sürü duyguyu yaşarız. Hangi duyguyu yaşarsak yaşayalım, her defasında kendimizi tanıma adına olan uzun yolculuğumuzda yeni bir kapı aralanıverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Aynaya bakar bakar, hayalimi ararım’ demek istediğim sanılmasın. Bunca yansımayı dengeleyen başka bir gücün farkındayım. Bu da herkesten farklı olmak ihtiyacımız. İyi ki böyle ve hepimiz farklıyız. Farklı bir anne, baba, arkadaş, yazar, çizer, yönetmen ya da blogcuyuz. İşte size farklı mim yazıları: Gülçin'inkine &lt;a href="http://gaybubetindecokkitapokudum.blogspot.com/2007/11/hem-gribim-hem-mimlendim.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;buradan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, Latin rüzgarları estiren Hep'inkine &lt;a href="http://hepomutsuzcocuk.blogspot.com/2007/11/bir-mimdiriki-mimdir.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;buradan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goethe çok farklı şeyler söylemek istemişte olabilir. Ölüm döşeğindeyken 'Işık, ışık biraz daha ışık' dediği söylenir ve bundan çeşitli anlamlar çıkarılır. Diğer bir görüş ise, odasına daha çok ışık gelmesi için bakıcısından ikinci bir panjur açmasını istediği doğrultusunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiğim özlü sözü sona sakladım. Bu bir Meksika Atasözü ama ufak düzenlemelerle bu topraklarda da rahatlıkla uygulanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);"&gt;Hayat ekşi bir limon uzattığında, ah kötü kader demeyelim, üstüne tekila ve tuz isteyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3934612324066480493?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3934612324066480493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3934612324066480493&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3934612324066480493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3934612324066480493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/11/mim-rzgarlar.html' title='Mim Rüzgarları'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RzPxtD5TpQI/AAAAAAAAAg8/Vq027dD19pI/s72-c/uzak+yasamlar+-+ali+sozer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1439858262123883062</id><published>2007-09-22T22:15:00.000+02:00</published><updated>2007-09-23T13:56:47.400+02:00</updated><title type='text'>Sufi</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic;"&gt;Ana caddeden sola dönünce, sokağın ilk evlerinden biriydi evimiz. Atkestaneleri ile kaplı sokağın adı ‘The Avenue’ yani iki tarafı ağaçlı yol demekti. Evlerin 18. yüzyıldan kaldığı düşünülürse ağaçların yaşları yüzden az değildi. Hepsi de sokağın iyi ve kötü günlerine şahit olmuşlardı. II. Dünya Savaşı’nda insanlar Alman bombardımanından sığınaklara kaçarken, onlar sokağı beklemişti. Bu ağaçlardan biri o kadar büyüktü ki, gövdesini iki kişi ancak kucaklayabilirdi. O benim arkadaşımdı. Her karşılaşmamızda elimle dokunur hatırını sorardım.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvV5CGWp3WI/AAAAAAAAAeY/Avm2FohDCgI/s1600-h/sufuls.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113126028921396578" style="margin: 0px auto 10px; display: block; cursor: pointer; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvV5CGWp3WI/AAAAAAAAAeY/Avm2FohDCgI/s320/sufuls.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;" face="trebuchet ms"&gt;Soğuğun rüzgarla iyice sertleştiği o kış akşamı, başı göklerdeki sokak arkadaşımı selamlayıp eve yollanmıştım ki onu kapıdaki paspasın üstünde gördüm. Simsiyah parlak tüyleri, dimdik kulakları ve çakmak yeşili gözleriyle geldiğimi farkeden kedi kıvrıldığı yerden kalkarak bana yol verdi. Eğilip başını okşadım. Tüyleri yumuşacıktı. Komşulara ait olmalı diye düşündüm. Biraz sevdikten sonra eve girdim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;Ertesi sabah işe gitmek üzere kapıyı açıp onu paspasın üzerinde bulunca çok şaşırdım. Evsiz bir kedi miydi yoksa? Bunu neden daha önce düşünememiştim? İstanbul'a benzemezdi Londra. Sokak kedileri olmazdı. Hala kapımda olması düşündürücüydü. Yan komşunun zilini çaldım. Yaşlı komşum durumu aydınlatabilirdi. Pembe sabahlığı içinde kapıyı açan Vera’nın da bir bilgisi yoktu. Biraz konuştuktan sonra &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;'En iyisi ben onu eve alayım, bu kışta kıyamette dışarıda kalmasın' dedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvWETGWp3ZI/AAAAAAAAAew/jo7c4ufdwLY/s1600-h/sufi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113138415607078290" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; width: 189px; cursor: pointer; height: 286px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvWETGWp3ZI/AAAAAAAAAew/jo7c4ufdwLY/s320/sufi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;O zamana kadar hayalindeki tek hayvan siyah bir labrador olan ben gün boyu onu düşündüm. Ürkek hali gözümün önünden gitmiyordu. &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;Artık paspasta sabahlamayacağı için sevinmem gerekirken üzülmeme şaşıyor, bir önceki geceyi dışarda geçirmesine neden olmama kızıyordum. Akşam acele adımlarla eve giderken ağacıma selam vermeyi bile unutmuştum. Vera'nın zilini çaldığım da kararlıydım. Onu alacaktım. Vera biraz üzülmüş gibi gözükse de, tüm gününü evdeki iki kediden saklanarak geçirdiğini, alışmasının zor olacağını söyleyerek razı oldu. Onu saklandığı karyolanın altından çıkarırken ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım.&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Kucağımdan yere bıraktığımda, evin her tarafını dolaşıp kokladı. Sıcak kaloriferin yanına kıvrılıp tüylerini yalamaya başladığında evi benimsediğini anlamıştım. O akşam evdeki ton balığıyla idare etti. Ertesi gün yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını aldığım da evimizin bir parçası olmuştu. Adını bilmiyorduk. Bir haftalık arayıştan sonra ona Sufi adını verdik.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Özgür ruhluydu. Kucak kedisi değildi. Eve gelenlerin bacaklarına sürtünür, ‘miiiyk’ sesi çıkarır, kucağına almak isteyenlere hiç yüz vermezdi. Bizim kucağımıza canı çektiğinde gelir, biraz kaldıktan sonra yapması gereken bir şeyi hatırlamış gibi kalkar giderdi. Halbuki bahçe turunu bitirdiğinde evin içine serpiştirdiğim minderlerde uyuklamaktan başka yaptığı şey yok gibiydi. Ara sıra da ekseni etrafında döner kuyruğunu yakalamaya çalışırdı. Onu kucak kedisi olmaya hiç zorlamadım.&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;Rahat ve sıcağa düşkünlüğü bana babaannemi anımsatırdı. İkisi de gürültüye taha&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvV5v2Wp3YI/AAAAAAAAAeo/XxxT9KT9C7Q/s1600-h/say+no+to+fireworks.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113126814900411778" style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; width: 83px; cursor: pointer; height: 125px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvV5v2Wp3YI/AAAAAAAAAeo/XxxT9KT9C7Q/s320/say+no+to+fireworks.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;mmülsüzdü. 5 Kasım’da olması gereken ama havai fişek partileriyle bir ay sürebilen Guy Fawkes kutlamaları döneminde gardırobunu sığınak olarak kullanırdı. Bazı fişeklerin sesi bombayı andırırdı. 80’li yıllarda İstanbul’da kaldığım öğrenci yurdundan, gecenin sessizliğini bölen bomba seslerine alışkındım. Bu sesi Londra’da ilk duyduğum Kasım gecesi, IRA bombası sanmıştım. Asıl nedenini öğrendiğim de çok rahatladığımı hatırlıyorum. Sufi’nin bu şansı yoktu. Anlam veremediği bu sesler onu hep korkutacaktı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ayrılığımızın üzerinden dört yıl geçti ve ben onu hiç unutmadım. Yaşlandığı, günlerini çoğunlukla uyuyarak geçirdiği ve kuyruğunu yakalamaktan vazgeçtiği haberlerini alıyorum. Bir kedi yılının yedi insan yılına eşit olduğu düşünülürse şaşırmamalıyım.&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 51, 153); font-style: italic; font-family: trebuchet ms; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;Bazı alışkanlar insanı kolay terk etmiyor. Ne zaman evin loşluğunda onun cüssesine benzeyen bir poşet ya da çantanın yaptığı karaltıyı görsem, hala Sufi zannederim. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1439858262123883062?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1439858262123883062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1439858262123883062&amp;isPopup=true' title='21 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1439858262123883062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1439858262123883062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/09/sufi.html' title='Sufi'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RvV5CGWp3WI/AAAAAAAAAeY/Avm2FohDCgI/s72-c/sufuls.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-130770317878509438</id><published>2007-09-17T23:35:00.000+02:00</published><updated>2007-09-18T06:38:14.035+02:00</updated><title type='text'>Joanna</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);font-family:trebuchet ms;" &gt;İngiltere'de yaşadığım yıllarda en çok ilgimi çeken şeylerden biri üç kişinin bir araya gelmesiyle bir parti oluşmasıydı. Bunun için çok özel bir neden gerekmezdi. Doğum günleri, yıldönümleri, tatiller, yeni bir iş parti nedeni olabileceği gibi, havanın iyi ya da kötü olması, aybaşı ya da sonu olması bile yeterli olabilirdi. Partiler enerjilerini bol miktarda tüketilen içkilerden alırdı. İçilen her yudum insanları daha bir konuşkan yapar, gittikçe yükselen ses ve kahkahalardan oluşan uğultular dalga dalga yayılırdı. Partiler evde, sokakta, bahçede, park, pub ya da her hangi bir yerde olabilirdi. İçki bitmeden parti bitmez, bitince de gidilecek başka partiler bulunurdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Genellikle eğlenceli olan bu partiler bir sürü insanı bir arada görmenizi, yenileriyle tanışmanızı sağlardı. Herkes için oturacak yer olmasına rağmen insanlar genelde ayakta söyleşirlerdi. Ellerindeki içki bardağı, yiyecek tabağı, omuzlarındaki çanta ve ağızlarındaki sigarayı dengelemek zorunda kalsalar bile oturmazlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Londra'daki ilk günlerimin ikinci partisine çağrıldığım da çok heyecanlanmıştım. Parti akşamı imparatorluğun en parlak dönemi olan Victoria döneminde yapıldığı için o adla adlandırılan evlerden birinin yolunu tutmuştum. Üç katlı bu ev tuğlalı ön cephesi, kapı ve pencere üstlerindeki beyaz oymalı dekorlarıyla sokaktaki evlerin aynısı gibi görünüyordu. İçeri girildiğinde sağda geniş bir salon, yanında da yemek odası vardı. Odalardaki değişik boyuttaki şömineler bu evlere ayrı bir güzellik katardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ru74QOli1vI/AAAAAAAAAas/NyD0tqAl4pw/s1600-h/robin+hood.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 203px; height: 269px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ru74QOli1vI/AAAAAAAAAas/NyD0tqAl4pw/s320/robin+hood.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111295584789255922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Parti bir Halloween partisiydi. Tavanlardan sarkan plastik yarasalar ve loş ışıklandırmayla efek yapılmıştı. İnsanlar değişik kostümler ve bu kostümleri yansıtan kişiliklerle gelmişti. Arap şeyhi, prenses, doktor, hemşire, hayalet, iskelet, hizmetçi, kitaplar ve filmlerden bildiğimiz Robin Hood gibi karakterler vardı. Bir partiden çok film setini andırıyordu. Elindeki kırmızı şarap bardağı ile dolanan Drakula'yla bile sohbet etme fırsatı bulmuştum. Pamuk Prenses’e 'Yedi Cüceleri niye getirmedin?’ diye soramamıştım. Daha sonra bu insanları tekrar görecek ama bazılarını kostümsüz oldukları için tanıyamayacaktım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tüm bu eğlence ve heyecana rağmen partinin benim için en büyük özelliği Joanna ile tanışmam olmuştu. Ayakta geçen saatlerden sonra bir yerlere oturmak istemiş, yemek salonu ve merdivenlerde yoğunlaşan kalabalığın içinden sıyrılıp oturma odasına geçmiştim. Joanna'yı koltuğun kenarında elinde sigara ile gördüğümde gülümseyerek selam verdim. Oda bana selam verince tanışma faslımız başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İkimiz de aynı marka sigara içiyorduk. İlginçtir, kostümsüzdük ama kıyafetlerimiz&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ru72MOli1uI/AAAAAAAAAak/DkwZS2k26ZU/s1600-h/seekingsusan2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 172px; height: 284px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ru72MOli1uI/AAAAAAAAAak/DkwZS2k26ZU/s320/seekingsusan2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111293317046523618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; birbirimizinkine benziyordu. O uzun boylu ve hafif topluydu. Sarı kıvırcık saçları, mavi gözleri, yumuşak yüz hatlarına rağmen otoriter bir ifadesi vardı. Benle ilgilenmesi, ülkem hakkında bir şeyler bilmesi hoşuma gitmişti. Daha önce ülkemin nerede olduğunu bile bilmeyen insanlarla karşılaşmıştım. Anlayabileceğim şekilde yavaş konuşuyor, kendi hakkında da bir sürü şey anlatıyordu. Yedi kız kardeşten biri ve ikizi olduğunu, babasının yazar olduğunu, yıllar önce onları terk ettiğini ve daha birçok şey öğrendim. Ayrılırken telefon numaralarımızı da alarak, güzel bir dostluğun temellerini atmıştık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sonra çok görüşmelerimiz oldu ve hep o partide neden bir fotoğrafımızın çekilmediğine hayıflanıp durduk. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Davet eden arkadaş bana ve Joanna'ya kostüm partisi olduğunu söylemeyi unutmuş ya da biz anlamamıştık. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Böyle bir fotoğraf olsaydı, herkesin birbirinden ilginç kostümlerle geldiği o partide seksenli yılların giysileri içinde kıvırcık saçlarıyla gülümseyen iki kişi görecektik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-130770317878509438?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/130770317878509438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=130770317878509438&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/130770317878509438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/130770317878509438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/09/ingilterede-yaadm-yllarda-en-ok-ilgimi.html' title='Joanna'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ru74QOli1vI/AAAAAAAAAas/NyD0tqAl4pw/s72-c/robin+hood.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7178243072807474964</id><published>2007-09-13T19:20:00.000+02:00</published><updated>2007-09-14T15:03:04.193+02:00</updated><title type='text'>Ocak Şubat Maaaart</title><content type='html'>&lt;div style="COLOR: rgb(51,0,153); FONT-FAMILY: trebuchet ms; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Kısa süren çocukluk yazlarımın en büyük sevdası denize gitmekti. Neredeyse her günümü denize gitmenin olanaklarını yaratarak geçirirdim. Mahalledeki erkek çocuklar, araba lastiklerinden yapılmış can simitlerini omuzlarına atıp, bir şort ve bir havlu ile denize giderken, bizler yalnız gidemezdik. Bizi denize götürecek bir büyük bulmak zorundaydık. Şanslı olduğumuz günlerde ya annem ya da mahalleli bir kadınla denize yollanırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rulypuli1mI/AAAAAAAAAZQ/SkB5wCNwmLM/s1600-h/GerzeSahil1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109741313434244706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 268px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 207px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rulypuli1mI/AAAAAAAAAZQ/SkB5wCNwmLM/s320/GerzeSahil1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Deniz öncesi uzun hazırlıklar yapılır, yanımıza domates, salatalık, meyve, peynir, fırından yeni çıkmış taze ekmek, hatta tuzlu balık bile alırdık. Deniz kenarına varır varmaz azıkları gölgeye bırakır, kendimizi denize atardık. Topumuz varsa deniz topu, yoksa kaydırak, omuzdan atlama, dibe dalma gibi oyunlar oynardık. Ben en çok el ele verip, halka oluşturup ‘Ocak, Şubat, Mart, denizin dibine bat’ diyerek hep beraber suya dalmamızı severdim. Su altında en uzun süre kalan oyunu kazanırdı. Oyunu kimin kazandığı umurumuz da olmaz, dibe daldığımızda çıkardığımız bir avuç kumu yüzümüze gözümüze sürer ya da birbirimize atarak eğlenirdik. Sevinç çığlıklarımız denizde dalga olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günkü dalışımda aldığım kumla birlikte elime ufak bir cisim gelmiş, baktığımda bunun taşlı bir altın yüzük olduğunu fark etmiştim. Arkadaşlarıma gösterdiğimde herkes kafasına göre yorum yapmış, annem de bu yorumlara ‘sahibini bulmalıyız’ diyerek bir son vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasabamızın çeşitli yerlerine konulmuş hoparlörlerden düğün, vefat, alım, satım, kayıp gibi ilanlar yapılırdı. Pazarın kurulduğu Cuma günleri kalabalıklaşan şehrimiz de kaybolan kuzenim de bu yolla bulunmuştu. Ertesi gün yüzüğün ilanı verildi. Babamdan öğrendiğime göre çok kişi “yüzük benim” demiş. Hiç kimsenin tarifi uymayınca, yüzüğün denizdeki özgürlüğü kasaba karakolunun kayıp eşya kutusunda son bulmuş, bizde yüzüğü unutmuştuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen zaman içinde, kasabayı ziyaret eden bir aile, bu hikayeyi duymuş. Yaptıkları tarifle, karakoldaki yüzüğün kaybedilen yüzük olduğu anlaşılınca çok sevinmişler, bulan kişiyle tanışmak istemişler. Biz de gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1956 yılındaki büyük yangında kül olan eski ahşap evlerin yerini, iki katlı önü arkası bahçeli&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RulzE-li1nI/AAAAAAAAAZY/c6oRk88pau8/s1600-h/yangin.evleri.02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5109741781585679986" style="FLOAT: right; MARGIN: 0pt 0pt 10px 10px; CURSOR: pointer" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RulzE-li1nI/AAAAAAAAAZY/c6oRk88pau8/s320/yangin.evleri.02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; betonarme yangın evleri almıştı. Kaldıkları pansiyon bu evlerin olduğu mevkideydi. Bizi pansiyonun çiçek kokan asmalı bahçesinde karşıladılar. Annemin arkasından çekinerek girdiğim kalabalıkta gözlerin üstümde olması beni rahatsız etmişti. Birkaç kişiyle tanışıp tokalaştıktan sonra yüzüğün sahibinin oturduğu sedire götürüldüm. Derin kırışıklarla dolu yüzündeki huzurlu ifadeyi görünce rahatlamıştım. Kasabada o yaştaki kadınlar başlarını bağladıkları halde onunki açıktı. Gümüş rengi saçları giydiği siyah elbisesiyle çok farklıydı. O yıllarda eşlerini kaybeden Rum kadınlarının, hangi yaşta olursa olsun, sadece siyah giydiklerini bilmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni görünce yerinden kalkmaya yeltendi ama olmadı. Elimden tutarak nerden bulduğuna şaşırdığım bir güçle beni kendine doğru çekerek yanına oturttu. Derin mavi gözleriyle bir süre yüzüme baktıktan sonra, titrek bir sesle yüzüğü nasıl bulduğumu sordu. Bir çırpıda anlattım. O da beni fazla merakta bırakmayıp kendi hikayesini anlatmaya başladı. Kasabanın eski yerlilerinden Rum bir ailenin kızıymış. Yıllar önce kasabımızı terk etmek zorunda kalmışlar. Yüzük de ona eşinin armağanıymış. Daha sonraki kötü günlerin de her şeyini satmak zorunda kalmış ama yüzüğe asla kimseyi dokunturtmamış. Yıllarca görmediği kasabasına iki yıl önce, onun ısrarı üzerine ailecek gelmişler. Yaşadıkları evin yandığını öğrenince çok üzülmüş, soluğu tek değişmeyen yerde, sahilde almışlar. Suyun içinde uzun süre oturmuş, iyice inceleşen parmaklarından yüzüğün kayıp gittiğini daha sonra anladığın da ise iş işten geçmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha ne yüzüğü nede kasabayı tekrar göreceğini düşünmezken, bu kez torunlarının ısrarı üzerine tekrar gelmişler. İyi de etmişler, çünkü bu yüzüğe tekrar kavuşmak, onu bir anlamda çocukluk aşkına tekrar kavuşturmuş.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7178243072807474964?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7178243072807474964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7178243072807474964&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7178243072807474964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7178243072807474964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/09/ksa-sren-ocukluk-yazlarmn-en-byk-sevdas_13.html' title='Ocak Şubat Maaaart'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rulypuli1mI/AAAAAAAAAZQ/SkB5wCNwmLM/s72-c/GerzeSahil1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7345791838110101772</id><published>2007-09-06T00:07:00.000+03:00</published><updated>2007-09-07T06:24:32.238+02:00</updated><title type='text'>Bir İhtimal Daha Var</title><content type='html'>&lt;p  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);font-family:trebuchet ms;" class="MsoBodyText"&gt;&lt;span style=""&gt;İstanbul’da iki Avusturyalı kızın, iki akşam peş peşe aynı kişiye yol sorma olasılığı nedir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText"  style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Dün akşam Osmanbey Metro’da beklerken, iki genç kız, bana gelen trenin Taksim yönüne gidip gitmediğini sordu. İkisi de siyah giysili olan kızların biri alabildiğine sade diğeri ise kocaman halka küpeleriyle ‘süslü’ denebilecek birisiydi. İngilizce konuşmasalar Türk bile zannedebilirdim. Kendimi kompartımanın kalabalığına attığım da onları çoktan unutmuştum.&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText"  style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Bu akşam Taksim’den Funikulere binecektim ki bu sefer de İstanbul Modern’e nasıl gidileceğini sordular bana. Gelen trene beraber bindik. Onlara önceki akşam konuştuğumuzu söyleyince önce yüzüme dikkatle baktılar, sonra da gülmeye başladılar. Ben de katıldım kendilerine. Kısa süren yolculuğumuz da bu şehri ne çok sevdiklerini ama yakında veda etmek zorunda olduklarını öğrendim. İndiğimizde yolu tarif ettim. Ayrılırken bana yarın akşam görüşürüz diye şaka yapmaları ikinci bir gülme seansına neden oldu. Vapura bindiğimde yüzümde kalan tebessümü silmeye çalışıyordum hala.&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText"  style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Taksim kalabalığında kızların yol sormak için tekrar beni bulmasını çok düşündüm. Casablanca filminden Rick’i hatırladım. Paris’teki kısa tanışmalarından sonra hiçbir haber alamadığı ama hala sevdiğini düşündüğü İlsa’nın barından içeriye girmesi üzerine ‘Dünyada o kadar bar varken, gelip benim barı buldu’ demesini anımsadım. Bu karşılaşmaların hayatımızda ki payı düşündüğümüzden çok daha fazla olabilir. Her ne kadar tesadüflere inanmak bana cazip gelse de yaşanan şeylerin aslında o kadar da tesadüfi olmadığını da düşünmüyor değilim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText" face="trebuchet ms" style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RuDQWF-H6yI/AAAAAAAAAYY/dg2KUGBdH9Q/s1600-h/fikret+mualla.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RuDQWF-H6yI/AAAAAAAAAYY/dg2KUGBdH9Q/s400/fikret+mualla.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5107311055416584994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=""&gt;İş çıkışı yaşadığım bu olay, bir yıl önce gittiğim İstanbul Modern’i hatırlattı bana. Çok eğlenmiş, antrepodan galeriye çevrilen bu aydınlık binada sergilenen rengahenk eserlerle ruhumun doyduğunu hissetmiştim. Sadece balkonundaki nefis boğaz manzarası için bile gidebilecek bir yer olarak kalmış aklımda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;O gün birde, o özgürce kullandığı çizgi ve renkleriyle canlandırdığı berberler, cazcılar, sokaklar ve insanları ile Fikret Mualla’yı keşfetmiş, tekrar gelirim diye söz vermiştim kendime. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="margin: 13.7pt 0cm; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-family:trebuchet ms;" &gt;Gitmeyi bırak galerisinden aldığım resimleri bile çerçeveletip duvara asamadığım düşünülürse, bu tatlı tesadüf için, kızlara tekrar karşılaştığımız da teşekkür etmeliyim. Yarın akşam karşılaşma ihtimali nedir bilemiyorum ama ikisinin de siyahlar içinde olmasına rağmen, birinin neden o kadar süslü göründüğünün sırrını çözerim belki.&lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7345791838110101772?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7345791838110101772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7345791838110101772&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7345791838110101772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7345791838110101772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/09/bir-ihtimal-daha-var.html' title='Bir İhtimal Daha Var'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RuDQWF-H6yI/AAAAAAAAAYY/dg2KUGBdH9Q/s72-c/fikret+mualla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-530460746387148785</id><published>2007-09-04T00:39:00.000+03:00</published><updated>2007-09-04T00:51:37.953+03:00</updated><title type='text'>Terazinin balık hasreti, 1 Eylül'de balık avlama yasağının bitmesi ile sona erdi.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rtx_b1-H6vI/AAAAAAAAAYA/E9x6JFgRSeQ/s1600-h/2007+Eylul+-+Yeni+Balik+Sezonu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rtx_b1-H6vI/AAAAAAAAAYA/E9x6JFgRSeQ/s400/2007+Eylul+-+Yeni+Balik+Sezonu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106096193852140274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Tüm hasretlerin sona ermesi dileğiyle rastgele.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-530460746387148785?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/530460746387148785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=530460746387148785&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/530460746387148785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/530460746387148785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/09/terazinin-balk-hasreti-1-eyllde-balk.html' title='Terazinin balık hasreti, 1 Eylül&apos;de balık avlama yasağının bitmesi ile sona erdi.'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rtx_b1-H6vI/AAAAAAAAAYA/E9x6JFgRSeQ/s72-c/2007+Eylul+-+Yeni+Balik+Sezonu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-9193916386701124224</id><published>2007-08-19T16:29:00.000+03:00</published><updated>2007-08-19T21:42:16.938+03:00</updated><title type='text'>Çekilsem Sahillere Hayaller mi Kursam?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshGrirZD4I/AAAAAAAAAVo/CUZ910DQd1c/s1600-h/kedi+kopek+hayal+kardesligi-erdal+kinaci.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 147px; height: 222px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshGrirZD4I/AAAAAAAAAVo/CUZ910DQd1c/s320/kedi+kopek+hayal+kardesligi-erdal+kinaci.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5100404291854208898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p align="justify"&gt;Yoksa hayallerimin peşinde mi koşsam? Hayaller sadece kurulmak için mi yoksa?  &lt;/p&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;p align="justify"&gt;Kiminle konuşursak konuşalım mutlaka bir hayali vardır. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri hayal kurabilme özelliği olsa gerek. Bir kedi ya da köpeğin de hayalleri olabilir ama birçok buluş ve icadı, hayalleri peşinde koşabilen insanlara borçlu olduğumuz bir gerçek. Bu özelliğimiz yaratıcılığımızın sınırlarını zorlar, bizi daha önce ulaşılmamış şeylere ve yerlere sürükler.  &lt;/p&gt;  &lt;p align="justify"&gt;Asıl amacım resimlerini çok sevdiğim bir ressamdan bahsetmekti. Giriş&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshHBCrZD5I/AAAAAAAAAVw/03lxBa1KHYk/s1600-h/alfred+wallis-boat+under+saltash+bridge.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 181px; height: 169px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshHBCrZD5I/AAAAAAAAAVw/03lxBa1KHYk/s320/alfred+wallis-boat+under+saltash+bridge.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5100404661221396370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; yapayım derken hayaller üzerine yazar buldum kendimi. Karısı Susan'ın ölümünden sonra hissettiği büyük yalnızlığı bastırmak için 70 yaşından sonra resim yapmaya başlayan Alfred Wallis (1855-1942) bu ressam. Kendisi hiçbir resim eğitimi almadığı gibi, eserlerini de yaşadığı küçük kulübesinde bulduğu kutuları keserek oluşturduğu mukavvalar üzerine yapmıştır. Eğitim almaması, resimlerine masum ve yalın bir ifade vermiş, daha önceden bilinen birçok kuralı alt üst etmeyi başarmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;Gemilerde tayfa olarak geçirdiği dönemden kafasında kalan imajları, zaman zaman da St Ives limanını ve fenerini obje olarak kullanmıştır resimlerinde. Topografik bir hafıza ile yaptığı resimlerde, klasik anlamda kullanılan perspektiflik unsuruna yeni boyutlar getirmiştir.&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshM9SrZD-I/AAAAAAAAAWY/DtyS6ViIxr8/s1600-h/alfred+wallis-st+ives+and+godrevy+lighthouse.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshM9SrZD-I/AAAAAAAAAWY/DtyS6ViIxr8/s320/alfred+wallis-st+ives+and+godrevy+lighthouse.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5100411193866653666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshHpyrZD6I/AAAAAAAAAV4/6R-Hi-OZ6JU/s1600-h/alfred+wallis-st+ives+and+godrevy+lighthouse.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshIFSrZD7I/AAAAAAAAAWA/ppb8g8OHCA8/s1600-h/alfred+wallis-st+ives+harbour.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshIFSrZD7I/AAAAAAAAAWA/ppb8g8OHCA8/s200/alfred+wallis-st+ives+harbour.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5100405833747468210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şansı (bizim şansımız da diyebiliriz buna) yaver gitmiş, bir gün deniz kenarındaki kulübesinde resim yaparken, zamanın ünlü iki ressamı tarafından keşfedilmiştir. Bu keşfedilme, Wallis'in hayatını değiştirmemiş, birkaç resim satmış, yalnızlığını resimleriyle renklendirmeye devam etmiş ve yoksulluk denebilecek koşullarda St Ives'daki hayatına veda etmiştir. Geride Tate'de dahil olmak üzere yüzlerce resimden oluşan zengin bir koleksiyon bırakmıştır.&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;Kendi alanlarında belirli bir yere gelmeleri zaman alan iki sanatçı daha geliyor aklıma. Jack Nicholson sanatının meyvelerini 36 yaşından sonra almaya başlamış, Guguk Kuşu ve Shining filmleriyle dünyada tanınmaya başlanmıştır. Wallis'in çağdaşı Stan Laurel ise 1890 tarihinde doğmuş, 1926 yıllarında Oliver Hardy ile çalışmaya başlayıp, yapımcı Hal Roach'ın dikkatini çektikten sonra ünlenmiştir.&lt;/p&gt; &lt;p align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshMPSrZD9I/AAAAAAAAAWQ/2gb2z0L4nWM/s1600-h/Laurel_and_Hardy_in_Lucky_Dog.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshMPSrZD9I/AAAAAAAAAWQ/2gb2z0L4nWM/s320/Laurel_and_Hardy_in_Lucky_Dog.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5100410403592671186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Belkide bir şeylere geç kaldım diye üzülmemelidir insan. Her yaşta yaşanacak şeyler, arkasından koşulacak hayaller vardır. Yaklaşan doğum günüm bana bunları yazdırtıyor olabilir. Sizlerle paylaşayım istedim.  &lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-9193916386701124224?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/9193916386701124224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=9193916386701124224&amp;isPopup=true' title='22 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9193916386701124224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9193916386701124224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/08/ekilsem-sahillere-hayaller-mi-kursam.html' title='Çekilsem Sahillere Hayaller mi Kursam?'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RshGrirZD4I/AAAAAAAAAVo/CUZ910DQd1c/s72-c/kedi+kopek+hayal+kardesligi-erdal+kinaci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4969330761777665337</id><published>2007-08-16T20:17:00.000+03:00</published><updated>2007-08-17T17:38:31.434+03:00</updated><title type='text'>Çıkış</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu algılamakta güçlük çekiyorum. Etrafıma uzun süre şaşkın gözlerle baktıktan sonra Londra'daki ilk sabahım olduğunu anlıyorum. Hemen cama koşup diğer evlere, özenli bahçıvanların ellerinden yeni çıkmış gibi görünen bahçelerine bakıyorum ve nerede olduğuma dair hiç bir şüphe kalmıyor kafamda. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;Böyle bir anda günlüğümü ihmal etmem mümkün değil. O zamana kadar hiç tatmadığım duygularımı sözcüklere dökmeye başlıyorum. Yeni doğmuş bir bebek gibiyim. Ne öncem var nede sonram sanki. Antenlerimi açmış, yeni şeyler öğrenmeye ve tatmaya çalışan enerji yüklü bir halim var.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;Daha sonra, Kakule ve adlarını daha hala öğrenemediğim bir sürü baharatla kaynatılmış çay eşliğinde kahvaltımı yapıyorum Hintli ev sahiplerimle. İngiliz tatlarından önce Hint tatlarını öğrenmek varmış bu İngiliz başkentinde. Yeni tatlar turu biter bitmez, çevre turuna çıkıyorum. Hayatımda hiç görmediğim bir düzen hakim bu şehre. Sıra sıra dizilmiş birkaç katlı evlerin içinden geçerek parka gidiyorum, oturup etrafı seyrediyorum, yeşilin ne kadar çok tonu olduğunu keşfediyorum.&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="COLOR: rgb(0,0,153); TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ertesi gün Istanbul’da İngilizce kursunda tanıştığım Selda beni almaya geliyor. Görevi var; beni Londra metrosuna tanıştırmak. Bana Londra’da geçen günlerinden bahsediyor yolculuğumuz boyunca. Herşeyiyle çok memnun hali içimi rahatlatıyor. Bilet alırken bana da metronun bir haritasını almayı ihmal etmiyoruz. Bizim kullandığımız hat, Piccadilly, rengi de lacivert. Şehrin altında ikinci bir dünya, arı gibi çalışan, bir tren şehri var adeta. Mavinin dışında her biri başka bir renkle sembolize edilen bir sürü hat var. Gökkuşağının renklerinden daha fazlası var bu yeraltı şehrinde.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="COLOR: rgb(0,0,153); FONT-FAMILY: trebuchet ms; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RsSIuyrZDyI/AAAAAAAAAU4/FESpnQNb-mo/s1600-h/london+underground.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099351015549374242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RsSIuyrZDyI/AAAAAAAAAU4/FESpnQNb-mo/s320/london+underground.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;En çok siyahiler; pırıl pırıl, esmerin tüm tonlarını yansıtan sağlıklı ciltleri ve afro saçlarıyla ilgimi çekiyor. Dünyanın her tarafından insanların cirit attığı bir yer burası. Onları tanımanın en kestirme yolu buraya gelmekmiş meğer. Uzak Doğululardan tut, Afrikalılar, Latinler, Japonlar, Doğu Avrupalılar, Amerikalılar; Londra metrosunu benim gibiler için bir Dünya Müzesi yapmak için bir araya gelmişler diye düşünmekten kendimi alamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Metro turumuzu Leicester Square’de dışarıya çıkarak tamamlıyoruz. Çeşit çeşit mağazalar, restoranlar, kafeler, sinemalar, diskolar, sokak göstericileri; bakmakla, görmekle bitmeyecek bir sürü şey var. Bu yolculuğu 20 yıl sonra yapmış olsam, kitle iletişim araçlarının etkisiyle böyle canlı ilk izlenimler yaşamanın mümkün olmıyacağını bilmiyorum o an. Sonraları bu bölgeyi çok turistik bulacağımı da. Ama o an başımı döndürüyor bu alegori.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Turumuz bitince metroyu kullanarak tek başıma yapıyorum yolculuğumu. Zafer kazanmış kumandanların edasını götürüyorum eve. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İlk günlerimde silindiğini hissettiğim mazim gelip beni yakalıyor zamanla. İyi de oluyor. Gerze, İstanbul ve şimdi de Londra’nın karması olmaya başladığımı hissediyorum. Mutlu oluyorum bu yeniden olusumumdan. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Önceleri ilginç gelen Hint yemeklerinden bıkmaya başladığım bir okul çıkışı Wimpy’e gidiyorum. Kasada parayı alan kişi bana Türk’müsün diye soruyor. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;O an koptuğum an oluyor. İçimde biriktirdiğimi fark etmediğim memleket özlemiyle olsa gerek, önce hıçkırıklara, sonra gözyaşlarına boğuluyorum. Beni en yakın masaya oturtup, önüme de peçeteleri diziyorlar. Masaya doluşan, nasıl ve nerden birdenbire ortaya çıktıklarını hala çözemediğim bir sürü Türk bu hızlı peçete tüketimini izlerken, komik şeyler anlatıp beni güldürmeye çalışıyor. En çok da kasiyerin anlattıklarına gülüyorum. &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu onun ilk metro anısı. Benim Selda'lı turumdan çok farklı. &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;Yaptığı ilk metro yolculuğunda 'Çıkış' kelimesinin İngilizcesini bilmediği için her gördüğü kalabalığın peşine takılmış. Takibe aldığı hiç bir kalabalık ta çıkışa yönlenmeyince gün yüzünü görmesi saatler almış.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4969330761777665337?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4969330761777665337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4969330761777665337&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4969330761777665337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4969330761777665337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/08/k.html' title='Çıkış'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RsSIuyrZDyI/AAAAAAAAAU4/FESpnQNb-mo/s72-c/london+underground.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4889141854631462859</id><published>2007-08-02T22:27:00.000+03:00</published><updated>2007-08-06T21:16:41.748+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Mmöööö Zamanı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);"&gt;İstanbul'u inekler bastı. Evet, 1.5 yıllık bir hazırlıktan sonra nihayet 1 Ağustos'tan itibaren şehrin sokakları ineklerle renklenmeye başladı. İlki 1998 yılında Zürih'te başlayan daha sonra dünyanın 54 kentinde yer alan İngilizce çevirisiyle 'İnekler Geçiti' denebilecek, bizde ise daha çok  'Dikkat İnek Çıkabilir' sloganı ile yer alan bu sokak sergisinde yer alan parçalardan biri Cemil İpekçi'nin ineği. Daha yaratıcısının adını görmeden kime benzediğini görmemek mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(51, 102, 255);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RrIwkn6CDsI/AAAAAAAAATA/bCbps9N9Poc/s1600-h/istanbulun+inekleri-cemil.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RrIwkn6CDsI/AAAAAAAAATA/bCbps9N9Poc/s320/istanbulun+inekleri-cemil.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094187534255263426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);"&gt;Eğer bu birbirinden renkli inekleri daha görme şansınız olmadıysa üzülmeyin. Etkinlik 30 Ekim'e kadar devam edecek. Tabi Rodi'nin heykelinin akıbetine uğramazsa. Her sabah bir zamanlar heykelin olduğu alandan geçerken, geride kalan çukurun çöplerle dolduğunu görmek yeterince üzüntü veriyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);font-family:trebuchet ms;" &gt;Her ne kadar sponsor firmaların reklamlarını yapmaları için bir fırsat alanına dönüşmüşse de   toplumsal ya da çevreci mesajlar veren ineklerin olduğu da bir gerçek. Dahası hiç beklemediğiniz bir anda karşınızı çıkabilirlermiş. Kadıköy'deki Boğa'mız sergi haberini ilk duyduğunda çok sevinmiş ama hevesi gırtlağın da kalmış, çünkü inekler bu yakaya gelmiyeceklermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);font-family:trebuchet ms;" &gt;Şişli Belediyesi'nin düzenlediği ve 150'si ünlü 190 sanatçının tasarladıği inekler Kasım ayında satılacak, gelirleri de Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği, AÇEV ve TEMA'ya verilecekmiş.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım İstanbul sokaklarında dalgın dalgın yürürken kaç tanesiyle burun buruna geleceksiniz. Nişantaşı'na yolunuz düşerse Sezen Aksu'nun kini görmeniz mümkün. Göremezseniz de üzülmeyin işte size bir fotoğrafı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RrIxO36CDtI/AAAAAAAAATI/UgC35BNWqvU/s1600-h/inek+deyip+gecme-sezen+aksu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RrIxO36CDtI/AAAAAAAAATI/UgC35BNWqvU/s320/inek+deyip+gecme-sezen+aksu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094188260104736466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4889141854631462859?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4889141854631462859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4889141854631462859&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4889141854631462859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4889141854631462859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/08/istanbulda-m-zamani.html' title='İstanbul&apos;da Mmöööö Zamanı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RrIwkn6CDsI/AAAAAAAAATA/bCbps9N9Poc/s72-c/istanbulun+inekleri-cemil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-89083775460124375</id><published>2007-07-28T10:22:00.000+03:00</published><updated>2007-07-28T10:57:54.490+03:00</updated><title type='text'>Adaş'ıma</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çocukluğum da benimle aynı ismi paylaşanlar yok denecek kadar az olmasına rağmen, büyüdüğüm de ortalığın adaştan geçilmediğini farkettim. Dahası arıların ve kaynanaların kraliçesi olup medyayı uzun bir süre meşgul eden adaşlarım oldu.    &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;Rivayete bakılırsa, ailenin ilk kız çocuğu olarak dünyaya geldiğim için bana babaannemin adı &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqrvVX6CDeI/AAAAAAAAARQ/bFkepwyezT0/s1600-h/adasima+selam-+erdal+kinaci.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 185px; height: 223px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqrvVX6CDeI/AAAAAAAAARQ/bFkepwyezT0/s320/adasima+selam-+erdal+kinaci.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5092145479169478114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;verilecekmiş, ama babam son anda bir çalım yaparak doğumun çok zor olduğunu söylemiş ve bana doktorun adını verdirtmiş. Babannemin adını taşıma görevi ise üç kuzenim arasında paylaşılmış. Babama sorup teyit etmeye cesaret edememişimdir ama, bana doktorun değil, o zamanlar ünlü olan bir film yıldızımızın adını verdiği ihtimalini düşünüp tebessüm etmişimdir nedense.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;En büyük adaşım Londra'da bir sürü ilke imza attığımız, adaşlığın ötesinde birbirimize akla gelebilecek her sıfatı yüklediğimiz Sem olmuştur. Aynı Üniversite de okumamıza rağmen İstanbul'da tanışamamızın acısını Londra'daki uzun yıllarımızda fazlasıyla çıkarmaya çalışmışızdır hep.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;Birbirimizi tanımaya yedi saat süren, umutlu ve heyecanlı ilk Londra yolculuğun da başladık. Uçak dilenci vapuru gibi Zürih ve Varşova'ya uğramış, bizim kız nasıl becermişse Varşova havaalanında gümrük bölgesinden geçmeyi başarmış, o zamanlar doğu bloku olan bir ülkenin topraklarından onu batıya götürecek uçağa dönmesi bir hayli zor olmuştu. İyiki de başarmış, adaşlığımız kısa soluklu kalmamıştı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;Bilinmeyene gitmenin o inanılmaz tadı ile yaptığımız ilk yolculuğumuzdan sonra evlerimiz ayrıldıysa da, her hafta sonu benimle buluşup Londra maceralarımın yıldızı olmuştur. Türklerin sayılı olduğu o ilk dönemimiz de, bir anda iki tane Türk kızıyla tanışan yabancılar isimlerimizi sormuş, adaş olduğumuzu öğrenince de, her ne kadar sesli ifade etmeseler de isim fakiri olan bir ülkeden geldiğimizi düşünmüşlerdir. En garibi de, ismimizin aynı olduğunu söylediğimiz halde, birbirimize çok benzediğimizi söyleyip kardeşmisiniz diye sormaları olmuştur.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;Sanki hep çantasını, pasaportunu çaldıran, başına binbir türlü şeyler gelen o olmuştur. Nikahlarımız da birbirimizin şahidi olmuş, düğünlerimiz de aynı gelinliği paylaşmışızdır. Gelinlik &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rqrv-36CDfI/AAAAAAAAARY/dWs_oKcVYFo/s1600-h/papatya+ailesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 165px; height: 227px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rqrv-36CDfI/AAAAAAAAARY/dWs_oKcVYFo/s320/papatya+ailesi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5092146192134049266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;aslında onun olmasına rağmen beraber seçilmiş benim de işimi görmüştü. İngilizce kurslarına beraber gitmiş, pratik olsun diye aramızda İngilizce konuşmuş, derin meselelere gelip İngilizcelerimiz kifayetsiz kaldğında Türkçe'nin akıcılığına kayıvermişizdir.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;İş bulma konusunda bana 'iş bulan kurum' olmuş, bir sürü işte ya beraber çalışmış ya da o ayrıldığında ben onun yerini almışımdır. Bir de Aquatera'da çalışırken o kadar ısrarıma rağmen doğumunu yılbaşı balomuz olduğu gün yapmasaydı! Hastahaneye kaldırıldığını öğrenince, balo için aldığım pırıltılı elbisem çantam da hastahaneye koşmuş, o içerdeyken ben de dışarda baloya yetişebilirmiyim sancısı çekmiştim. Minik Papatya'yı görünce bu sancım geçivermiş, hala şansım olmasına rağmen gitmemiş, o yılki balo bensiz olmuştu.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;Birbirimizi tamamladığımızı düşündüğüm, paylaşımlarımızın sayılamıyacak kadar çok olduğu, şimdi özlemim olan adaşım doğum günün kutlu olsun. İyi ki varsın.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0.49cm;" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-89083775460124375?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/89083775460124375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=89083775460124375&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/89083775460124375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/89083775460124375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/07/adama.html' title='Adaş&apos;ıma'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqrvVX6CDeI/AAAAAAAAARQ/bFkepwyezT0/s72-c/adasima+selam-+erdal+kinaci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6414444636997946380</id><published>2007-07-25T22:33:00.000+03:00</published><updated>2007-09-14T22:13:56.981+02:00</updated><title type='text'>Memleketimden İnsan Manzaraları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqemRX6CDcI/AAAAAAAAARA/1ShYUcNkbm4/s1600-h/Beyoglu+Calgicilari-MErzaim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqemRX6CDcI/AAAAAAAAARA/1ShYUcNkbm4/s400/Beyoglu+Calgicilari-MErzaim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5091220721171041730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6414444636997946380?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6414444636997946380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6414444636997946380&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6414444636997946380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6414444636997946380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/07/memleketimden-insan-manzaralar-1.html' title='Memleketimden İnsan Manzaraları'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RqemRX6CDcI/AAAAAAAAARA/1ShYUcNkbm4/s72-c/Beyoglu+Calgicilari-MErzaim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-534901118803249986</id><published>2007-07-16T19:30:00.000+03:00</published><updated>2007-07-21T11:25:52.338+03:00</updated><title type='text'>Dertler Rodi'nin Yakasını Bırakmıyor</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Size Kadıköy'deki &lt;a href="http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/rodi.html"&gt;Rodi'nin heykelinden &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;" href="http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/rodi.html"&gt;bahsetmiştim&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;. Bugün öğrendiğim bir habere göre bu heykel çalınmış ve Rodi arada heykelin çalındığı yerde dolaşıp efkar dağıtıyormuş. Hatta Nimet beyle olay yerinde heykelin bıraktığı çukura bakarken resimleri bile var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpvOVJK6AvI/AAAAAAAAAQg/OmSZd8njx7U/s1600-h/Rodi+ve+Nimet+bey.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpvOVJK6AvI/AAAAAAAAAQg/OmSZd8njx7U/s320/Rodi+ve+Nimet+bey.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087887066679345906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;Heykeltraş Ergin bey ise timsah heykeli de çalınacak diye korkulu rüyalar görüyormuş. Belediye yetkilileri ise seçimi düşünmeyi bir kenara bırakmış, Boğa heykelimiz de çalınırmı diye kara kara düşünüyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Heykelin nerede olacağına dair bilgisi olanlar lütfen haber versinler yoksa gene yurt dışından bir detektif getirmek zorunda kalabiliriz. Detektifimiz ise bu günlerde hayli yoğun. 8-19 Ağustos'ta kişisel resim sergisi var. Londra'da olanlar, oraya gitme imkanı olanlar, sergi muhteşem bir gölü ve parkı olan Highgate, Waterlow Park, Lauderdale House'ta. Mutlaka gidin; yediğiniz içtiğiniz sizin olsun gördüklerinizi anlatın bize yeter.  Aşağıda sergiden bir numune.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpvRIpK6AwI/AAAAAAAAAQo/kauilQqISmI/s1600-h/banu+resim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 186px; height: 173px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpvRIpK6AwI/AAAAAAAAAQo/kauilQqISmI/s320/banu+resim.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087890150465864450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-534901118803249986?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/534901118803249986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=534901118803249986&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/534901118803249986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/534901118803249986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/07/dertler-rodinin-yakasn-brakmyor.html' title='Dertler Rodi&apos;nin Yakasını Bırakmıyor'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpvOVJK6AvI/AAAAAAAAAQg/OmSZd8njx7U/s72-c/Rodi+ve+Nimet+bey.gif' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1398829986736001636</id><published>2007-07-15T16:57:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T22:03:23.985+03:00</updated><title type='text'>Kırmızı Bantlı Kız</title><content type='html'>&lt;div face="verdana" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Arkadaşları Selena ve Peter’in tatile gitmesiyle bu koca şehirde ilk defa yalnız kalmıştı. Gündüz sokaklarda dolaşmış, parkta oturmuş, gölde süzülen kuğuları seyretmişti ama akşamın yalnızlığı fena halde dokunmuştu. 70 yaşındaki Mary çoktan viskisini bitirmiş, sızmıştı. Canı TV seyretmek, kitap okumak ya da ders çalışmak istemiyor, içinden dışarılara çıkmak geliyordu. Akşam tek başına bir yerlere gitmek daha önce yaptığı bir şey değildi.   &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rpoo65K6AsI/AAAAAAAAAQI/vwCRnpmzUzw/s1600-h/wally+fawkes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 156px; height: 156px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rpoo65K6AsI/AAAAAAAAAQI/vwCRnpmzUzw/s320/wally+fawkes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087423721312486082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;İşte böyle bir ruh hali içinde evlerinin bir sokak yukarısındaki Tufnell Park Pub’a tek başına gitmeye karar verdi. Daha önce Selena’larla oraya gitmişti ve tek başına gitmesi problem olmaz diye düşünüyordu. Diğer Publardan farklı, akşamları canlı Caz yapılan bir yerdi burası. Daha sonraları Cazcı Wally Fawkes’ı burada dinleyecekti, ama o an bunu bilmiyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Giyindi, tam dışarı çıkacaktı ki, İstanbul’dan gelirken arkadaşının verdiği kırmızı, kenarları pullu yemeniyi katlayıp, kıvır kıvır uzamış saçlarına bant yaptı. İlk defa bir puba tek başına gitmenin tedirginliği ile adımları geri geri gidiyordu. Pub’ın önünde ki uzun, kararsız bir bekleyişten sonra açtığı kapıda onu sigara dumanı, müzik ve tıka basa dolu bir kalabalık karşıladı. Ayakta bile duracak yer yok gibiydi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpoofpK6AqI/AAAAAAAAAP4/P6zsiEr_IXI/s1600-h/tufnell+park+1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 152px; height: 126px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpoofpK6AqI/AAAAAAAAAP4/P6zsiEr_IXI/s320/tufnell+park+1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087423253161050786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;Başı öne eğik, birileriyle göz göze gelmekten korkarak bara doğru yürüdü. Bir Shandy istedi, sigarasını yaktı ve barın yanında ayakta müziği dinleyenlerin içinde kaybolmaya karar verdi. Bu pekte zor olmadı. Yalnızlığı fark edilmesin, birilerini beklediği düşünülsün diye ara sıra bakışlarını kapıya yöneltiyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Cazcıların performansı muhteşemdi. Her parçanın sonunda alkışlar, ıslıklar tüm Pub'ı dolduruyor, çalgıcılar kocaman bardaklarından içkilerini yudumlayıp yeni bir şarkıya giriyorlardı. Müzik hoşuna gitmiş, ara sıra ritmine uyarak başını bile sallamaya başlamıştı. Sahne ile kapı arasında gelip giden bakışları az ilerde ki bir sütuna yaslanmış, kendisine bakan şapkalı kişiyi fark etmede gecikmedi. Bunu fark edince gözlerini ondan da kaçırmaya başladı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Tam sahneye, müziğin ritmine dalmıştı ki, şapkalıyı karşısında buluverdi. Tuvalete gideceğini, elindeki resim defterini tutmasını istiyordu kendinden. ‘Tabi, neden olmasın’lı telaşlı kelimelerle defteri aldı. O dönene kadar da çok iyi muhafaza etti, sayfalarını bile çevirip bakmadı içine. Şapkalı döndüğünde kendisine nereli olduğunu sordu. Bu şehre geldiğinden beri milyonarca kere duyduğu bir şeydi bu. Her zamanki gibi direk nereli olduğunu söylemektense ‘Sen tahmin et’ demeyi tercih etti.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;Tahminler İspanya, İtalya, Fransa gibi Avrupa coğrafyasının ülkeleriyle başladı. Her hayır'ın ardından söylenen ülke ile bir adım daha Türkiye’ye yaklaşılmış ama şapkalı Yunanistan dedikten sonra pes etmişti. Türk olduğunu söyleyince şapkalı Türkiye hakkında bildiği her şeyi sıralamaya başlamıştı. Bildiği çok fazla şey olduğu söylenemezdi ama ilginç geliyordu anlattıkları. Kendisinin bile bilmediği Nasrettin Hoca fıkralarını bu İngiliz’den duymak onu fazlasıyla mutlu etmişti. Deftere eşeğin üzerine ters binen Hoca’nın resmi çizildiğinde kahkahalarla gülmüştü. Daha sonra o akşam çizdiği resimleri gösterdi yabancı. Biraz önce seyrettiği müzisyenler, onların saksafonları, trampet, piyano, gitar hepsi bu küçük defterin sayfaları içinde sonsuzlaşmaya başlamışlardı bile.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:85%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpopM5K6AtI/AAAAAAAAAQQ/CKm1mKXQWKo/s1600-h/tufnell+park+road.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 149px; height: 97px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RpopM5K6AtI/AAAAAAAAAQQ/CKm1mKXQWKo/s320/tufnell+park+road.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087424030550131410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Müzik bitip, Pub'ı terk etme anı geldiğinde şapkalıyı uzun süredir tanır gibi bir his vardı içinde. Yalnızlığını tamamen unutmuş, çok hoş vakit geçirmişti. Gelmekle iyi ettiğini düşünüyordu eve yürürlerken. Kendini evinin merdivenlerine kadar getiren bu şapkalıya iyi geceler derken bu karşılaşmasının hayatını ne kadar değiştireceği, bu ülkede yıllarca yaşamasına neden olacağı hakkında ise hiçbir fikri yoktu.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 255);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1398829986736001636?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1398829986736001636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1398829986736001636&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1398829986736001636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1398829986736001636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/07/krmz-bantl-kz.html' title='Kırmızı Bantlı Kız'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rpoo65K6AsI/AAAAAAAAAQI/vwCRnpmzUzw/s72-c/wally+fawkes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3382613725184631190</id><published>2007-07-01T11:29:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T22:11:23.531+03:00</updated><title type='text'>Kazlar Çalınır Çamlıca’nın Bahçelerinde -  Rodili Maceralarım III</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Sem’in Judi’yi unuttuğunu düşünen Banu bu işi çözümleme zamanının geldiğini düşünür. Hem ne zamandır ülkesine gitmemiş, oraları çok özlemiştir. Hemen bu fikri Fred’e açıp, kendisiyle gelip Colomboculuk oynamasını ister. Fred’de bunu çok ister çünkü ne zamandır İstanbul’daki caz kulüplerinde çalma hayali vardır ama işlerini ayarlayamaz. Banu tek başına İstanbul yolunu tutar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Ritz Hotel’de deniz manzaralı bir odaya yerleştikten sonra krem rengi pardösüsünü giyip havaalanından aldığı puroları çantasını yerleştirdikten sonra Kadıköy çarşıda soluğu alır. Rodi’yi bulması uzun sürmez. Kendisini tanıtıp, onu konuşmak için Simit Sarayı’na götürür. Çok özlediği çıtır çıtır simitleri yerken ona Judi’yi bulmaya kararlı olduğunu ama yardıma ihtiyacı olduğunu söyler. Rodi Mart ayından beri Judi’den haber alamadığını, İstanbul’un altını üstüne getirdikleri halde bir sonuca ulaşamadıklarını anlatır. Bu iş sandığından da zor olacaktır anlaşılan.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Rodi’den ayrıldıktan sonra İstiklal’e giden Banu, bu şehrin ne kadar da değiştiğini düşünerek sokaklar da Judi’yi aramaya koyulur. Judi’nin resmini kalabalığa göstererek onu görüp görmediklerini sormaya başlar. Nede olsa şehirdeki hatta tüm ülkede ki insanların konsantre olarak geldikleri bir yerdir burası. Kanadalı turistleri bile atlamadan önüne gelen herkesle konuşur. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Beşinci günü de İstiklal’de geçiren Banu artık yorulmaya, ümidini kaybetmeye başlamıştır. Judi’yi bulamamış ama ikinci detektiflik gününden itibaren yanına aldığı resim defterini İstiklal görüntüleri ile doldurmuştur. Hatta kendisini sokak ressamı sananların isteğini kıramamış, portreler çizerek akşamları çanta dolusu YTL, Dolar ve Euro ile oteline dönmeye başlamıştır. Daha sanat okuluna başlamadan bu kadar para kazanacağını hiç düşünmemiş olan Banu acaba hayatımı sokak ressamı olarak mı sürdürsem diye düşündüyse de bu kararı şimdilik ertelemeye karar vermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Banu’nun İstiklal’deki varlığı Paparazzi’nin dikkatinden kaçmamış ve ulusal bir gazetenin muhabiri onu gözleme almıştır. Gözlemeyle sonucu ulaşamayacağını anlayan muhabir sonunda kendini Banu’ya tanıtmış, anlat bakalım demiştir. Banu hikayeyi anlatınca muhabir tatlı tatlı kaşınmış sonra da bildik bildik gülümsemiştir. Çünkü Judi’nin nerede olabileceği hakkında fikri vardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Ertesi sabah ikili Kadıköy vapur iskelesinde buluşup İbrahim Ağa Mahallesi’nde boş bir arazi üzerinde kurulan Ünlüler Sirki’nin yolunu tutmuştur. Sirk daha TV yayınlarına başlamamıştır ama hazırlıklarla dolu hummalı bir havası vardır. Muhabir kendisini kapıdaki görevlilere tanıtmış, içeriye girmeleri hiç de zor olmamıştır. Bir süre içeride dolaştıktan sonra Judi’yi terbiyecisi ile çalışırken bulmuşlardır. Terbiyeciye röportaj için geldiklerini söyleyip bunun için sakin bir yer istemişlerdir. Önce huysuzlanan terbiyeci, muhabirin onun da resimlerini çekeceğini ve ertesi günkü gazeteler de boy boy çıkacağını söylemesi ile yumuşamış onları görüşme odasında yalnız bırakmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Banu bir solukta Judi’ye olan biteni anlattıktan sonra bu kabusun sona ereceğini anlayan Judi rahatlamış ve gözyaşları içinde başına gelenleri anlatmaya başlamıştır. Sirkte çalışmak için kaçırıldığı gün Rodi ile buluşmaya gelirken şöyle bir Çamlıca yapayım demiş, oradaki sirk mafyasının eline düşmüştür. Bir sirkle Anadolu’yu dolaştıktan sonra Ünlüler Sirki’ne yüksek miktarda paralarla satılmıştır. Kaçmasın diye de kilit altında tutulduğu için Rodi’ye bile haber gönderememiş ama bir gün bulunacağından hiç ümidini kaybetmemiş. Banu artık tutsaklık günlerinin sona erdiğini yanlarında muhabir varken onu artık burada tutamayacaklarını söylemiştir. Nitekim kısa bir tartışmadan sonra sirk yetkilileri Judi’nin gitmesine razı olmuş, üçlü hemen bir taksiye atlayarak Rodi’nin yanına gitmişlerdir. İki kardeş özlemle birbirine sarılırken Banu görevini başarıyla tamamlamanın mutluluğuyla bir puro yakmış, onlara ve muhabire veda ettikten sonra Sem’in evine gitmiştir. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  align="justify" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Banu’yu hiç beklemediği bir anda karşısında bulan Sem şaşkınlıktan ne yapacağını bilememiş, hele Judi’nin bulunduğunu duyunca büsbütün sevindirik olmuştur. Yedi gün yedi gece süren kutlamalardan sonra, Banu güzel anılarını ve para dolu valizini yüklenip Sem ve İstanbul’a elveda deyip ver elini Londra yapmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3382613725184631190?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3382613725184631190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3382613725184631190&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3382613725184631190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3382613725184631190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/07/kazlar-alnr-amlcann-bahelerinde.html' title='Kazlar Çalınır Çamlıca’nın Bahçelerinde -  Rodili Maceralarım III'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-632894830131620908</id><published>2007-06-30T10:28:00.000+03:00</published><updated>2007-08-01T22:57:46.875+03:00</updated><title type='text'>Olympos Korsanları</title><content type='html'>&lt;p  style="margin-right: 0.03cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Uzun süredir tatil yapmamıştım ve tatil düşüncem de yoktu. İstanbul'da yaşamak hala tatil gibi geliyor bana. Olympos'a yolu düşen bir arkadaşın önerisi ile yollara düştük. Hiç beklentim olmadan gittiğim bu yerden şen döndüm.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="margin-right: 0.03cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Eşyalarımızı ağaç evimize bıraktıktan sonra deniz malzemelerini yüklenip yola koyulduk. Olympos bir nehrin iki kıyısına kurulmuş antik bir yer. Ortadan geçen nehrin yatağı kurumuş. Tarih, doğa ve efsanenin beraberliği bu olsa dedirten büyüleyici bir yapısı var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZMklZLvVI/AAAAAAAAAPo/OFMYV3MPJZo/s1600-h/o+yol+.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZMklZLvVI/AAAAAAAAAPo/OFMYV3MPJZo/s200/o+yol+.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5081833420930923858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="margin-right: 0.03cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Denize antik kentten üstü ağaçlarla örtülü taşlı bir yoldan yürüyerek gidiliyor. Yeşillik, kuş sesleri ve zakkumların arasında yapılan bu uzunca yürüyüş insanı yormuyor. Nehrin her iki tarafındaki binaların kalıntıları buraların bir zamanlar zengin bir uygarlığa ev sahibliği yaptığına işaret ediyor. 1. ve 3. yüzyıllarda korsanların istilasına uğrayıp onların karargahı olmuş. Korsanlar tarafından içleri boşaltılan lahit ve mezarlar dağın tepesinde. Tiyatrosu bile var ama şimdi kırmızı gelinciklerin, adlarını bile bilmediğim bir sürü kır çiçeklerinin güzelliklerini sundukları bir mekana dönüşmüş.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZJ9lZLvRI/AAAAAAAAAPI/7kRVo6PgrJU/s1600-h/olympos-can+ceylan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZJ9lZLvRI/AAAAAAAAAPI/7kRVo6PgrJU/s200/olympos-can+ceylan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5081830551892770066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="margin-right: 0.03cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Yolun sonunda sağ tarafta ufak bir su kaynağı, onun sonunda da masmavi Akdeniz sizi bekliyor. Tatlı su direk denize aktığı için suyu serin, tuzu da az. Çakıl taşlarının üzerine yerleşip mavi, yeşil tepeler ve antik kalıntılarla başbaşa kalıp dünyanın tüm dertlerinden uzaklaşmak iyi geliyor insana. Suyun denize aktığı yerde balık tutuluyor. Bizde denedik ama nedense bizim oltaya takılmadılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p  style="margin-right: 0.03cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Akşamları bir başka güzel. Yemekten sonra kaldığımız yerin bahçesinde yanan ateşin etrafında, çardak keyfi yapıp, viskimizi yudumlayıp, müzik dinleyip sinekleri kovalamakla başlayan akşam sahile inmekle devam ediyor. Yapay ışığın olmadığı sahil yolunda zifiri karanlıkla tanışıyorsun. İlk sahil yürüşümüzde bu tırsmama neden olduysa da bir karaltının önümüzden yürüdüğünü görmek bizi cesaretlendirdi de yolumuza devam edebildik. Bu cesaretli karaltı &lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Avusturalya'lı bir turist çıkıyor. Telefonunun ışığıyla yolunu aydınlatarak ilerliyor. Bizde telefonlarımızı açıp ışık saçarak katıldık kendisine ve sahile ulaştık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51); font-family: trebuchet ms;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(51, 51, 51); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Geceleri sahildeki ayın ve yıldızların parlaklığı çok etkileyici. Gündüzcüler&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZMClZLvUI/AAAAAAAAAPg/y0TqmNok4Ic/s1600-h/olympos+atesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZMClZLvUI/AAAAAAAAAPg/y0TqmNok4Ic/s200/olympos+atesi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5081832836815371586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; gitmiş, karaltılar  ülkesine dönüşmüş. Yaktıkları ateşin etrafında çember halinde oturan kalabalık bir grubun yanından geçerken davet ediliyouz. Hiç tereddüt etmeden oturup, bin yıldır söylemediğimiz şarkıları, türküleri söyleyip biralarımızı yudumluyoruz. Korsanlar da bizim oturduğumuz taşlarda oturup romlarını içmişlerdir herhalde diye düşünmek mutluluğumu artırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 51); font-family: trebuchet ms;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(51, 51, 51); text-align: justify; font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Anlatacak öyle çok şey var ki. Ama sonra yazın uzun olmuş Sem diyorsunuz. Denizden dönerken bizi gözlemeleriyle besleyen teyzeyi, yoga hocam Kerry'i, dağ çileklerinin muhteşem tadını ve hamak keyfini sonraya bırakıp günümüze kalan tek korsandan, Kaptan Jack Sparrow'dan bahsetmeliyim. Bana cömertce sunduğu romun tadı hala damağımda. Birde hatıra fotoğrafı çektirelim diye tutturmasın mı. Bende kıramadım kendisini. Sağolasın Kaptan bekle beni gene geleceğim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZdWFZLvWI/AAAAAAAAAPw/Q3PGkDCvF8Y/s1600-h/olmpos-johnny+%26+me.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZdWFZLvWI/AAAAAAAAAPw/Q3PGkDCvF8Y/s320/olmpos-johnny+%26+me.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5081851863520492898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-632894830131620908?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/632894830131620908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=632894830131620908&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/632894830131620908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/632894830131620908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/06/olympos-korsanlar.html' title='Olympos Korsanları'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RoZMklZLvVI/AAAAAAAAAPo/OFMYV3MPJZo/s72-c/o+yol+.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4999848087574818034</id><published>2007-06-19T19:50:00.000+03:00</published><updated>2007-06-30T16:51:06.449+03:00</updated><title type='text'>sem'den haberler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;işte size sem'le son konuşmamızın kaydını sunuyorum:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- sem, bak okuyucuların unuttu seni, artık yeni bir yazı yaz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- haa? ne okuycusu? nereye yazayım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- sem!? ne demek ne okuyucusu? blogun yahu, hani yazı yazardın ya!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- ne yazısı? nereye?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- haydaa sem, ne oldu sana? n'oldu? lütfen! yoksa kaza mı geçirdin? kör oldun değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- nevet, nkör oldum. başıma saksı düştü. göremiyor oluşum hafızamı da etkiledi, artık anımsamıyorum da.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- nayırrrr n'olamazzzz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;- nevet! hem sen kimsin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;evet maalesef sevgili okuyucular! durum böyle! sem'in bir an evvel iyileşmesini ve blogunu böyle ne idüğü belirsiz şahsiyetlerin eline bırakmayarak buraya yeniden güzel güzel yazılar döşenmesini canı gönülden dilerim, elbette sizlerin de adına!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(102, 102, 204);"&gt;semmm, geri dön geri dön! ne olur geri dönnnnn!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4999848087574818034?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4999848087574818034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4999848087574818034&amp;isPopup=true' title='23 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4999848087574818034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4999848087574818034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/06/semden-haberler.html' title='sem&apos;den haberler'/><author><name>zibirix</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_gkm3gpSiYeY/Rs7UjLlsrII/AAAAAAAAAsI/C243-7-dgig/s320/fare.gif'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8045334318010868227</id><published>2007-05-31T22:57:00.000+03:00</published><updated>2007-08-01T22:58:47.825+03:00</updated><title type='text'>İki Yaka ve Bir Köprü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8pqIh3T7I/AAAAAAAAAOo/Ay6PpcMXJHc/s1600-h/bogaz+koprusu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 206px; height: 156px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8pqIh3T7I/AAAAAAAAAOo/Ay6PpcMXJHc/s320/bogaz+koprusu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070817509263232946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;Boğaz köprüsünün açıldığı yıl sınıfımızdan bir çocuk, babasıyla köprünün açılışını izlemek için İstanbul’a gitmişti. Dönüşte anlattıkları olay olmuş, günlerce konuşulmuştu. Ben de herkes gibi bu şehri görme hayalleri kurmuştum.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Sonunda hayallerim gerçekleşmişti. Beni ve arkadaşım Ayşe'yi İstanbul’a getiren otobüs, anlatılanlardan ve fotoğraflardan tanıdığım şehir içinde yol almaya başlamıştı. Boğaz Köprüsü'ne vardığımızda sabahın olmasına az bir zaman kalmıştı ama Ayşe ve ben uyumamış etrafı görebilmek için cama yapışmıştık. Deniz esrarengiz güzel, siyaha vuran ışıltılarla doluydu. Her iki yakadaki şehir ışıkları gözlerimizi alıyor, kalbimiz heyecandan küt küt atıyordu.  &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Ayşe’lerin durağına gelince okulda buluşmak&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt; üzere ayrıldık. Biz de halamlara geçtik.  Yeni&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8t54h3T-I/AAAAAAAAAPA/l_M9b6zce5U/s1600-h/red+carnation+girl.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 90px; height: 114px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8t54h3T-I/AAAAAAAAAPA/l_M9b6zce5U/s200/red+carnation+girl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070822177892683746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt; okuluma kayıt için amcamla Çamlıca’da ki okulun yolunu tutup,&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt; koridordaki sırada yerimizi aldık. Hemen arkamızda parlak simsiyah dalgalı saçları, koca gözleri ve uzun kirpikleri ile ince bir kız ve annesi belirdi. Kim önce merhaba dedi bilemiyorum ama biraz sonra annesi amcamla, ben de adı Sevda olan bu kızla derin konuşmalara daldık. Sevda ile sıradaki bu yerimizi gelecek üç yıl boyunca hep koruyacak, yatakhanede, yemekhanede, kopya çekimlerinde, gülme krizlerinde beraber olacaktık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Yatılı okula başladıktan kısa bir süre sonra kaynaşmalar olmuş, ATOS3 adında altı kişilik bir grup kurmuştuk. Ayşe ve Sevda'nın dışında Olga, Tülin ve Selin'de grup içinde yerlerini almıştı. Hafta sonları bir yolunu bulur, dışarıya çıkış izni alır, 3 numaralı otobüse binip kendimizi önce Kadıköy daha sonra İstanbul'un değişik yerlerine atardık.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Köprüye tekrar dönüşüm ise daha bir muhteşem olmuştu. O gün her zaman&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;ki&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8qCIh3T8I/AAAAAAAAAOw/7wi4J0n8K1s/s1600-h/camlica+kiz+lisesi+kosk.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8qCIh3T8I/AAAAAAAAAOw/7wi4J0n8K1s/s200/camlica+kiz+lisesi+kosk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070817921580093378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;gibi &lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;zorlukların üstesinden gelmiş, izinlerimizi almıştık. Önce vapurla karşıya geçip Beşiktaş'ta dolaştık. Deniz kenarında çay bahçesinde otururken dönüşte, köprüyü yürüyerek geçmeye karar verdik. Rengahenk çiçekler satan çingenelerden bir kucak dolusu kırmızı karanfil alıp aramızda bölüştük.  Köprünün altına geldiğimizde 'Boğaz köprüsü inci gerdanlık, altından geçtik kahkaha attık''ı söylerken&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt; etrafımızda oluşan kalabalığın bizi gülümseyerek izlemesi coşkumuzu iyice artırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;O günlerde köprüye iniş çıkış, ayaklarında bulunan asansörlerle sağlanırdı. Sonra insanların kendilerini köprüden atarak intihar etmesi moda olunca köprü yaya trafiğine kapatıldı. Asansöre bindiğimizde hala sesli sesli konuşuyor büyük mutluluk dalgaları yayıyorduk etrafımıza. Asansörü bekleyen amcaya bir karanfil verip köprüye ilk adımlarımızı attık. Bizim gibi köprüyü yürüyerek geçen bir sürü insan vardı. Pırıl pırıl parlayan güneşe daha yakınlaşmış, geçen vapurlardan, her iki yakadaki bina ve ağaçlardan iyice uzaklaşmıştık. Bir masalın kahramanları gibi şarkılar söyleyerek, sek sek yaparak yürüyor, zaman zaman korkulukların kenarında durup eşsiz manzarayı seyrediyorduk. Boğazın o kendine özgü laciverdimsi mavisi gözlerimizi kamaştırıyordu. Elimizdeki karanfilleri yanımız sıra yürüyen sevgililere, yaşlı çiftlere veriyor, adeta mutluluk dağıtıyorduk. &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Köprünün orta yerine geldiğimizde Avrupa yakasını Asya'dan ayıran kırmızı çizgiyi görünce heyecanımız doruk noktasına ulaşmıştı. Elele tutuşup bizi Asya kıtasına götürecek adımı hep beraber atıp Asya'ya geçiverdik. Olga daha Avrupa'ya doyamadığını söyleyince, hadi bir Avrupa yapalım deyip çizgiyi tekrar geçtik. İki kıta arasında bu kadar kolay geçişin olması bizi büyülemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm; color: rgb(0, 0, 153); font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8sLYh3T9I/AAAAAAAAAO4/Zi9icLajodY/s1600-h/avrasya+maratonu+sisli.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8sLYh3T9I/AAAAAAAAAO4/Zi9icLajodY/s200/avrasya+maratonu+sisli.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070820279517138898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="tr-TR"  style="font-size:100%;"&gt;Okula döndüğümüzde hepimiz günlüklerimize sarılmış o muhteşem günün güzellik ve kahkalarını kelimelere dökmeye başlamıştık. Kelimelerin o kadar kaygısız, o kadar heyecan ve coşkuyla geçen bir bahar gününü anlatabilmesi mümkün değildi. Yıllar sonra tekrar bir araya gelsek, yılda bir kere köprüden koşarak geçilmesine olanak tanıyan Avrasya Maratonu'na kırmızı karanfillerimizle katılsak, aynı coşkuyu yakalamamız mümkün olur mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8045334318010868227?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8045334318010868227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8045334318010868227&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8045334318010868227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8045334318010868227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/boaz-kprs-inci-gerdanlk.html' title='İki Yaka ve Bir Köprü'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rl8pqIh3T7I/AAAAAAAAAOo/Ay6PpcMXJHc/s72-c/bogaz+koprusu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-5597942340103217753</id><published>2007-05-24T22:07:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T22:29:19.313+03:00</updated><title type='text'>BEKLE BENİ İSTANBUL</title><content type='html'>&lt;div face="verdana" style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0);"&gt; &lt;p face="trebuchet ms" style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="margin-right: 0.03cm; font-family: trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Hiç düşünmeden kendimi sınava yazdırıyorum. Bir büyü altındayım sanki. Yazgım olan bir şeyi yaparcasına formları doldurup teslim ediyorum sınıf hocamıza. Kimseden izin almak aklıma bile gelmiyor. Sınav için özel bir hazırlık da yapmıyorum, yap diyen kimse de olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;Sınav öncesi a&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RlXlaYh3T4I/AAAAAAAAAOQ/l_-u7bBl23I/s1600-h/eski+sinop+cezaevi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RlXlaYh3T4I/AAAAAAAAAOQ/l_-u7bBl23I/s200/eski+sinop+cezaevi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5068209197099208578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;nnem beni Sinop'a götürüyor. Büyük şehre gelmenin heyecanı ile yürüyorum &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;s&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;okaklarda. Tüm görüntüleri kare kare kaydediyorum hafızama. Garajda indiğimiz yer yarımadanın en ince noktası. Yolun iki tarafı deniz. Karşımda Sabahattin Ali'nin “Aldırma Gönül"ünü yazdığı Sinop Cezaevi'nin kalın duvarları. Duvara vuran dalga  seslerini duyar gibi oluyorum. Uzaklarda burnun ucundaki yüksek ağaçlıklı arazide birkaç büyük yapı dikkatimi çekiyor. Annem oranın radar olduğunu Amerika'lılara ait olduğunu söylüyor. Dediğinden hiç bir şey anlamıyorum ama ordaki &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;Amerika'lıları da hayal etmeden duramıyorum. Daha sonra onun Elektormanyetik İzleme Merkezi olduğunu, soğuk savaş döneminde Sovyetler'i dinlemek için kurulduğunu öğreniyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;p  style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 0, 0); font-family: verdana;"&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;Kim bilir bir daha ne zaman gelirim bu şehre diye düşün&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;mede&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;n&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RlXouoh3T6I/AAAAAAAAAOg/IJjEq4ZTOAU/s1600-h/sinop+bir+tepeden.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RlXouoh3T6I/AAAAAAAAAOg/IJjEq4ZTOAU/s200/sinop+bir+tepeden.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5068212843526442914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;e&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;demiyorum. B&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;un&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;d&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;an önce çok&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;küçükken babamla gelmiştik. Tatlıcı Hasan'ın bana verdiği içi şeker dolu küçük sepe&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt;ti hatırlıyorum. Annemin de hafızasında yer etmiş ki, oradan geçerken hatırlatıyor bana. İçeri girip merhaba diyoruz, yine bir sürü pembe, beyaz şekerlerim oluyor, ama bu sefer şekerden&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt; yapılmış bir sepet içinde değil. Nede olsa büyük bir kız&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:100%;"  &gt; olmuştum&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt; artık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p  style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ertesi gün sınava giriyorum. Oradaki en büyük heyecanım olan şekerlerimle dönüyorum kasabama. Sonra da sınava dair ne varsa unutuyorum.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;Sınavı yapanlar beni unutmuyor. Bir kaç ay sonra Sinop Öğretmen Okulu'nun yatılı bölümünü kazandığım haberi geliyor. Bu sefer amcamla gidiyoruz. Beni okula kaydetip, yatakhaneye yerleştirdikten sonra amcam dönüyor kasabamıza.  İşte o zaman kavrıyorum ne yaptığımı. Her fırsatta ağlayan bir öğrenci modeline dönüşüyorum. Sınıfta, yatakhanede, yemekte, bahçede, olabileceğimiz her mekan da yaşlar sicim gibi akıyor gözlerimden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p face="verdana" style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0);" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bir hafta geçiyor ağlamakla. Beni ve kasabamdan arkadaşım Ayşe'yi müdür odasına çağırıyorlar haftanın sonunda. Biz aslında başka bir okulu da kazanmışız ama sonuçlar yeni gelmiş. İstersek o okula da gidebilirmişiz. Hiç düşünmeden eveti basıyorum. Yeni okulun nerede olduğu umurumda değil. Oraya gitmeden önce eve gitmek var işin içinde. Annemi, babamı, kardeşimi tekrar göreceğimi düşünüyorum ve sadece buna odaklanıyorum.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yarım saatlik bir yolculuktan sonra bizimkilere tekrar kavuşmanın mutluluğuna erişiyorum. Durum anlaşılıyor ki biz İstanbul'da yatılı bir kız lisesini kazanmışız. Bu sefer de İstanbul hazırlıklarımız başlıyor ve sonunda amcam, Ayşe ve babası çıkıyoruz İstanbul yoluna.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-top: 0.19in; margin-bottom: 0.19in; color: rgb(0, 0, 0); font-family: verdana;" align="justify" lang="tr-TR"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;İşte bu yolculuk beni heyecanlandırıyor. Otobüse bindiğimizde tek düşündüğüm şey hep şanslı başkalarının gittiği o büyülü şehrin kucaklarını açıp beni beklediği oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-5597942340103217753?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/5597942340103217753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=5597942340103217753&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5597942340103217753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5597942340103217753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/bekle-beni-istanbul-hi-dnmeden-kendimi.html' title='BEKLE BENİ İSTANBUL'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RlXlaYh3T4I/AAAAAAAAAOQ/l_-u7bBl23I/s72-c/eski+sinop+cezaevi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7725791917362353389</id><published>2007-05-16T00:53:00.000+03:00</published><updated>2007-07-19T22:24:02.588+03:00</updated><title type='text'>Nene Hatun'un Gururlu Kızı</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Pazar günü, dısarda gene muhteşem bir hava. Gecen hafta Tasdelen’de yapılan piknik çok iyi gelmişti ama piknik arkadaşlarım yoğun bu Pazar. Şubat ayında gittiğim poşet cay bahçesine gidiyorum bende. Havalar ısınınca poşetler kalkmış. Orda oturmuyoruz. Moda burnuna doğru yürüyoruz. Sol tarafta çatısız, artık kullanılmayan bina dikkatimizi çekiyor. Moda'daki en güzel İstanbul manzarasını gören bu binanın bir zamanlar özenerek yapıldığı, hala ayakta kalmayı başaran duvarlarından, mimari tarzından, güzel bahçesinden belli.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064910256040397714" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 203px; height: 155px; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkotCvaFS5I/AAAAAAAAANw/ZvOq_Qxgkx8/s320/Nene+hatunun+kizi.jpg" border="0" height="194" width="250" /&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;Hiç düşünmeden kendimi sınava yazdırıyorum. Bir büyü altındayım sanki. Yazgım olan bir şeyi yaparcasına formları doldurup teslim ediyorum sınıf hocamıza. Kimseden izin almak aklıma bile gelmiyor. Sınav için özel bir hazırlık da yapmıyorum, yap diyen kimse de olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Hemen soru işaretleri dolduruyor kafamızı. Zamanında bu kadar çok sevilmiş bir ev nasıl yalnızlığa terk edilmiş. Artık sevilmez olmuş. Oralı olduğu belli ve dünyada gördüğüm en güzel bir çift göze sahip şahısa soruyoruz, biliyor mu bu terk edilmişliğin nedenini diye. Güzel gözlü 16 yıldır orada oturduğunu ve binanın hep bu durumda olduğunu soyluyor. Bildiği kadarıyla artık bir vakıfın malıymış.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Binanın çevresi tahta çitlerle korunmuş. Çitlerin kenarından içerisini görmeye çalışırken binanın şimdiki sahipleri ortaya çıkıyor. Günlerce süren can sıkıntılarına çare olarak bu iki yabancı gelmiş diye düşünebilir havlamayı duyanlar. Çit o kadar yüksek değil ve altında, ortasında bir sürü boşluk var. Her ne kadar kopekleri çok sevsem de üstüme havlayarak gelmeleri, binanın karsısındaki kaldırımda soluğu almama neden oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Daha sonra internette yaptığım araştırmalar bu ev hakkında hiç bir ipucu vermiyor. Başka konulara girmeme neden oluyor ama. Evin olduğu yer Nene Hatun Sokağı. Nene Hatun hakkında okumaya dalıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Erzurum’luymus. 1877 Osmanlı-Rus Savaş’ında kahramanlığı dillere destan olmuş. Sonra AKP’nin seçim gezisine, onun memleketinden, anneler günü olan bir hafta sonu vatandaşlara 60 bin adet Türk bayrağı dağıtarak başlaması geliyor aklıma. Diğer yandan anneler gününde annelerini alıp İzmir’i gelincik tarlalarına çevirenleri düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Memleketim bir hafta sonunu daha dolu dolu yasadı. Mitingler, Erovizyon şarkı yarışmasındaki 4.cülük, Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ilan etmesi. Gerçekten çok şeyler oluyor bugünlerde diye düşünerek ev hakkında hiç bir şey bulamadan araştırmama ara veriyorum. Nerden nereye iste. Kendi annemi anneler günü için arayamadan onun beni araması geliyor aklıma. Canım sıkılıyor artık düşünmeyeyim diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Evin gönüllü olarak terk edilmesine içim razı gelmiyor. Sonra Moda’da arkadaşım Gül için ev ararken bir zamanlar büyük bir Ermeni nüfus barındırdığını öğrendiğimi hatırlıyorum. Belki de evin sahipleri Ermeni idiler ve bırakıp gitmek zorunda kaldılar diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-right: 0.03cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS,sans-serif;"&gt;Çatısız, sıvasız ve camsız da olsa tüm onuru ile ayakta kalan bir ev olarak hatırlayacağım seni Nene Hatun’un gururlu kızı. Bizi biz yapan değerlerimizle ayakta kalabilmek güzel bir şey olsa gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7725791917362353389?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7725791917362353389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7725791917362353389&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7725791917362353389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7725791917362353389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/nene-hatunun-gururlu-kz.html' title='Nene Hatun&apos;un Gururlu Kızı'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkotCvaFS5I/AAAAAAAAANw/ZvOq_Qxgkx8/s72-c/Nene+hatunun+kizi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8602567972759155427</id><published>2007-05-15T11:28:00.000+03:00</published><updated>2007-07-01T09:21:09.175+03:00</updated><title type='text'>haftanın fotosu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;evet sevgili okurlar, Sem'in hizmetine ilaveten benden bir hizmet sizlere!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;işte haftanın fotosunda gizli kalmış diyaloğun çok çok gizli belgesini aynen yayınlıyorum:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;soldaki teyze (kısaca:  s.t.) : gız hatça, nereden cıhtı bu şeherli herif yine?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;sağdaki sevindirik teyze (kısaca: s.s.t.) : auvvv zeyno, resmimüzü çekii!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.t. : bah bah, alet edavata bah, sanküm film çekii!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.s.t: aboooooov filme mü çekii? menşur mu olacaz yanü?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.t. : huuu dellendim mü hatça? gız senin herüf keser la senü! Benü de çeşnü deyyu üzerine gaynattırır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.s.t: şşş begim, dur hele ben kızanları da çağıram, onlar da çıhsın resümde! ayşeee, hasooo, mahooo, diloo, meloo, çellooo, yellooo gelin laaa, resüm çekineceeez! bi de zeyno'nun dişlerini getirin haaaaaa!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.t.: nedecem gız dişi şinci, oğluna mı alacaaaağdı beni de begensün!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.s.t.: auvv gülersin de gız! ne boyle hügumet duvarı gibi mü bakacağcan hepden ya?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.t. : nedecem de gülcem, peh!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.s.t: huuu neredeee galdınız huuuuu!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;s.t.: aha ya gettü fotocu herif bileeem.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8602567972759155427?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8602567972759155427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8602567972759155427&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8602567972759155427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8602567972759155427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/haftann-fotosu.html' title='haftanın fotosu'/><author><name>zibirix</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_gkm3gpSiYeY/Rs7UjLlsrII/AAAAAAAAAsI/C243-7-dgig/s320/fare.gif'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1624959795396327396</id><published>2007-05-14T22:19:00.000+03:00</published><updated>2007-05-15T12:29:57.227+03:00</updated><title type='text'>Haftanın Fotoğrafı I</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rki2zvaFS3I/AAAAAAAAANg/IESUpPBT270/s1600-h/gocebe+anasi+ve+kizi+adem+cetin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rki2zvaFS3I/AAAAAAAAANg/IESUpPBT270/s320/gocebe+anasi+ve+kizi+adem+cetin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064498780993571698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1624959795396327396?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1624959795396327396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1624959795396327396&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1624959795396327396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1624959795396327396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/haftann-fotoraf.html' title='Haftanın Fotoğrafı I'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rki2zvaFS3I/AAAAAAAAANg/IESUpPBT270/s72-c/gocebe+anasi+ve+kizi+adem+cetin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8796072076717155403</id><published>2007-05-10T22:58:00.000+03:00</published><updated>2007-05-11T08:15:51.182+03:00</updated><title type='text'>Nükleer sizin olsun Sinop bizim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkN6OvaFS1I/AAAAAAAAANQ/JXXEKO2PoJE/s1600-h/Biz+Ailecek+Istemiyoruz+3Mayis.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 278px; height: 163px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkN6OvaFS1I/AAAAAAAAANQ/JXXEKO2PoJE/s320/Biz+Ailecek+Istemiyoruz+3Mayis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5063024799757192018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;O kadar protestoya rağmen AKP hükumeti sessiz sedasız  nükleer enerji santrallerinin kurulmasını içeren tasarıyı, erken seçim tartışmalarının yaşandığı bu dönemde, sessiz sedasız Meclis'ten geçirerek yasalaştırdığından haberiniz var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu yasa yürürlüğe girerse  özel sektör ve kamu dünyada yapılması durdurulan nükleer santralleri ülkemizde kurup işletebilecek. Her ne kadar Cumhurbaşkanının  bu kanuna geçit vermeyeceğini ve  bir kez daha görüşülmek üzere Meclis'e göndereceğini dair bir inanç varsa da, bu aşamaya gelinmiş olması bile canımı çok sıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;Hızlı tren gibi basit bir teknolojiyi beceremeyen, zehirli fabrika atıklarıyla dolu gömülü varil facialarıyla bilinen ve deprem kuşağı üzerinde olan bir ülkede kurulacak bir nükleer santral ne kadar güvenli olacaktır?&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;İlk santralın Sinop'ta kurulmasının planlandığını bilirsiniz. Sinop'a kurulacak santral ise sadece  orayı değil tüm yurdu etkileyecektir. Çernobil'den nasıl etkilendiğimizi hatırlarsınız. Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9’unun nedenini kanser olarak belirlenmiş. Bildiğim kadarıyla Karadeniz bölgesinde kanserden ölümlerin son yıllarda artmasının nedeni 19&lt;br /&gt;86 yılında yaşanan bu korkunç kazaya bağlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkN6Z_aFS2I/AAAAAAAAANY/jOeFzioSwac/s1600-h/ruzgar+gulum.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 135px; height: 117px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkN6Z_aFS2I/AAAAAAAAANY/jOeFzioSwac/s200/ruzgar+gulum.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5063024993030720354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 204, 204);font-size:78%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;(Rüzgar gülü)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;Potansiyel nükleer kazalar ve atıklar hepimiz için büyük tehlikeler oluşturuyor. Bu tehlikeler  nükleer yerine ülkemizin sahip olduğu  güneş, rüzgar, su, jeotermal ve bio-kütle kaynaklarının kullanımı ile ortadan kaldırılabilir. Peki o zaman niye bu kadar ısrar nükleer santral için?&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8796072076717155403?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8796072076717155403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8796072076717155403&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8796072076717155403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8796072076717155403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/nkleer-sizin-olsun-sinop-bizim.html' title='Nükleer sizin olsun Sinop bizim'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RkN6OvaFS1I/AAAAAAAAANQ/JXXEKO2PoJE/s72-c/Biz+Ailecek+Istemiyoruz+3Mayis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-491942362719232386</id><published>2007-05-07T00:58:00.000+03:00</published><updated>2007-05-07T07:47:09.835+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5P0vaFSoI/AAAAAAAAALo/1T8NdpBsoCY/s1600-h/hatira.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061570798708673154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 346px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px; TEXT-ALIGN: center" height="100" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5P0vaFSoI/AAAAAAAAALo/1T8NdpBsoCY/s200/hatira.jpg" width="288" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yasar Kemal’in Binboğalar Efsanesi’nde okumuştum. 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece Hızır ve İlyas peygamberler birleşerek yeryüzüne inermiş. Bu birleşme anında tüm akarsular durur ve bir anlığına her şey sessizliğe bürünürmüş. O anı sadece yüreği temiz insanlar fark edebilir, ne dilerlerse kabul olurmuş. Baharın başlangıcı olan bu günü halkımız da Hıdırellez olarak kutlarmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5RNPaFSqI/AAAAAAAAAL4/4bsl3RqmKi4/s1600-h/rengahenk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061572319127095970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5RNPaFSqI/AAAAAAAAAL4/4bsl3RqmKi4/s200/rengahenk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eminim hepimizin yörelerimize göre değişik hıdrellez gelenekleri, inanışları ve kutlamaları vardır. Benim bu yılki kutlamam İstanbul usulü oldu. Ahırkapı’daki Hıdırellez şenliklerinde bir güzel şenlendim. Ahırkapı Sultanahmet’in deniz tarafında yani Cankurtaran'da bir sokağın adı. Şenlikler bu semtin sokaklarında yapılıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5Ru_aFSrI/AAAAAAAAAMA/ZPBUMTyfvXY/s1600-h/sokaktan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061572898947680946" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5Ru_aFSrI/AAAAAAAAAMA/ZPBUMTyfvXY/s200/sokaktan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şenlik alanına girdiğinizde sizi inanılmaz bir renk cümbüşü karşılıyor. Her sokak renk renk kumaş ve balonlarla donatılmıştı. Birde buna Romanların renkleri eklenince tam bir karnavala geldiğinizi hissediyorsunuz. Tıpkı Londra’daki sokak karnavalları tadında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakların iki tarafında yiyecek satıcıları sıra sıra dizilmişti. Dönerci, kokoreç&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5SLvaFSsI/AAAAAAAAAMI/7wqTuxbJP4E/s1600-h/yimirtalar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061573392868920002" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 157px; CURSOR: hand; HEIGHT: 110px" height="126" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5SLvaFSsI/AAAAAAAAAMI/7wqTuxbJP4E/s200/yimirtalar.jpg" width="172" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;çi, pilavcı, köfteci, balık-ekmekçi, midye dolmacı, börekçi, baklavacı, dondurmacı, kuruyemişçi vs. Hamsi pilavı bile vardı. Yalnız her şey kuponla satılıyordu. Bizde kuponlarımızı alıp abur cuburla karnımızı doyurup, biralarımızı içtik. Atmosfer o kadar iyiydi ki arkadaş bir bira ile kafayı buldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şenliklere damgasını vuranlar allı morlu yeşilli kıyafetleriyle Roman çalgıcılarıydı. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5bf_aFS0I/AAAAAAAAANI/xmMblnewfQI/s1600-h/romann.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061583636365921090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5bf_aFS0I/AAAAAAAAANI/xmMblnewfQI/s200/romann.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Klarnet, saksafon, akordeon, darbuka ve davuldan nasıl bu kadar güzel, bu kadar canlı, bu kadar eğlenceli müzik &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5aYvaFSzI/AAAAAAAAANA/-EzzkWHEU1I/s1600-h/roman.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061582412300241714" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5aYvaFSzI/AAAAAAAAANA/-EzzkWHEU1I/s200/roman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;çıkar diye hayretler içinde baka kalıyorsun. Olay sadece bu kadar güzel çalma değil, çalarken bu kadar eğlenme ve eğlendirebilme olayı. Dünyada bunu yalnız siyahların yaptığına inanırdım ama ne kadar yanıldığımı sevinerek gördüm. Hemen herkes, fareli köyün kavalcısını bulmuşta peşinde gidiyormuş gibi onları takip ediyorlardı. Zaman zaman müziğe kendini kaptırıp göbek atanlar, oynayanlarda vardı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061574011344210642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5SvvaFStI/AAAAAAAAAMQ/pjEMcKQV3jk/s320/senlendik.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;Keşke herkes çalgıcıların bu havasına, oynayanların ritmine tamamen uyabilse, kendilerini müziğe bırakıp özgürce dans edebilseydi. Böyle kişilerde vardı ama azınlıktaydı. Bende o yüzden doya doya dans edemedim. Ama çevremde gülen, eğlenen, yiyen ve içen insanlar görmek inanılmaz keyifliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5TWPaFSuI/AAAAAAAAAMY/Z6uSaXDR6Z4/s1600-h/pozverenler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061574672769174242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 193px; CURSOR: hand; HEIGHT: 126px" height="138" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5TWPaFSuI/AAAAAAAAAMY/Z6uSaXDR6Z4/s200/pozverenler.jpg" width="199" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Eğlenen insanlara birde fotoğrafçıları ve bunlara poz vermek için özel giyinmiş, süslenmiş Roman çocuklarını eklemeliyim. Bir fotoğrafçı için inanılmaz renkli bir yerdi o gün Ahırkapı. Yüzlerce hatta binlerce fotoğraf çekildiğini gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şenliğin &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5UHvaFSvI/AAAAAAAAAMg/BAaHie1PTYY/s1600-h/dilekevi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061575523172698866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5UHvaFSvI/AAAAAAAAAMg/BAaHie1PTYY/s200/dilekevi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;en kalabalık yerleri ise dilek iletilen yerlerdi. Köşedeki bir binadan iki taraflı sarkıtılan iplere bağlanan dilekler görülesi bir manzara oluşturuyordu. Bu iplere bağlı renkli kumaşlar binlerc&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5UePaFSwI/AAAAAAAAAMo/EsY_S6sY-RI/s1600-h/dilekciler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061575909719755522" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5UePaFSwI/AAAAAAAAAMo/EsY_S6sY-RI/s200/dilekciler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;e umudun temsilcisi gibi sallanıyordu. İş, para, sağlık ve eş dileklerinin yanı sıra Seda Sayan’dan göz ameliyatı için yardım isteyenler bile vardı. Umarım yazılan dileklerin hepsi gerçek olur.&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ahırkapı’daki eski evler ile burada yaşayan insanlardan da çok etkilendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Modernleştirilmiş ve otel olarak kullanılan binaların arasında kalan bir sürü ev ayakta durmaya çalışıyordu. Evler gibi burada yaşayan insanların da, İstanbul’un hatta dünyanın değişimine kafa tutar bir halleri vardı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061576377871190802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5U5faFSxI/AAAAAAAAAMw/I9NKA0PdqmQ/s200/eskilerden.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ahırkapı’ya gitmek için arkadaşla Eminönü vapur iskelesinde buluştuğumuzda etrafımdaki yüzlerce polis dikkatimi çekmişti. Senliklerin ortasında bu aklıma geliyor ve arkadaşa nedenini soruyorum. O da 6 Mayıs’ın Deniz Gezmiş’lerin asıldığı gün olduğunu hatırlatıyor. 35 yıl önce, hem de baharın başlangıcı olan böyle bir günde, bu ülke üç tane fidanına nasıl kıymış. Aklım bir türlü almıyor, senlikler sırasında bu aklıma gelip gelip duruyor. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-491942362719232386?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/491942362719232386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=491942362719232386&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/491942362719232386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/491942362719232386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/yasar-kemalin-binboalar-efsanesinde.html' title=''/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rj5P0vaFSoI/AAAAAAAAALo/1T8NdpBsoCY/s72-c/hatira.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2518358469564180923</id><published>2007-05-04T10:36:00.000+03:00</published><updated>2007-05-04T10:51:26.640+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zibirix'/><title type='text'>selam ey faniler!</title><content type='html'>Sem muhteşem yazılarımın etkisinde kalınca, ne olur benim bloga da yaz, aklıma bir şey gelmiyor, okuyucuların kaçması yakındır diye geldi ağladı, dayanamadım elbet.  İyi bir arkadaşı kırmak blogçuluğa yakışmaz dedim ve kolları sıvadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin henüz bu sabah Ankara'ya ayak bastım ve ayağımın tozuyla kendi bloguma &lt;a href="http://zibirixia.blogspot.com/2007/05/limon-tuzuna-limonata.html"&gt;ilk  başkent havadisimi&lt;/a&gt; bildirdim. Onun dışında, tabii gece boyunca mis kokulu bir trende (ayakkabısını çıkaranı mı ararsınız, çaktırmadan fosuranını mı, ya da belli ki cırcır olup boyna tuvalete koşturup cart curt o gürültülü pulman kapısını açanı mı!) yolculuk etmek dışında bir şey yaşamadım. Ama gelmişken YSK'ya ve Tayyip'e bir selam eylemek ya da el ense etmek lazım gelir gibi....&lt;br /&gt;Yani zannediyorum yakın zamanda yazılarımdan nasibinizi alacaksınız burada.&lt;br /&gt;O halde şimdilik kısaca: Merhaba!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2518358469564180923?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2518358469564180923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2518358469564180923&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2518358469564180923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2518358469564180923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/05/selam-ey-faniler.html' title='selam ey faniler!'/><author><name>zibirix</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://bp0.blogger.com/_gkm3gpSiYeY/Rs7UjLlsrII/AAAAAAAAAsI/C243-7-dgig/s320/fare.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7729069976325058946</id><published>2007-04-24T07:26:00.000+02:00</published><updated>2007-04-24T23:28:49.303+02:00</updated><title type='text'>Bana bir varmış, bir yokmuş deme. İçime dokunuyor. (C. Yücel)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(102, 51, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şubattan beri yaza yaza İstanbul’a resmen baharı getirttim. Ağaçlar, çiçekler birbirinin ardı sıra, rengaheng açıyorlar. Güzel şehrimiz renkten renge giriyor. Bu renk cümbüşüne en son katılanlar da Erguvanlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(102, 51, 102);"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(102, 51, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;Evet, İstanbul'da Erguvan vakti şimdi. Boğazın her iki yakasında mavi ve yeşile o kendilerine has renkli çiçekleriyle eklenen Erguvanların birde efsanesi var. Aslında renkleri beyazmış, ta ki İsa’ya ihanet eden Yahuda kendini bu ağaca asıp intihar edene kadar. Efsane bu ya,  utancından dalları bükülüp yüzü kızarmış Erguvanın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ri2VbRBdUhI/AAAAAAAAALg/Bbt-vcBsf7w/s1600-h/erguvan-birgulozan.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 318px; height: 201px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ri2VbRBdUhI/AAAAAAAAALg/Bbt-vcBsf7w/s320/erguvan-birgulozan.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5056862252265460242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);font-family:trebuchet ms;" &gt;Erguvanların keyfine varmak için fazla vaktiniz yok. Birkaç hafta içinde bir varmış bir yokmuş olacaklar. Onun için bugünü yarına bırakmayın. Atın kendinizi dışarıya, en iyisi de boğaza. Eğer İstanbul'da oturmuyorsanız üzülmeyin. Erguvan bahara hoş geldin demek için renkli bir bahane olsun. Siz de baharın mucizesini çevrenizdeki çiçeklerle kutlayın.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; color: rgb(102, 51, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Boğaziçi de bu bahar&lt;br /&gt;Mavi sakalına erguvanlar takmış&lt;br /&gt;Sarhoş bir İskele Babası kadar&lt;br /&gt;Hem delikanlı&lt;br /&gt;Hem deliler gibi ihtiyar (C. Yücel)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7729069976325058946?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7729069976325058946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7729069976325058946&amp;isPopup=true' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7729069976325058946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7729069976325058946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/bana-bir-varm-bir-yokmu-deme-iime.html' title='Bana bir varmış, bir yokmuş deme. İçime dokunuyor. (C. Yücel)'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ri2VbRBdUhI/AAAAAAAAALg/Bbt-vcBsf7w/s72-c/erguvan-birgulozan.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6675904171609706245</id><published>2007-04-20T06:48:00.000+02:00</published><updated>2007-04-20T08:38:12.555+02:00</updated><title type='text'>Fener maçında göz kalemimi Polis kadına nasıl kaptırdığımın hikayesidir</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:100%;" &gt;Aklımda maça gitmek gibi bir düşünce yoktu ama sürpriz olarak alınan biletle üç kafadar Fenerbahçe-Vestel Manisa Spor maçına gittik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Londra dönüşüm  de buralara ait olma çabası ile kendime bir takım seçeyim dediğimde,  kuzenim Kadıköy’de oturuyorsun Fener’i seçersen  10 yıl üzülmezsin deyince rengimi belirlemiştim.  Gerçi çocukluk yıllarında da sempatizandım ama babam Beşiktaşlı  olduğu için pek aktif olamamıştım.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Önce uygun bir kıyafet bulma telaşını yaşadım. Evdeki sarı ve lacivert ne varsa onları giyerek yendim bunu. Buluşma yerimiz olan boğa heykeline giderken yollarda ki bayram havasının etkisi ile hemen maçın havasına girmeye başlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Maçta çekirdek  yemek gelenekselmiş. İçeriye sokulması da çok kolay oldu. Bence  bunun asıl nedeni tüm paketi hakemin kafasına  atsan kıramazsın diye olsa gerek. Girmeden önce arkadaş  &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihL0hBdUgI/AAAAAAAAALY/6K_IpeE12tw/s1600-h/mac+oncesi+isinma.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihL0hBdUgI/AAAAAAAAALY/6K_IpeE12tw/s200/mac+oncesi+isinma.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055373947313148418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;çantanda kesici alet yada bozuk para olmasın diye beni uyarmıştı.  İlk polis kontrolüne girdiğimizde çantamda 4 kalem,  2 çakmak, 3 döner, su ve bir sürü bozuk para vardı. İkinci polis  kontrolünden de geçtiğimde ise kalemlerin 2’si, su ve çakmaklar  gitmişti. Polis aslında 4 kalemime el koyacaktı ama itiraz ettiğim  için ikisini kurtardım. Kalemlerin yarısına el koyan mantığı  anlamakta  zorlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Biletler numaralı  ama nedense herkes istediği yere oturuyor. Bizde kalenin arkasında sağ tarafta bir yere oturuyoruz. Güzel bir yer, her  yere hakim olduğumu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Stadyumların  içini sadece televizyondan görmeye alışkın olan ben, burayı düşündüğümden  daha az ihtişamlı ve ufak buluyorum nedense. Çimenlerin dışında  her şey sarı lacivert tasarlanmış. Dışarıda ki otopark işareti  bile. Stadın dört bir yanındaki kocaman yazıları okuyorum:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" type="disc"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gün gördüm günler    gördüm seni gördüm şad oldum&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bitmedi bitmeyecek bizim aşkımız&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Burası Kadıköy    buradan çıkış yok&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;  &lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bir sürü  elektronik renkli reklam panolarından imajlar fışkırıyor. Arkadaşlar  telefon açıp yakınlarına oturdukları yeri söylüyorlar. Doğuş  Otomatif panosunun altı diye. Daha sonra dikkat ediyoruz bu panodan  stadın her yerinde var ve kahkalara boğuluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Önce Vestel'li  futbolcular yuh sesleri içinde sahaya geliyorlar. Koşarak  tek tek seyircilere &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihGsBBdUeI/AAAAAAAAALI/uoj3m6vT01M/s1600-h/mac+oncesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihGsBBdUeI/AAAAAAAAALI/uoj3m6vT01M/s200/mac+oncesi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055368303726121442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;gitmelerinin nedenini sonra anlıyorum. Meğer FB’li  taraftarlara renkli kağıtlara sarılı mesir macunu atıyorlarmış.  Bunu gurur meselesi yapan bir taraftarın “kendin ye” diyerek tekrar  sahaya fırlatmasına gülüyorum. Sonra FB’li futbolcular da geliyorlar.  Şimdilik sadece ısınma hareketleri için çıkılmış sahaya. Koşuşturup  duruyorlar. Fenerli futbolcular tek tek tribünlerin önüne gelip selamlıyor  bizleri. Bizde onlara İspanyollar gibi ole ole ole diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Seyirci durup  durup sloganlar atıyor, maç başlamamış olmasına rağmen büyük  bir heyecan var. Atmosferden etkilenmemek mümkün değil. Böyle büyük  bir organizasyonun parçası olmak sarhoş edici. Yığınların afyonu  meselesini kavrayıveriyorum birden.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Maç kadar  maçı seyredenler de ilgimi çekiyor ve bol bol resim çekiyorum. Ucuz  tribünde olduğumuzdan olsa gerek çevremdekilerin saç kesimleri,  kıyafetleri, elleri, yüzleri, konuşmaları pek de varlıklı bir  kesime ait olmadıklarını söylüyor bana. Fener tutkuları ise her  hallerinden belli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çevremdekiler  bana doğru konuşuyor. Bense testosteronun bol olduğu bu ortamda sayılı  hatunlardan biri olarak samimi olmaya korkuyorum. Cevapları geçiştiriyorum  ama onlar yorumlarını benle paylaşmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p  style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihG1xBdUfI/AAAAAAAAALQ/zotujxnjSFQ/s1600-h/gol+olmayinca.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihG1xBdUfI/AAAAAAAAALQ/zotujxnjSFQ/s200/gol+olmayinca.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055368471229846002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstiklal marşı  ve okul gezisinde kaybettiğimiz çocuklara saygı duruşundan  sonra maç başlıyor. Birinci yarıda ki heyecan, golün gelmemesi  ile yavaş yavaş sönüyor ve yerini hakem, Zico ve oyunculara yönelen  küfürlere bırakıyor. Dikkat ediyorum benle konuşan ön ve yan tarafımdakiler  küfür etmiyor. Küfürler daha çok kişisel kontak kurmadığımız  arka taraftan geliyor. Bu hoşuma gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p face="trebuchet ms" style="color: rgb(0, 102, 0);" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tuncay oyun  boyunca o kadar koşuyor ki, bu çabası için ona bir gol hediye edebilmeyi  çok isterdim. Ama ne o atabildi ne de ben.  O çok sevdiğim Alex’e  gelince maç boyunca yerinde saydığı için tüm saygımı yitiriyorum  kendisine.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="color: rgb(0, 102, 0); font-family: trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bir gol atılsa  şampiyonluğun nerdeyse garantileneceği bu maç golsüz bitiyor. Halbuki  hep o bahsettikleri bu stada özgü gooooool sesini duymayı ne kadar  da istemiştim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="color: rgb(0, 102, 0);" align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Görevli siyah  labrador köpeği, maçı oyunculara sırtı dönük seyreden polisler,  stadın ısıtma sistemi gibi anlatacak daha çok şey var ama yazıyı  fazla uzatmak istemiyorum. Yalnız bir uyarım var. Dışarı çıkmak  için kalabalığın dağılmasını beklerseniz iyi edersiniz. Aksi  takdirde istemediğiniz bir samimiyet havası içinde dışarı çıkmak  zorunda kalırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="color: rgb(0, 102, 0);" align="justify"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sonradan anlıyorum ki Polis kadının aldığı kalemlerden biri Dior Göz Kalemimmiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6675904171609706245?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6675904171609706245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6675904171609706245&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6675904171609706245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6675904171609706245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/fener-manda-gz-kalemimi-polis-kadna.html' title='Fener maçında göz kalemimi Polis kadına nasıl kaptırdığımın hikayesidir'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RihL0hBdUgI/AAAAAAAAALY/6K_IpeE12tw/s72-c/mac+oncesi+isinma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7323749948319492830</id><published>2007-04-18T22:20:00.000+02:00</published><updated>2007-04-18T22:30:09.304+02:00</updated><title type='text'>Zibirix ve babasına</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;color:#000000;"&gt;1997 yılında yüksek lisans tezimi hazırladığım dönem. Hiçbir problem yaşamadığım bilgisayarım o gün çöküyor ve tüm çalışmamı yitiriyorum. Zaten bir önceki gece babamla ilgili kötü bir rüya görmüşüm, buda eklenince tarifsiz bir sıkıntıya giriyorum. Frank hadi gel seni Highgate Parkta yürüyüşe götüreyim diyor. Sonbaharın bakır renkleri ve güneşi iyi geliyor ama sıkıntımı geçirmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve döndüğümde kötü haberi alıyorum. Babam felç geçirmiş, durumu kötüymüş ve hastanedeymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimkilerin huyunu çok iyi biliyorum. Babaannemi Şubat ayında kaybetmiştik. Benim haberim ise yazın memlekete gidince olmuştu. Onun için babamı tamamen kaybettiğimi düşünüyorum ve ağlama nöbetine giriyorum. Hayatta o ana kadar yaşadığım hiç bir şeyin beni o kadar acıtmadığını hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günkü Türkiye seferlerini kaçırdığım için ancak bir sonraki güne bilet alabiliyorum. Aklımda hep babama söyleyemediklerim ve beraber yaşayamadıklarımız; keşke, keşke ve keşkeler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce İstanbul, oradan kuzenlerin de katılımıyla Samsun. O mavi pijamaları içinde yatağında gördüğüm halini unutmam mümkün değil. Beni görünce gözlerinin ışıldadığını, bana bir şeyler söylemeye çalıştığını hissediyorum ama kelimeler çıkmıyor. Çıkmasın ben anlıyorum, beni gördüğü için çok mutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen insanın hayatı bir günde tamamen değişir. Babamın da öyle oldu işte. Önce çoğu fiziksel işlevlerini kaybetti sonra inatçılığı sayesinde çoğunu yeniden kazandı. Aksi bir adamdı, daha bir aksi oldu. Onu büyüdüğüm evde, o her zamanki aksi haliyle düşünmek bana mutluluk veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları tekrar düşünmeme neden Arkadaşım Zibirix’in babasını dün kaybetmesi oldu. Ne kadar büyük bir acı içinde olabileceğini tahmin edebiliyorum. Biz seni çok seviyoruz Zibirix ve acını paylaşıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7323749948319492830?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7323749948319492830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7323749948319492830&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7323749948319492830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7323749948319492830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/zibirix-ve-babasna.html' title='Zibirix ve babasına'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4728828672493638307</id><published>2007-04-15T15:08:00.000+02:00</published><updated>2007-04-18T07:24:59.236+02:00</updated><title type='text'>Haftanın resimleri üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-family:verdana;" &gt;Hafta sonu kardeş hala burada ve onun için yapılacak bir atraksiyon bulma adına Ümraniye'de dünyaca ünlü bir ayakkabı markasının satış mağazasına gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RiIrM-chWfI/AAAAAAAAAK4/mljcJ2VzwGE/s1600-h/parlakliga+giden+yol2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 221px; height: 177px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RiIrM-chWfI/AAAAAAAAAK4/mljcJ2VzwGE/s200/parlakliga+giden+yol2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5053649233784166898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RiIkfuchWZI/AAAAAAAAAKI/DHswMqumrRA/s1600-h/parlakl%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 118px; height: 184px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RiIkfuchWZI/AAAAAAAAAKI/DHswMqumrRA/s200/parlakl%C4%B1k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5053641859325319570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Evleri yaparken yolları da aynı hızla yapmayı ihmal eden belediye yüzünden mağazayı bulmamız biraz zaman alıyor. Olsun, bu da bana bir kaç resim çekme şansı veriyor. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Satış mağazası ise kadın ayakkabıları yönünden tam bir hayal kırıklığı oluyor. Rengaheng erkek ayakkabılarını görünce içimiz açılıyor ve sizinle paylaşmak istiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kardeş ayakkabıları gördüğümüz günün akşamı evine dönüyor. Çok da alışmıştık üzüldük.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4728828672493638307?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4728828672493638307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4728828672493638307&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4728828672493638307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4728828672493638307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/istanbul-renkleri-ite.html' title='Haftanın resimleri üzerine'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RiIrM-chWfI/AAAAAAAAAK4/mljcJ2VzwGE/s72-c/parlakliga+giden+yol2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3505044671099905726</id><published>2007-04-11T22:46:00.000+02:00</published><updated>2007-04-16T06:51:13.674+02:00</updated><title type='text'>Kadıköy’de bir heykel</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#006600;"&gt;Bir süredir yazmadığımı fark ettiniz. Bende bunun farkında olmama rağmen, memleketten gelen kardeşimle ilgilenmek adına sizleri ihmal ettim. Aslında pek de ihmal olmadı çünkü resimlerle ifade ettim kendimi. Ama o kadar emek verip resmini çektiğim duvar yazısı ile ilgili yorum yapmadınız ya buna sasırdım işte. Umarım en azından bunun nedeni hakkında bir açıklamanız vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#006600;"&gt;Size Rodi ile ilgili bir haberim var. Bir kaç haftadır Kadıköy çarsıda gördüğüm ve bir anlam veremediğim taşların heykel altı taşları olduğunu keşfetmiş bulunmaktayım. Meğer Kadıköy Belediyesi çarşıyı canlandırma çalışmalarının bir parçası olarak bir heykel trası görevlendirmişler. Yapılan ve bu taşların üzerine konulan heykellerden biri de bizim Rodi’nin heykeli (Rodinin değil). &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#006600;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5052274895789054322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="206" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rh1JP-chWXI/AAAAAAAAAJ4/9M-ngfREF2w/s320/rodininheykeli.jpg" width="252" border="0" /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy Belediyesi halkın günlük olarak kullandığı alanları sanatla canlandırmaya karar vermiş. Bölgenin geçmişi ve bugünü ile ilgili konu ve kişiler hakkında heykeller yaptırmış. Şimdilik bir timsah heykeli ile Rodi’nin ki var. Diğerlerini de merakla bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey sevgili okurlarım, Rodi’yi hep beraber nasıl meşhur ettik görüyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Ek:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Genel istek üzerine timsahı araştırayım diyorum ve gene Sunay Akın çıkıyor karşıma. Sunay’cım İstanbul ile bilgilerin yararlı da bu kadar çok karşıma çıkmasan diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunay Strabon’un İstanbul’da timsah gördüğünü doğrulamakla kalmıyor sevgili okurum Onur’un Pınar diye bahsettiği yerin Kalamış Koyu olduğunu belirtiyor. Halbuki ben bu timsahları Kurbağalı Dere’de hayal etmiştim. Koskoca Strabon bu konuda yalan yazacak değil ya deyip bunu kabuleniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon’daki Ayasofya Kilise’nin doğuya bakan duvarında kesici bir aletle çizilen gemi resimleri varmış. Gemi mimarisinin tarihi konusunda uzman bir Amerikalı biliminsanı yaptığı çalışma sonunda, gemi resimlerinin Akdeniz uygarlıklarına ait olduğunu ve de doğru olarak çizildiğini söylemiş. Resimlerden biri de, Mısır kalyonu imiş. Aman sakın Mısır kalyonuyla da ilgili yaz demeyin Levent Kalyonu ile kalyoncu günlerimi noktaladım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısırlı denizcilerin tarihi incelendiğinde uğradıkları her kıyıya kutsal saydıkları timsah yumurtalarını bıraktıkları görülürmüş. Strabon’un gördüğü timsahlarda, o yumurtalardan çıkan timsahlarmış. Trabzon limanına giden bir Mısır kalyonunun İstanbul’dan geçerken, Kalamış’ta bir tatlı huzur almadan geçemiyeceği düşünülürse efsane doğrulanmış oluyor. Huzurdan sonra yumurtaları koya salıp, bekle bizi Trabzon yapmışlar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zibirix dün akşam Bronz Rodi'nin tepesinde midye dolmacının oturduğunu görmüş, neredeyse adama kışt, ne oturuyorsun Sem'in Rodi'sinin üzerinde diyecekmiş. Sağol bu duyarlılığın için ama sanat ve hayatın içice olması hoşuma gitti. Bu yazıyı okuyacak Ori'nin tepkisini ise şimdiden merak ediyorum. Timsah yumurtası hikayesi yazar mı dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka sorusu olan yoktur umarım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Not: Banu'nun resmini kaldırmak zorunda kaldığım için çok üzgünüm, çok alışmıştım, yakışıvermişti o köşeye.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3505044671099905726?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3505044671099905726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3505044671099905726&amp;isPopup=true' title='29 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3505044671099905726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3505044671099905726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/rodi.html' title='Kadıköy’de bir heykel'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rh1JP-chWXI/AAAAAAAAAJ4/9M-ngfREF2w/s72-c/rodininheykeli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>29</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7433418140885014784</id><published>2007-04-01T20:31:00.000+02:00</published><updated>2007-04-01T23:51:32.542+02:00</updated><title type='text'>Pulsuz bir zarf gibisin, üstünde adresi..</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 153, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;..evde kaldın, n'aber Kız Kulesi...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0); font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt; &lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-size:100%;" &gt;(Sunay Akın)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cumartesi günü Mavi Gözlü Dev filmini görmeye niyetleniyorum ama evdekiler biz gördük hiç iyi değildi deyince Mutluluk filmini göreyim diyorum. Benim gibi bir sürü insan da aynı kararı vermiş olacak ki onu da göremeden, elimde Dondurmam Kaymak filmiyle eve dönüyorum. Daha önce görmüş olmama rağmen, kaçırdığım ayrıntıları yakalamanın zevkiyle izliyorum bu tatlı filmi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Pazar günü Salacak sahiline çay içmeye gidiyorum. O an bunun mavi gözlü devle olan bağlantısının farkında bile değilim. Sahilde tam 1 Nisan havası var, biraz güneşli, biraz rüzgarlı, biraz kalabalık. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkeDyJjxI/AAAAAAAAAJY/4m8A_3marsU/s1600-h/salacak%2Bbar%C4%B1naktan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkeDyJjxI/AAAAAAAAAJY/4m8A_3marsU/s200/salacak%2Bbar%C4%B1naktan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048575281112649490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Boğazın hakimi martılar, deniz kenarında ki ördekler, kazlar, tavuk ve horozlar, kediler yürürken sık sık durmama neden oluyorlar. Kız Kulesi'ne yaklaştıkça insan kalabalığının arttığını görüyorum. Bu sahil acayip bir şekilde halkımızın istilasına uğramış. Sevgilisini, şunu nu bununu alan buraya gelmiş. En çokta başı bağlı sevgililerini öpmeye çalışan delikanlılar dikkatimi çekiyor. Bu iş için neden herkesin gelip geçtiği bir mekan seçilmiştir anlamakta güçlük çekiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ertha Kitt’in dünyaya meşhur ettiği şarkıdaki katibi, onun sediresini, çamur olan eteğini düşünüyorum, hatta mırıldanıyorum. Kız kulesinin efsaneleri geliyor aklıma.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkjzyJjyI/AAAAAAAAAJg/hGkjLf4uDI8/s1600-h/salacak%2Bkiralik%2Btekne.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkjzyJjyI/AAAAAAAAAJg/hGkjLf4uDI8/s200/salacak%2Bkiralik%2Btekne.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048575379896897314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhADmjyJjuI/AAAAAAAAAJA/ikkDsf8FVo0/s1600-h/salacak+kiralik+tekne.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İster istemez öğrencilik yıllarımın Salacağına gidiyor aklım. Sahil daha trafiğe açılmamış. Kahvesine geldiğimde gördüğüm arkadaşlar, çay, sohbet, sigara üçlüsüyle geçen zamanları düşünüyorum. Kahvenin yerinde simdi çimenler var, tanıdık yüzler kaybolmuş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sonra Londra’dan tatile gelişlerimi hatırlıyorum. Deniz kenarındaki büyük kayaların üzerinde oturup bira içip, şarkı söylüyoruz. Herhalde bunu geç saatlere kadar devam ettiriyoruz ve birileri bizi şikayet ediyor ki, Polis gelip kimlik soruyor. Kimlikle dolaşılması gerektiğini unutan ben zor dakikalar geçiriyorum. Neyse ki bir yolu bulunuyor da karakolu ziyaret etmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Daha sonra Londra’ya dönmeden önceki birkaç saatimi geçirdiğim mekan oluyor Salacak. Çayımı yudumlayıp eski İstanbul’u seyrederken arkadaşım Emel’e, yaw gitmesem ne olacak diyorum. Bileti yırtsam ve sonsuza kadar bu sahilde otursam. Tabi bileti yırtamıyorum, tüm manzarayı güzellikleri içime gömüp havaalanının yolunu tutuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhADmjyJjuI/AAAAAAAAAJA/ikkDsf8FVo0/s1600-h/salacak+kiralik+tekne.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Artık beni Salacak’tan ayıracak havaalanı yok. İstediğim an buraya gelebilmenin özgürlüğü beni buraya daha az getiriyor galiba. Sonra ana dönüyorum, kulesinin tam karşısında denize iple atılan bir sürü rengarenk balonları görüyorum. Tüfe&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;klere nişan tahtası oluyor bu balonlar, 12 vuruş 2,5 YTL. Nişan olmanın dışında denizi renklendirmeleri hoşuma gidiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkXTyJjwI/AAAAAAAAAJQ/58ZIhnJHujE/s1600-h/balonlar%2Bve%2Bkiz%2Bkulesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkXTyJjwI/AAAAAAAAAJQ/58ZIhnJHujE/s200/balonlar%2Bve%2Bkiz%2Bkulesi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048575165148532482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Duyduğuma göre Kız Kulesi 50 yıllığına Hamo&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğlu’na&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; kiralanmış. Ortaköy ve Salacak’tan düzenlenen motor seferleriyle kucaklarını ziyaretçi akınlarına açmak zorunda kalmış kızımız. Bu kuleyi hep bir sahilden görmeye alışkın bana ters geliyor bu sefere katılmak. Herhalde bu kadar ticarileşmesi, bir ürün haline gelmesi hoşuma gitmiyor. Bu turlar efsanelerin kızının büyüsünü bozuyor sanki. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Günümü anlattığım da, arkadaşım Nazım Hikmet'in büyükbabasının hikayesini anlatıyor. 1827 yılında Almanya’da doğan Karl Detroit miço olarak çalıştığı gemi ile İstanbul’a geliyor 12 yaşında. Gemi İstanbul’a geldiğinde denize atlayıp Kız Kule’sine sığınıyor. Daha sonra Harbiye’de okutulan bu çocuk Mehmet Ali Paşa olup 1878 yılında imzalanan Berlin antlaşması’nda Osmanlı’yı temsil eden üç kişiden biri olur. Sonu linçe giden uzun bir hikayesi var. Ama benim bugün öğrendiğim bu kişinin Nazım Hikmet’in dedesi olması. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153); font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" face="arial" style="text-align: justify; color: rgb(51, 51, 153);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Kız Kulesi’ne sığınan dedeli bir hikaye hoşuma gidiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7433418140885014784?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7433418140885014784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7433418140885014784&amp;isPopup=true' title='27 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7433418140885014784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7433418140885014784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/04/pulsuz-bir-zarf-gibisin-stnde-adresi.html' title='Pulsuz bir zarf gibisin, üstünde adresi..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RhAkeDyJjxI/AAAAAAAAAJY/4m8A_3marsU/s72-c/salacak%2Bbar%C4%B1naktan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>27</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2292866841233132101</id><published>2007-03-25T01:03:00.000+02:00</published><updated>2007-03-26T12:17:51.847+02:00</updated><title type='text'>Epi Börthdey Gazın!</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;Bugünlerde uzaklardan haber almanın bir sürü yolu var. Haberi anında almanın da imkanları. Bunun hep böyle olmadığı dönemleri hatırlıyorum. Yatılı okuduğum yıllar mesela. Memleketten haberler mektupla, şehirler arası telefonla, ara sıra da ziyaretçilerle&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt; gelirdi o zamanlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;/o:p&gt;Mektuplar önce asker mektubu gibi görevliler tarafından okunur, 'Görülmüştür' diye damgalanırdı. Daha sonra da tek tek isimlerimiz çağrılarak teslim edilirdi. Bizde ismimiz söylenecek mi diye heyecanlanır, kendimize mektup gelmediyse fazla da dert etmez, başkalarının haberleri ile sevinir ya da üzülürdük.&lt;/span&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Görülmemiş mektup almak istiyorsak bunun çaresini de bulmuştuk. Okulun karşısındaki ufak postaneye postrestran servisiyle getirtirdik mektuplarımızı. Hafta sonları dışarı çıktığımızda heyecanla bu postaneye koşar, parasını öder, alırdık mektupl&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;arı. Bunlar daha büyük bir heyecanla okunan türde mektuplardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Dışardan gelen telefonlar da hayatımıza renk katardı. Telefon okulun girişindeki kulübedeki santrale gelir, girişteki görevliler tarafından anons edilirdi.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Türkçeleri pek düzgün olmayan bu görevliler isimlerimizi en bozuk haliyle anons ederdi. ‘Zem Arika, Zem Arika, delefonun geldi, gapıya gel’. Bu anonslardan zaman zaman gülme krizlerine girdiğimiz olurdu. İsmi anons edilen kişi de nerede ne yapıyor olursa olsu&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;n, onu bırakır, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;koşa koşa giderdi kulübeye.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RgWvYSYtErI/AAAAAAAAAH0/0xfdXzzenlY/s1600-h/Telephone+Box.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RgWvYSYtErI/AAAAAAAAAH0/0xfdXzzenlY/s200/Telephone+Box.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045631789325685426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Nedense bizimkiler beni aramazdı pek. Ara dediklerini de hatırlamıyorum. Buna rağmen hafta sonları, Kadıköy’e izinli olarak çıktığım da PTT’ye gider eve telefon açtırtırdım. Ardından bazen dört saati bulan bekleyişler başlardı telefonun bağlanması için. Neyse ki çoğunlukla postaneye grup şeklinde gittiğimizden gırgır şamata ile vaktin nasıl geçtiğini anlamazdık. Daha sonra da atardık kendimizi Kadıköy'ün sokaklarına.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;İşte bu dönemlerimde, yatakhanede dağıtılan bir mektup ile aldım kuzenimin doğduğu haberini. Kasabamdan ayrıldıktan sonra aileye katılan ilk üyeydi. O geceyi ve onu takip eden günleri nasıl bir şey olduğunu merak ederek geçirdim. Yaz tatili gelip kasabaya gittiğimde gördüm bebek kuzenimi, çok da sevdim. Onu kucağımda taşır, ninniler söyler, oyunlar oynardım. Benim için de bir eğlence olmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Ama kuzen hep bebek olarak kalmadı. Zaman içinde arkadaşım oluverdi, Londra’daki son yıllarımın da unutulmaz parçası.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RgYuYCYtEtI/AAAAAAAAAIE/ryhQ2sdvV8Q/s1600-h/hapi%2Bbirthday%2Bgazin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RgYuYCYtEtI/AAAAAAAAAIE/ryhQ2sdvV8Q/s200/hapi%2Bbirthday%2Bgazin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045771423007445714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:100%;" &gt;Buraya dönüşünün ikinci doğum gününü kutladı dün kuzenim. Bende buradan tekrar iyiki varsın Mak diyorum. Nice nice mutlu yıllara.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2292866841233132101?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2292866841233132101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2292866841233132101&amp;isPopup=true' title='25 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2292866841233132101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2292866841233132101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/epi-brthdey-gazin.html' title='Epi Börthdey Gazın!'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RgWvYSYtErI/AAAAAAAAAH0/0xfdXzzenlY/s72-c/Telephone+Box.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>25</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4273943928418759521</id><published>2007-03-18T09:03:00.000+02:00</published><updated>2007-03-27T19:42:18.322+02:00</updated><title type='text'>New York - London - Paris - Kanyon</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;İstanbul’a tekrar döndüğümde şehrin hala Kadıköy, Taksim ve Yeşilköy üçgeninden oluştuğunu düşünüyordum. Bir arkadaşımın beni Mudoko’ya götürmesi yeni isimli kentlerin, yolların, binaların, parkların varlığını fark ettirip hayretlere düşürmüştü. Bu yaşam alanları, sanki bir gecede yerden mantar biter gibi türemiş, her yeri sarmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Daha sonra Ümraniye’den Sultanbeyli’ye kadar uzanan şeritteki yeni yaşama alanlarını keşfedip, köy diye bile adlandıramayacağım bu yerlerin nasıl lüks villalarla iç içe büyüdüklerini görüp, zıtların birliği işte demiştim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Büyük alışveriş merkezleri ile de bu sıralarda tanışmıştım. Trafiği imkansız yapan, bireyselliği ve küçük sermayeyi öldüren bu yerler aynı zamanda bir sürü şeyi aynı çatı altında toplayarak vakti az olan bizler için pratik olanaklar sunmakta ve beni sürekli kendilerini sevip-sevmeme ikileminde bırakmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5qf1hUKI/AAAAAAAAAHU/sjrzJAu3sGs/s1600-h/kanyon+noahs+ark.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5qf1hUKI/AAAAAAAAAHU/sjrzJAu3sGs/s200/kanyon+noahs+ark.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042969085011382434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="color: rgb(153, 153, 0); text-align: justify;font-family:arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div  style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);font-family:verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="color: rgb(153, 153, 0); text-align: justify;font-family:arial;"&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Bugün varlığından haberdar olmadan bu yaşa kadar gayet mutlu yaşadığım Levent Kanyon’a düştü yolum. Girişte Hagen Das’ı görünce, aaa bu Türkiye’de de mi var oldum. Arkadaş bunun üzerine Kanyon’un yurtdışına alışveriş için gitmek zorunda kalan vatandaşlarımızı bu zahmetten kurtarmak için açıldığını belirtti. Harvey Nichols gibi mağazalar da bunu doğrular nitelikte idi. İlk kattaki tüm mağazalar yabancı ve en yüksek fiyatlı olanları. New York, Londra moda merkezlerine geldim hissedebiliyorsunuz. Alt katlarda ise Mango gibi daha tanıdık mağazalar olmasına rağmen bu mağazalarda da alışageldiğiniz mal ve fiyatları göremiyorsunuz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" face="arial" style="color: rgb(153, 153, 0); text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div face="verdana" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5FP1hUII/AAAAAAAAAHE/J865IAYui-g/s1600-h/konyali+1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 161px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5FP1hUII/AAAAAAAAAHE/J865IAYui-g/s200/konyali+1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042968445061255298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Her şey alışılmışın dışında saydam, minimal ve lüks görünümlü. O bildik Konyalı’yı bile tabelası olmasa tanıyamıcaktım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(153, 153, 0); text-align: justify; font-family: arial;"&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;Buradan bahsetmemin asıl nedeni ise normal alışveriş merkezi mimarisi dışına çıkmış olması. Mağaza mekânları dışındaki alanlar açık havada ve sokakta alışveriş yapıyor hissi vermek istemişler. Birde profesyonel fotoğrafçıların ilgisini çekebilecek türden camlı grafikli yüksek binalar bir estetik dâhilinde yapılmış gibi geldi ba&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;na. &lt;/span&gt;&lt;o:p style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(0, 153, 0);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="color: rgb(0, 153, 0); text-align: justify; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(0, 153, 0);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Arial;font-size:11;color:maroon;"   &gt;Eminim biraz aşağısındaki Metro City ile oraların trafiğini bitirmiştir, ama Metro durağının yanında olması hoşuma gitti. Kadıköy’den Nautilus’a dolmuşla gidip, dönüş için dolmuş durağını sorduğum da herkesin bana güldüğü düşünülürse, niye hoşuma gittiğini göreceksiniz&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="color: rgb(0, 153, 0); text-align: justify;font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(0, 153, 0); font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5UP1hUJI/AAAAAAAAAHM/KdkKEQibB2g/s1600-h/kanyon+like+barbican+2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5UP1hUJI/AAAAAAAAAHM/KdkKEQibB2g/s200/kanyon+like+barbican+2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042968702759293074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 153, 0);"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);"&gt;Kanyon’u sevdiğim için mi yazıyorum. Hayır. Sadece birkaç özelliği ile diğerlerine fark atmış. Daha sonra Moda Bomonti’ye gelince birden kendimi vatanımda hissediyorum. Fenerbahçe ve adalara karşı çayımı yudumlarken, gözlerimi kapatıp o bildiğim İstanbul’u dinliyorum. Bir de tavla da yenilmeseydim...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 153, 0);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfzj-v1hULI/AAAAAAAAAHc/MH7ozb4R19E/s1600-h/moda+iskelesi+balonlu.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfzj-v1hULI/AAAAAAAAAHc/MH7ozb4R19E/s200/moda+iskelesi+balonlu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043156349880455346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 102);font-family:times new roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4273943928418759521?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4273943928418759521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4273943928418759521&amp;isPopup=true' title='29 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4273943928418759521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4273943928418759521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/new-york-london-paris-kanyon.html' title='New York - London - Paris - Kanyon'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rfw5qf1hUKI/AAAAAAAAAHU/sjrzJAu3sGs/s72-c/kanyon+noahs+ark.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>29</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-9186395266115305868</id><published>2007-03-12T21:04:00.000+02:00</published><updated>2007-03-12T23:44:19.231+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Buranın dilek taşı....</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RfWks5NorcI/AAAAAAAAAG0/K7mMwEvtf9A/s1600-h/DilekTasi_BurakCekic.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RfWks5NorcI/AAAAAAAAAG0/K7mMwEvtf9A/s320/DilekTasi_BurakCekic.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5041116449090350530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;(Fotoğrafçı: Burak Çekiç)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-9186395266115305868?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/9186395266115305868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=9186395266115305868&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9186395266115305868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9186395266115305868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/bloumda-bir-dilek-ta.html' title='Buranın dilek taşı....'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RfWks5NorcI/AAAAAAAAAG0/K7mMwEvtf9A/s72-c/DilekTasi_BurakCekic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3564318271820089509</id><published>2007-03-07T23:05:00.000+02:00</published><updated>2007-03-07T23:12:09.192+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Fotoğrafla 8 Mart...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Re8p56ZvGHI/AAAAAAAAAGs/pAHH7lzQRNg/s1600-h/agiryuk+hasmetbahadirlacin.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Re8p56ZvGHI/AAAAAAAAAGs/pAHH7lzQRNg/s320/agiryuk+hasmetbahadirlacin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039292582957357170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;(Fotoğrafcı: Haşmet Bahadır Laçin)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3564318271820089509?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3564318271820089509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3564318271820089509&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3564318271820089509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3564318271820089509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/8-marta.html' title='Fotoğrafla 8 Mart...'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Re8p56ZvGHI/AAAAAAAAAGs/pAHH7lzQRNg/s72-c/agiryuk+hasmetbahadirlacin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7986885587732509595</id><published>2007-03-04T23:13:00.000+02:00</published><updated>2007-03-26T07:11:30.329+02:00</updated><title type='text'>Rodili Maceralarım - Bölüm II</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Moda burnuna geldiğimizde Rodi sessizliği bozup İstanbula yolculuğunu anlatıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Günlerdir çiftlikteki hareketlilik dikkatimi çekiyor, bir şeylerin olacağını tahmin ediyor ama ne olacağını bir türlü kestiremiyordum. Nimet beyin eşyalarını arabaya yükleyip yakınlarıyla vedalaşmaya başladığını görünce, Aydın’daki çiftliği terk edip İstanbul’a yerleşeceğini anladım. Buna inanmak çok zordu, o hep yanımızda olmuştu. Dahas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;ı ç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;iftlikten iki gün uzak kalsa bizi özler, hediyelerle dönerdi. Bu bir rüya olmalı diye düşünmek istedim ama ne yazık ki rüya falan değildi. Bunu fark eder etmez başladım avazım çıktığı kadar vakvaklamaya. Bu işe yaradı, çünkü bir anda Nimet Bey ve etrafındaki kalabalığın ilgisini çekmeyi başardım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Bu halime bir anlam vermeye çalışan Nime&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;t Bey topluluktan ayrılıp yanıma geldi ve bana neler olduğunu sordu. Kendisine bizi bırakıp nasıl uzaklara gidebileceğini sorduğumda, hiçbir şey demeden yeri eğildi ve beni kucağına aldığı gibi arabaya götürdü. Kalabalığa Rodi'de benle geliyor dedi. Bu fikre ne kadar karşı çıkıldıysa da fayda etmedi. Arkamızdan dökülen bir kova suyla arabanın motoru çalıştı ve meçhule olan uzun yolculuğumuz başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;İstanbulda’ki ilk 3 ayım kaldığımız evin balkonunda geçti. Günlerce çevredeki binaları, yoldan geçen insanları ve hayvanları seyrettim bu balkondan. Bu bana kendimi tehlikeye atmadan bu içine girdiğim yeni dünyayı birazda olsa tanıma fırsatı verdi. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Tabiî ki çiftlikte sere serpe dolaşmaya alışkın ben zaman zaman bu hareketsi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;zlikten sıkılıyordum. Canım sıkıldığı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;nda yapabileceğim tek şey ise Nimet Beyin bana bir leğen içinde bıraktığı suyun içine girip kendimi ıslatmak sonrada kanatlarımı çırpmaktı. Akşam olmasını iple çekerdim çünkü bu şehre balık satmak hayaliyle gelmiş olan Nimet bey, akşamları geldiğinde bana işlerinin nasıl gittiğini anlatırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Nihayet üçüncü ayın sonunda bana dükkânı açtığının müjdesini verdi ve dahası beni ertesi günü dükkâna götürecekti. Dünyalar benim olmuştu. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Balkondaki yalnızlığım sona erecek ve nihayet o üç aydır seyrettiğim dünyanın içine girecektim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;script&gt; &lt;!-- D(["mb","&lt;br /&gt;O sabah erkenden kalkıp leğendeki suyla bir güzel yıkadım kendimi.&lt;br /&gt;Ordaki insanlar ve hayvanlar üzerinde iyi bir izlenip bırakmak&lt;br /&gt;istiyordum. Nerden bilebilirdim ki orda hayvanların sadece balıklardan&lt;br /&gt;ve birde evcil hayvan dükkanındaki kafesteki hayvanlardan oluşacağını.&lt;br /&gt;Sokak köpek ve kedilerinide unutmamalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarsi hiç alışkın olmadığım kadar kalabalık ve gürültü idi ve hala&lt;br /&gt;bana bilinmeyen bir nedenden dolayı insanlar bana sanki pazarın odak&lt;br /&gt;noktası benmişim gibi davranıyorlar. Özellikle beni ilk defa görenler&lt;br /&gt;durup bana bakar, tüylerime dokunmaya yada resmimi çekmeye çalışır.&lt;br /&gt;Hatırlıyormusun beni ilk gördüğün günü ve neler yaptığını. Genelde hiç&lt;br /&gt;kimsenin dikkatini çekmeden günler hatta aylar geçirmeye alışkın olan&lt;br /&gt;ben bu ilgi karşısında önce şaşırmıştım ama artık alıştığımı&lt;br /&gt;söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rodi bana bunları anlatmak için beklemişti bu kadar. Herhalde konuya&lt;br /&gt;başlamaya çekiniyordu. Rodi dedim arkada bıraktıklarınımı özlüyorsun&lt;br /&gt;yoksa. Bana son üç yıl içinde özleme alıştığını ama dün aldığı bir&lt;br /&gt;haber sonucu ne yapaağını bilemez hale geldiğini söyledi. Ona, bu&lt;br /&gt;haber hakkında birisi ile konuşması gerektiğini söyledim. Bana&lt;br /&gt;ailesi vardı&lt;br /&gt;kız kardesinden haber gelmişti, Rodi\'yi çok özlemişti ve İstanbul\'a&lt;br /&gt;geliyordu. Kız kardeşi Judi bir hafta ö&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ondan bir yıl sonrada kızkardesi gelmisti istanbula onada bir baska&lt;br /&gt;pazarda bi yer bulunmustu her pazar bulusurlardi ama bu pazar randevu&lt;br /&gt;yerine gittiginde kardesi yoktu, tellerinede cvp vermiordu ve hic&lt;br /&gt;kimse gormemisti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saturn fotolari &lt;a&gt;http://www.milliyet.com.tr&lt;wbr&gt;/2007/03/02/son/sondun16.asp#&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;",1] );  //--&gt; &lt;/script&gt;O saba&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;h erkenden kalkıp leğendeki suyla bir güzel yıkandım. Oradaki insanlar ve hayvanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyordum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Çarsı hiç alışkın olmadığım kadar kalabalık ve gürültü idi. Birden bu kalabalık yerin odak noktası olduğumu fark ettim. Herkes benimle ilgileniyor, kimisi benle konuşuyor, bana dokunmaya çalışıyordu. Hatırlıyor musun beni ilk gördüğün ilk günü, sende durup beni izlemiş hatta iznimi bile sormadan resmimi çekmiştin. Hiç kimsenin dikkatini çekmeden günlerini geçirmeye alışkın ben, bu nedenini kavrayamadığım ilgi karşısında ilk başlarda çok şaşırmıştım, ama aradan geçen yıllar içinde buna alıştım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RetDJyDjT3I/AAAAAAAAAGc/BLi9OlqN1-Q/s1600-h/rodi+ve+nimetbey.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RetDJyDjT3I/AAAAAAAAAGc/BLi9OlqN1-Q/s200/rodi+ve+nimetbey.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038194443478585202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Rodi İsta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;nbul’a geldikten bir yıl sonra kız kardeşi de tatil için oraya giden Nimet beyin peşine takılarak İstanbul’a gelmişti. Sarıyer’de Nimet Beyin kız kardeşinde kalıyordu. Nimet bey aracılığı ile haberleşiyorlar, zaman zaman da buluşup hasret gideriyorlardı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ama o gün, kız kardeşi Judi randevusuna gelmemişti. Olur şey değildi bu, çünkü Judi hiçbir randevusunu kaçırmazdı. Yaptığı araştırmalar sonucu Judi’nin iki gündür kayıp olduğu haberini almıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; color: rgb(0, 102, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:Verdana;" &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 153);"&gt;Şimdi an&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);"&gt;laşılıyordu Rodi’nin neden bu kadar üzgün olduğu. Ona yardım etmeliydim ama bunu nasıl yapacağıma dair hiçbir fikrim yoktu.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7986885587732509595?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7986885587732509595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7986885587732509595&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7986885587732509595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7986885587732509595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/rodili-maceralarm.html' title='Rodili Maceralarım - Bölüm II'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RetDJyDjT3I/AAAAAAAAAGc/BLi9OlqN1-Q/s72-c/rodi+ve+nimetbey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-649878095629720691</id><published>2007-03-02T15:37:00.000+02:00</published><updated>2007-03-03T21:18:58.547+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa olayları'/><title type='text'>Yine Yelbegen ayı yiyecek!</title><content type='html'>&lt;div style="COLOR: rgb(255,102,0); FONT-FAMILY: verdana; TEXT-ALIGN: justify"&gt;Biliyorsunuz eski çağlarda doğa olaylarını bilimsel olarak açıklayamayan insanoğulları hayal güçlerini ortaya koyarak açıkladılar. Özellikle, güneş ve ay tutulmaları, insanlarda korku ve endişe yarattı, mitlere, efsanelere konu oldu ve tutulmalarla baş etme yolları denendi. Ayın kararması, "aya saldırıldığı, düşmanların ayı saklanması, kötü ruhların ayı sarması veya yemesi ile ayın kötülüklerle mücadele etmesi" şeklinde yorumlandı. İnanışlar nedeniyle tutulmanın olduğu günler ayın tekrar aydınlanması için büyüler yapıldı, teneke, davul, tencereler çalınarak gürültü çıkartıldı, silah atıldı, dua edildi ve hatta aya kurban verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısırlılar, ayın, güneşin ışığını habersizce alıp kullandığına, bunun üzerine kurulan yıldızlar mahkemesinin de aya gündüzleri görünmeyi yasakladığına inandı. Sadece ay tutulmalarında "açık görüşe" izin verildiği ve o gün ayın yeryüzüne inip arkadaşlarıyla görüştüğü düşünüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altay Türkleri’nin bir efsanesinde de "yedi başlı dev" (Yelbegen) ay ve güneşten öç almak için onları kovalıyor ve yiyordu. Altay Türkleri de ay tutulduğu zaman şöyle diyordu: "Yine Yelbegen ayı yedi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RemEXyDjTyI/AAAAAAAAAFw/97NDyGmlrsg/s1600-h/aytutulmasÄ±.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5037703202299137826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: pointer; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RemEXyDjTyI/AAAAAAAAAFw/97NDyGmlrsg/s200/aytutulmas%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet, bu yeme olayı bir daha gerçekleşecek, hemde yarın (3 Mart) gece. Ay ve dünya yarın saat 23.30'da bulusacak ve havanın açık olması halinde tüm Türkiye’den izlenebilecek. Önce ayın sol tarafı karamaya başlayacak ve 00.44-01.58 saatleri arasında dünya ile ay birbirine "kavuşacak". Tam tutulma sırasında atmosferden yansıyan ışık sayesinde ayın rengi koyu kırmızıdan sarıya dönüşecek. Ay tutulması dünyanın yuvarlaklığının bir kez daha gösterecek. Saatler 03.12 olduğunda ise ay, dünya ve güneşin bu nadir birlikteliği noktalanmış olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu doğa olayını sevdiklerinizle beraber izleme şansı bulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Milliyet online)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-649878095629720691?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/649878095629720691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=649878095629720691&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/649878095629720691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/649878095629720691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/03/yine-yelbegen-ay-yiyecek.html' title='Yine Yelbegen ayı yiyecek!'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RemEXyDjTyI/AAAAAAAAAFw/97NDyGmlrsg/s72-c/aytutulmas%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-4713578892144120873</id><published>2007-02-25T14:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-26T07:12:04.325+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..</title><content type='html'>&lt;a style="font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Res5piDjTzI/AAAAAAAAAF8/GVSGnLp9CBM/s1600-h/pasakl%C4%B1IstanbulaKusmus2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Res5piDjTzI/AAAAAAAAAF8/GVSGnLp9CBM/s200/pasakl%C4%B1IstanbulaKusmus2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038183993823153970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;Bloğuma koyduğum ilk haftanın fotoğrafını hatırlıyormusunuz? Sevil’in taktığı adla ‘Gözleri gülen adam’; geyik olsun tadında koyduğum o fotoğraftan sonra, yepyeni bir dünya, fotoğrafların dünyasını keşfettim. Meraklısı arkadaşlar ve internetin bu konuda sağladığı kaynaklar sayesinde birçok fotoğrafı görüntüleme şansı bulup, daha birkaç gün önce varlığından bile haberim olmayan sanatçıların sanal fotoğraf sergilerinin isimsiz konuğu oldum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Bu haftaki seçimim bir Serdal Güzel fotoğrafı. 2002 yılında 11.06’da çekilmesine rağmen ismine daha yeni kavuşmuş bir fotoğraf. ‘Pasaklı karizmatik arkadaşım İstanbul’a küsmüş :-(’. Bazı fotoğraf isimleri vardır, görüntü ile bütünleşip mükemmel bir ikili oluştururlar, birbirinden ayrı düşünemezsiniz onları. Bazıları ise isimsiz fotoğraf olarak sürdürür tüm yaşamlarını. Diğerleri ise kendilerine verilen alakasız bir isimle yaşamak zorunda bırakılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğrafın ismi çarpıcı olmuş, ama doğruluğu tartışılır. Neden mi? Çünkü düpedüz kontesi yanlış tanımlama var. Tamam, karizmatik olduğu doğru, ama sizce Rodi’yi ve deterjan reklâmlarını kıskandıracak bir beyazlığa sahip bu İstanbul martısının neresi pasaklı? Sonra, İstanbul’un bir yakasına sırtımızı döndük diye bu güzel şehre küsmüş mü oluyoruz hemen. Doğrusuna bakarsanız arka planda İstanbul ve kırmızı bot olmasa bende aynı etkiyi yapmazdı bu fotoğraf. Serdal bey kontesi bu pozu vermesi için nasıl ikna etti bilmiyorum ama sürekli İstanbul semalarında uçarken görüntülenen martının böyle durup poz vermesi bu kuşu yakından görebilmemize vesile olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbullularca özlenen soğukların hâkim olduğu bir hafta sonunu bitirmekle geçen şu anlarda umarım Kontes ve İstanbul size güzel şeyler hatırlatır. Dün kendi adıma büyük bir yanılsama yaşadım. Havaya hâkim olan soğuğu iliklerimde hissetmenin verdiği bir canlılıkla Kadıköy sokaklarında yürürken şaşırtıcı bir iriliğe sahip olan kar tanelerinin etrafımızda uçuştuğunu gördüm. Böyle devam ederse birkaç saat sonra ortalığın kardan bembeyaz olacağını arkadaşa söylememle birlikte durumu kavrayan zeki arkadaş ‘onlar kar tanesi değil, iyi havalara aldanıp açan çiçek parçaları’ deyince içimi tarifsiz bir huzursuzluk kapladı. Yanılsamaya uğrayan tek varlığın ben olmadığını biliyordum. Eve gelir gelmez bahçemdeki ağaca bakıp hala çiçeklerle süslü olduğunu görünce içim geçicide olsa rahatladı. Sonbaharda taşındığım bu pembe apartmanın pembe çiçekli ağacının ne ağacı olduğunu daha bilmiyorum ama vereceği meyveleri görmek ve tatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;a style="font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/ReGDYS96AVI/AAAAAAAAAFU/oytu-HgoaLI/s1600-h/pembe+cicekli2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 436px; height: 139px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/ReGDYS96AVI/AAAAAAAAAFU/oytu-HgoaLI/s200/pembe+cicekli2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5035450311808516434" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-family: verdana; color: rgb(153, 0, 0);" class="MsoNormal"&gt;1 Mart gününde, küresel ısınmayı protesto eylemlerinin yapılacağı bir haftaya başlarken gezegenimize sağlık diyorum.&lt;/p&gt;  &lt;h2 style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:12;color:teal;"   &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:12;color:teal;"   &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                                                                 E K L E R:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOŞGELDİN ZEYNEP ŞAHİN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WHERE İS ZİBİRİX?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANONYMOUS adlı sevgili okurum, o pembe çicekli ağacın nar olmadığını çok iyi biliyorum, çünkü büyüdüğüm evin bahçesinde nar ağacımız vardı, ve özene bezene yaratılmış iki renkli çiçekleriyle açardı her bahar. Genede tahminin için teşekkürler ve tahmine devam diyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-4713578892144120873?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/4713578892144120873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=4713578892144120873&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4713578892144120873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/4713578892144120873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/haftann-fotorafnn-dndrdkleri_25.html' title='Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Res5piDjTzI/AAAAAAAAAF8/GVSGnLp9CBM/s72-c/pasakl%C4%B1IstanbulaKusmus2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1926397001652153685</id><published>2007-02-22T12:20:00.000+02:00</published><updated>2007-02-25T14:48:59.559+02:00</updated><title type='text'>Güzel türkçemizi seviyorum..</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:verdana;" &gt;Bugün öğrendiğim aşağıdaki şu dizeler beni çok eğlendirdi ve bir o kadar da dilimizin kökenleri hakkında düşündürdü:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;Bab'i ali kapısından&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;Mürur edip çıkar iken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;Bir süvari atlıya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;Tesadüfen rast geldim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:verdana;" &gt;Anlamını bilen beri gelsin diyorum:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;Ek:25 Şubat. Beri gelen herkese ve anlamını bize en doğru şekilde özetleyen Oriye burdan binbir teşekkür. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1926397001652153685?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1926397001652153685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1926397001652153685&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1926397001652153685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1926397001652153685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/gzel-trkemizi-seviyorum.html' title='Güzel türkçemizi seviyorum..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6169332852084760937</id><published>2007-02-21T21:37:00.000+02:00</published><updated>2007-02-23T08:46:05.124+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Gökyüzünde yalnız gezen yıldız...Venüs..</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rdypty96API/AAAAAAAAAEM/UWq0wMMw4es/s1600-h/ayyildizistanbul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rdypty96API/AAAAAAAAAEM/UWq0wMMw4es/s320/ayyildizistanbul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5034085087734006002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" &gt;Dün akşam 6.10 vapuru ile Karaköy'e geçerken, vapura bindiğimde hafif kararmış hava karşı kıyıya yaklaştığımda iyice kararmıştı. Yalnız gökyüzünde o her zaman görmeye alıştığım bir avuç yıldız yerine tek bir yıldız vardı. Birde yıldıza eşlik eden hilal safhasındaki ay. Bana Türkiye bayrağını hatırlattı bu kompozisyon ama biraz değişikti. Sanki ay yıldıza küsmüş, ona sırtını dönmüştü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" &gt;Doğanın hareketlerinin insanların duygularıyla açıklanamıyacağını bende biliyorum ama öyle göründü gözüme işte. Bu iki parlak objenin oluşturduğu kompozisyona hayran kalıp sizin için resimledim. Ne yazıkki resim bu ikilinin oluşturduğu ihtişamı veremiyor. En üstteki beyaz nokta ay, ortalara doğru olan ufacık noktada yıldız. Benim size tavsiyem, o saatlerde işinizden gücünüzden başınızı kaldırıp gökyüzüne bakıp kendi gözlerinizle görmeniz onları. Yıldızın bu kadar parlak olması gezegen olabileceğini bile düşündürdü. Vapurdan indiğimde bu ikiliden ayrıldım diye üzülüyordum ki, bir baktım bu sefer onlar benim tünele doğru koşturmamı izliyor. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" &gt;Beyoğlu'na vardığımda ise oranın ışıklarından bu ikiliye bakmak aklıma bile gelmedi ama onlar hala beni gözlüyor olabilirlerdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ek: İnternette yaptığım bir araştırma sonucunda şüphelerim doğrulandı, bahsettiğim yıldız değil bir gezengenmiş, hemde Venüs gezegeni, kadınların geldiği yer diye iddia edilen gezegen. Ekşi sözlüğe göre güneşe en yakin ikinci gezegen ve gökyüzünde güneş ve aydan sonra en parlak üçüncü cisim. Bir iç gezegen olmasından dolayı güneşin doğuşu ve batışından önce ve sonra gözlenebilir, gecenin geç saatlerinde görülmezmezmiş, bu yüzden de sabah ya da akşam yıldızı diyede anılırmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sevil'ciğim sana yanlış şarkıyı hatırlatmışım, seher  yıldızını hatırlatmalıymışım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6169332852084760937?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6169332852084760937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6169332852084760937&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6169332852084760937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6169332852084760937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/gkyznde-yalnz-gezen-yldzlar.html' title='Gökyüzünde yalnız gezen yıldız...Venüs..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rdypty96API/AAAAAAAAAEM/UWq0wMMw4es/s72-c/ayyildizistanbul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6847646776007382941</id><published>2007-02-21T10:12:00.000+02:00</published><updated>2007-02-23T08:45:35.438+02:00</updated><title type='text'>Sevgili yazarlarım çiçekleri yemeyelim!!</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Arkadaşlar, ne kuşu buraya koyarken nede Rodi'li Maceralarımı yazarken tartışmaların bu noktaya geleceğini düşünmüştüm. Bu sayfalardaki her şeyin en başta sizi eğlendirmesini istiyorum. Bu diyara geldiğinizde istiyorum ki arının biraz dışarının derdi tasasından ve gülümseyin; ilginizi çeken, sizi düşündüren, tatlı tatlı kaşındıran ve yaratıcı yönünüzü harekete geçiren bir şeyler olsun. Eğer bu oluyorsa bunu beraber yapıyoruz ve her yazı yorumlarınız ile zenginlesiyor. Bunun içinde burdan hepinize çoklusundan teşekkürler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Yalnız gördüğünüz gibi son yorumlarla bir şeyler yayından çıktı. Lütfen yorumlarımızı yaparken birbirimize karşı duyarlı olalım. Tartışalım, değişik görüşleri savunalım ama bunu yaparken yapıcılığı ve saygıyı bir kenara bırakmıyalım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Bu arada Zibirix, yalnızlık paylaşılmazla Özdemir Asaf'ı hatırlattı bizlere. Belki arasıra burdan bazı dizelerini tekrarlamak güzel olur diye düşünen ben, başlık için bir dize arakladığım yetmiyormuş gibi, yazımıda aşağıdakilerle noktalıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Bir kelimeye &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Bin anlam yüklediğim zaman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Sana sesleneceğim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" &gt;Ek 1: Haftanın resmi ile ilgili olarak, en çok Harry Potter'daki baykuştan  bahsedersiniz diye düşünmüştüm ama hiç bahseden olmamış:))&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6847646776007382941?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6847646776007382941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6847646776007382941&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6847646776007382941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6847646776007382941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/sevgili-yazarlarm-iekleri-yemeyelim.html' title='Sevgili yazarlarım çiçekleri yemeyelim!!'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6484700361267025474</id><published>2007-02-19T08:39:00.000+02:00</published><updated>2007-02-25T09:21:39.901+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/ReE42y96ARI/AAAAAAAAAEk/Pmi1X75-yPw/s1600-h/kusbakisi2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/ReE42y96ARI/AAAAAAAAAEk/Pmi1X75-yPw/s320/kusbakisi2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5035368372422443282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-family:verdana;" &gt;Bu hafta size bir baykuş seçtim. Dünya edebiyatındaki yerini çoktan almış bilgeliğiyle ünlenmiş bir hayvan bu. Sanki elini kaldırıp fotoğrafçıya birşeyler söylemeye çalışıyor gibime geldi. Biz insanlar, hayvanların hareketlerini insanca manalar vererek yorumlamaya bayılıyoruz işte. Belkide kuşumuz kaşınmak için kaldırmıştır elini. Kimilerinizin şimdiden o eli değil ayağı dediğini, kuşlarda el yerine kanat olur falan dediğini duyar g&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);font-family:verdana;" &gt;ibi oluyorum. Ben de kuşun size düşündürdüklerini merak ediyorum biliyormusunuz?:))  Neyse hepinize güzel bir hafta diyorum burdan.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6484700361267025474?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6484700361267025474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6484700361267025474&amp;isPopup=true' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6484700361267025474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6484700361267025474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/haftann-fotorafnn-dndrdkleri.html' title='Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/ReE42y96ARI/AAAAAAAAAEk/Pmi1X75-yPw/s72-c/kusbakisi2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2294290159546799351</id><published>2007-02-16T22:02:00.000+02:00</published><updated>2007-02-17T08:18:41.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rodi-Kadıköy'/><title type='text'>Rodi'li Maceralarım - Bölüm 1</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(255, 102, 102);font-family:verdana;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Kendimi bir 14 Şubat akşamında Moda sahilinde Rodi diye bir kazla yürürken nasıl bulduğumun öyküsüdür.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;14 Şubat aksamı Kadıköy Pazarın havasına Sevgiler gününün ticari boyutuna dair ne varsa hâkim. Hava ılık ve bundan yararlanan gül satıcıları tüm köşeleri tutmuş, şeffaf ambalajlara yerleştikleri ve artık 14 Şubat'ın simgesi haline gelmiş kırmızı gülleri son anda satabilmenin telaşı ile bağrışıp duruyorlar.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Ortalık el ele dolaşan çiftlerin istilasına uğramış. Kızların ellerinde güller, oğlanların yüzlerinde gülücükler, herkes bir yerlere gidiyor. Lokantalar Şubat ortası olmasına rağmen dışarıya attıkları masalardaki müşterilerine sanki en iyi servisi vermek için yarışa girmiş gibi muammalı bir enerjiyle çalışıyorlar.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Müşterilerde gayet memnun ve mesut bir tablo çiziyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Her ne kadar böyle bir günü ticari bulsak da, her ne kadar kutlamasak ta, her ne kadar kafamız can sıkıcı şeylerle dolu olsa da, pazara hâkim 14 Şubat enerjisinden etkilenmemek mümkün değil. Akşamın bu saatinde amaçsız bir şekilde kendimi pazara atmama neden olan olayı ise unutturmaya yetmiyor bu enerji.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Tezgâhlardaki çıplak ampullerle aydınlanan dar ve kalabalık sokaklardan bin bir renkli meyve, sebze ve balıkların arasından geçerken bir tanıdık gölge görüyorum. Rodi yan sokaktan gelip, önümde ki yoldan yürümeye başlıyor, kalabalığın arasından bembeyaz tüylerini ve adımlarını seçiyorum. O her zaman ki mutlu kaz adımlarıyla değil de, batsın bu dünya adımlarıyla yürüyor gibi. Meraklanıyorum ve onu yakın takibe alıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Yürürken kendisine sunulan yiyeceklerin hiçbirine hatta o çok sevdiği kırmızıbibere bile bakmaması beni meraklandırıyor. Bu saatlerde Nimet Beyle yürüyüşe çıkıp pazarcıların değişik hediyelerini mideye indiriyor olması gereken Rodi, bu akşam niye yalnız. Farz edelim Nimet Bey lokantasında sevgilileri doyuruyor, Rodi’de tek başına takılıyor, fakat neden bu kadar hüzünlü görünüyor. Böyle bir akşamda yapacak daha iyi bir şeyimin olmaması, Nimet bey tarafından ihmal edilen Rodi'ye sahip çıkmam gerektiğini söylüyor bana.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Böylelikle takip başlıyor. Eski Alkım'ın bulunduğu sokağa inen Rodi, ona seslenen tanıdık ya da tanıdık olmayan kişilere aldırmaksızın Mühürdar sahiline doğru yürümeye başlıyor. Ünlü bir kaz olarak sokaklar da yürümenin zorluğuna şahit oluyorum bu yürüyüşte. Deniz kenarına geldiğinde, banklardan birinin üzerine yığılıyor.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Dönüp bakmıyor bile yanına oturan bana.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bir süre sessiz kaldıktan sonra ona selam veriyorum.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Nede olsa daha önceden tanışıklığımız, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Nimet Beyle resimlerini çekmişliğim var. Yavaşça dönüp yüzüme baktığında, ay ışığında pırıldayan, o mavi kaz gözlerinden akan yaşları görünce, bu günlerdir ilgimi çeken hayvanı neyin bu kadar üzdüğünü daha da merak ediyorum. Ona yardım etmek, bu benim gibi İstanbul’u sonradan mesken edinmiş kazın dünyasını güllük gülistanlık yapmak için içimde güçlü bir istek yükseliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Bana konuşmak istemediğini buraya da yalnız kalmak istediği için geldiğini söylüyor. Bende bunu tahmin ettiğimi ama kaz bile olsa kişilerin böyle bir günde yalnız, hem de  muslukları açmış bir vaziyette olmaması gerektiğini söylüyorum. Beni hatırladığını, o yüzden de yanında oturabileceğimi, ama yalnız kalma isteğine saygı göstermemi rica ediyor benden. Bende peki deyip susuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;Oturmaya devam ediyoruz. Uzaklara boğazın daha uzaklarına bakıyorum.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camisi, Ayasofya ışıklar içinde parlıyor karşı kıyıda. Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi. İstanbul’a damgasını vuran bu muhteşem binalara bakıp, yüzyıllardır orada olduklarını düşünmek  bana müthiş bir huzur veriyor. Bu büyülü şehre ait olduğumu hissediyorum. Bu duyguyu ne kadar çok sevdiğimi, bu duyguyu tatmak için nasıl yıllarca beklediğimi,  şimdi bulmuşken kaybetmek istemediğimi düşünüp gülümsüyorum ay ışığına. Bunları düşünürken Rodi’yi unutuveriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify; color: rgb(153, 51, 0);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style=";font-size:11;color:purple;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Bir saat kadar öyle oturduğumuzu zannediyorum. Tabiî ki üşüyorum ve birazda hapşırıyorum. Şu yukarda ki poşet çay bahçelerinde mi oturuyor olsaydık diyorum. Üşüdüğümü fark eden Rodi, hadi kalk biraz yürüyelim diyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Benimle konuşmak istiyor sanırım ve bunu yürüyerek yapması daha kolay olacak.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Hiç itiraz etmeden kalkıyorum.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Ay ışığında, kazla yürüyen ben&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;komik bir manzara oluşturduğumuzdan emin, uzun yıllar sürecek güzel bir arkadaşlığa başladığımı hissetmenin verdiği bahtiyarlıkla, Rodi'nin adımlarına uymaya çalışarak Moda sahillerine doğru yürümeye başlıyorum.&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 255);font-family:Verdana;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 102);font-family:verdana;" &gt;Devam edecek&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:11;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2294290159546799351?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2294290159546799351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2294290159546799351&amp;isPopup=true' title='35 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2294290159546799351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2294290159546799351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/rodili-maceralarm.html' title='Rodi&apos;li Maceralarım - Bölüm 1'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>35</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6322828859870573224</id><published>2007-02-14T00:01:00.000+02:00</published><updated>2007-02-14T00:50:44.591+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anlamlı günler'/><title type='text'>Sevgililer Günü II</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RdIxW8nsgBI/AAAAAAAAAD0/rRq6VzG0P54/s1600-h/semkalpler.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RdIxGcnsgAI/AAAAAAAAADs/ABvN85dP_QM/s1600-h/semdrwholove.jpg"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5031137720557928450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RdIxGcnsgAI/AAAAAAAAADs/ABvN85dP_QM/s200/semdrwholove.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Geçen yazımda bahsettiğim Valentine’in gardiyanın kızına gönderdiği aşk mektuplarıyla ilgili günümüze gelen bir kanıt yok. Sevgililer gününde gönderilen sevgi kartlarının başlangıcı olabilecek ilk kanıt 15. yüzyıldan geliyor. Londra zindanlarında hapis yatan genç bir Fransız, Orleans Dükü Charles buradaki günlerini karısına aşk mektupları yazarak geçiriyor. 17. yüzyıla gelindiğinde ise İngiltere’de sevgililer gününde sevilen kişiye mektup yada kart gönderme olayı yaygınlaşıyor. Bu kartlar genelde el yapımı oluyor, şiirler ve fiyonklarla süsleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'de 1800'lü yıllarda bu kartlar ticari olarak üretilmeye başlıyor. Amerika ise bu kartları İngiltere'den ithal ediyor taa ki Esther Howland adında uyanık bir Amerikan kızı bu kartları 1852 yılında Amerika’da üretmeye başlayıncaya kadar. Bir önceki yazıma yapılan yorumlarda haklı olarak 14 Şubatın ticari boyutuna dikkat çekmişsiniz. İşte ticari boyutunun kökleri burdan geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Şubatta sevgiyi kartla ifade etmek o kadar yaygın ki bu kartlar arkadaşlara, meslektaşlara, çocuklara ve ebeveynlere bile veriliyor. Noel kartlarından sonra dünyada en çok kart gönderilen kutlamadan bahsediyoruz burada. Ticari boyuttan biraz daha bahsetmeden önce İngiltere’de Love adındaki bir kasabadan postalanan 14 Şubat kartlarından bahsetmeliyim. Sırf zarfın üzerinde ‘Love’ damgası olsun diye, en az 2000 İngiliz kartlarının Love postanesinden postalanmasını ayarlıyor. Buda bu kutlamaların boyutu hakkında birazda olsa bilgi verir diye düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu arada bu kartların bir çeşidi varki oda imzasız olanları. Birinden hoşlanıyor fakat ifade etmeye mi çekiniyorsunuz; korkmayın yılda bir kere gelen 14 Şubat günü var. Dükkana gidip bir kart alacaksınız, sevginiz hakkında birşeyler yazıp bu kartı sevdiğinize göndereceksiniz, ama isminizi yazmıyacaksınız, çünkü oyunun kuralı kartı alan kişinin sizi tahmin etmesi. Tabi tahmin edilen siz olmazsanız, aşkınızı kartla ifade etmek için 1 yıl daha bekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında sadece kart gönderilirken, artık günümüzde kartın yanına çikolata, şeker, parfüm, mücevherat ve benzerleri eklenmiş. Dikkat ettiğiniz gibi buraya kadar olan tarihçe ve gelenekler bu topraklardan değil. 86’da Londra’ya gittiğimde böyle bir kutlama yoktu bizde, sonradan gördüm ki hayatımızın parçası oluvermiş. Böyle diyorum, çünkü neredeyse 2 haftadır gerek basın, gerek yayın, gerekse mağazalar tarafından reklam bombardımanına tutulduğumu hissediyorum. 7 Şubat'taki Avrupa Yakasının teması bile 14 Şubat’tı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bugün hakkında çevremdekiler 3 bölüme ayrılmış durumda. 14 Şubatı kutlayanlar, kutlamayanlar ve kutlayamayanlar diye. Kutlayamayanlar yani bugünü eşsiz ve sevgilisiz geçirecek olanlar 14 Şubatın kendilerine işkence olsun diye icat edildiğine inanıyor. Hatta takvimlerden 14 Şubat kalksın diye kampanyaların planlandığı kulağıma gelenlerden!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birde 14 Şubatta doğanlar var, onlara nice nice yıllar diyoruz buradan. Son olarak ta, 2 yıl önce 14 Şubatta yaptığımız Banu'nun kına gecesini unutmadık diyoruz; Fred'le bir yastıkta kocasınlar:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yazacaklarım bu kadar. Kutlayanlarınız için güzel ve anlamlı bir gün olması dileğimle.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6322828859870573224?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6322828859870573224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6322828859870573224&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6322828859870573224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6322828859870573224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/sevgililer-gn-ii.html' title='Sevgililer Günü II'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RdIxGcnsgAI/AAAAAAAAADs/ABvN85dP_QM/s72-c/semdrwholove.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-5787514564942154329</id><published>2007-02-09T22:21:00.000+02:00</published><updated>2007-02-10T19:38:15.900+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anlamlı günler'/><title type='text'>Sevgililer Günü için geri sayım başladı.. 1</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;Sevgililer gününün arifesinde böyle bir günün anlam ve önemini belirten kısa bir yazı yazmaktı niyetim.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Belleğimdeki bilgilere araştırma sonuçlarını eklemek isteyince konu dallanıp budaklanıverdi. Bende çareyi yazı dizisi şeklinde sunmakta buldum. Dizinin bu ilk yazısında Sevgililer gününün geçmişine kısa bir yolculuk yapalım diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;Böyle bir günün nerden geldiğine dair kesin bilgiler olmamasına rağmen birçok kaynak köklerinin ta eski Roma’da olduğunu belirtiyor. Efsaneye göre eski Roma’da kadınlık ve evlilik tanrıçası olan Juno’ya saygıyı göstermek için 14 Şubat tatil günü olarak kutlanırmış. 15 Şubattan itibaren de Lupercalia bayramı başlarmış.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bayram sırasında, her köyde, köyün bekâr gençlerinin isimleri bir kutuya koyulur ve bayramın ilk günü yapılan çekilişte buradaki isimler çiftleştirilir, isim sahipleri de bayram süresince birbirlerini tanıma şansı bulur ve bu beraberlikler genellikle evlilikle sonuçlanırmış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;3. yüzyılda, Roma’da zalim bir imparator, 2. Cladius yaşarmış. Bu zalim kişi bekâr erkeklerden daha iyi asker olduğuna inandığı için genç erkeklerin evlenmelerini yasaklayıvermiş. O devirde yaşayan Valentine isimli bir papazda çiftleri gizli olarak evlendirmeye devam etmiş ama bunu öğrenen imparator önce papazı hapsetmiş sonra da öldürtmüş.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Söylentiye göre, papazımız hapisteyken gardiyanın kızına aşık olur ve ona gönderdiği aşk mektubu da daha sonraki yazımda bahsedeceğim sevgililer gününde sevilen kişiye gönderilen kartlarının ilham kaynağı olarak değerlendirilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;5. yüzyıla kadar bu gelenekte fazla bir değişme olmamış; ta ki Hıristiyanlar bu bayramı putperestlere mal etmeme kararı verene kadar. Buna da çözüm, 496 yılında Papa’dan gelmiş.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Papa, 14 Şubatı Sevgililer günü, Valentine’de sevgilerin koruyucu azizi ilan etmiş. Her ne kadar daha sonra Papa 7. Paul 1969 yılında bu günü Hıristiyanlık takviminden çıkarmışsa da, 14 Şubatın sevgililer günü olarak kutlanmasını ve bunun dünyaya sarmasını engelleyememiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;Bir sonraki yazıda Sevgililer günü ile ilgili gelenekler ve sembollere yapacağız yolculuğumuzu.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;O zamana kadar da sevgiyle kalın diyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:blue;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;color:red;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-5787514564942154329?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/5787514564942154329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=5787514564942154329&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5787514564942154329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/5787514564942154329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/sevgililer-gn.html' title='Sevgililer Günü için geri sayım başladı.. 1'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6820543387317244175</id><published>2007-02-09T08:18:00.000+02:00</published><updated>2007-02-09T13:18:57.587+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Banuların mahallesine kar yağmış....</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcwVT8nsf9I/AAAAAAAAADI/5uYMNuNpD44/s1600-h/banumahalle2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 132px; height: 99px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcwVT8nsf9I/AAAAAAAAADI/5uYMNuNpD44/s200/banumahalle2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5029418316300320722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Geçen&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt; Cuma İstanbul kara bayağı bir yaklaşmış hatta bir ara&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt; kesin yağacak diye &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;düşünmüş, tüm hazırlıkları yapmıştık ama bir türlü yağdıramamıştık. Ama Avrupa böyle değilki canım, adamlar istedikleri zaman yağdırabiliyorlar. Yağdırdıkları yetmezmiş gibi hemen resimler çekiliyor ve tüm dün&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;yaya dağıtılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcwVIsnsf8I/AAAAAAAAAC8/KPaYyCSQI0k/s1600-h/banumahalle1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 141px; height: 106px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcwVIsnsf8I/AAAAAAAAAC8/KPaYyCSQI0k/s200/banumahalle1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5029418123026792386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6820543387317244175?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6820543387317244175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6820543387317244175&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6820543387317244175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6820543387317244175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/banularn-mahallesine-kar-yam.html' title='Banuların mahallesine kar yağmış....'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcwVT8nsf9I/AAAAAAAAADI/5uYMNuNpD44/s72-c/banumahalle2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-882055965416479890</id><published>2007-02-06T10:27:00.000+02:00</published><updated>2007-02-07T14:48:08.558+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>Moda çay bardağında..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcXFweh3OJI/AAAAAAAAABo/AVdJp9WdGFs/s1600-h/moda+cay+bardaginda2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 140px; height: 136px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcXFweh3OJI/AAAAAAAAABo/AVdJp9WdGFs/s200/moda+cay+bardaginda2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027641995648514194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Moda sahillerinde uzun uzun yürümiyeli nerede ise bir ayı geçmiş.  Cumartesi günü Moda'daki dişci cefam bitince, hadi bir sahil yapalım deyip yürüdük bizde.  O kadar yürüyüşten sonra bir de çay bahçesi sefası yapıp Istanbul'u Moda sahillerinden seyredelim dedik veee şu altta resmi görülen icat &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;sayesinde de bu keyfi hiç üşümeden yapmayı başardık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(0, 0, 153);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcXF7-h3OKI/AAAAAAAAABw/y7UMH_t702U/s1600-h/moda+kafes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 205px; height: 151px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcXF7-h3OKI/AAAAAAAAABw/y7UMH_t702U/s200/moda+kafes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5027642193217009826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Walla bilemiyorum kim, ne zaman geliştirmiş bu fikri, ama yurdum insanı ürünü olduğu kesin.  Bu sera gibi şeyler güçlü naylondan yapılmiş ve iki kişilik yada aile formatında geliyorlar. İçine girildiğinde üstte bir ısıtıcı var (gayet ilkel ve gayet her an bozulmaya hazır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);"&gt;), onu açıyorsun, kırmızı çizgili bardaklarda gelen çay eşliğinde Şubat ortasında çay bahçesi tadını çıkarıyorsun.  Tek dezavantaj (yada avantaj!), bu kafes adını verdiğim icadın içinde sigara içilmiyor; yanınızdaki kişinin sigarası gelince sigara molası için dışarı çıkmak zorunda kalıyorsun. Ben mi? Hala içmiyorum:))&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-882055965416479890?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/882055965416479890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=882055965416479890&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/882055965416479890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/882055965416479890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/moda-ay-bardanda.html' title='Moda çay bardağında..'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcXFweh3OJI/AAAAAAAAABo/AVdJp9WdGFs/s72-c/moda+cay+bardaginda2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-2320623703343355638</id><published>2007-02-06T08:24:00.000+02:00</published><updated>2007-02-06T08:36:05.413+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Mihri Hatun'un Divanı ihmal mi ediliyor?</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 51, 0);font-family:verdana;" &gt;Bu sabah Didem adlı okurumun "Moda çay bardağında" başlıklı yazımdaki yorumunu okuyana kadar ismini bile duymadığım bir şairimiz; Mihri Hatun.  Didem  dağ gibi bir divanı olan bu şairimizin ihmal edildiğini düşünüyor.  Bu konuda kendi araştırmalarım olacak ama biraz sonra işe gideceğim ve bugün vaktim olmıyacak. Dedim benim sevgili okurlarım var, onlardan alalım görüşlerini.  Evet ne diyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-2320623703343355638?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/2320623703343355638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=2320623703343355638&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2320623703343355638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/2320623703343355638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/mihri-hatunun-divan-ihmal-mi-ediliyor.html' title='Mihri Hatun&apos;un Divanı ihmal mi ediliyor?'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7227361143218932060</id><published>2007-02-05T07:34:00.000+02:00</published><updated>2007-02-05T08:05:52.489+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arkadaş haberleri'/><title type='text'>Fred, İstanbul senden gurur duyuyor....</title><content type='html'>&lt;div style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:verdana;" &gt;Artık Banu'yu buradaki yazılarından tanımayanız yoktur herhalde. Bugünlerde çok bir mutlu; çünkü Fred yeni diet kola reklamındaki saksafonu çalan müzisyen olmuş.  O saksafonu önce bu sayfalarda  gördünüz; unutmayın:))) Yalnız Banu kola içmediklerini ve sevmediklerini ayrıca belirtmis bana attığı mailde. Fred'i dinlemek isterseniz bu sayfaya gittikten sonra &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" href="http://www.visit4info.com/details.cfm?adid=42061" target="_blank" onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)"&gt;http://www.visit4info.com&lt;wbr&gt;/details.cfm?adid=42061&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 0);font-family:verdana;" &gt;  alt solda &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Broadband version yada narrowband version&lt;/span&gt;'lardan birini tıklayın ve Etta James'in Fred'in bariton saksafonundan nasılda güzel söylediğini dinleyin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7227361143218932060?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7227361143218932060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7227361143218932060&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7227361143218932060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7227361143218932060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/02/fred-trkiye-senden-gurur-duyuyor.html' title='Fred, İstanbul senden gurur duyuyor....'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-1572126594408221424</id><published>2007-02-04T11:17:00.000+02:00</published><updated>2007-02-05T08:03:40.198+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yarışma'/><title type='text'>Başlık yarışması... SEVO ILK OSKARINI ALDI!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcEY_eh3OII/AAAAAAAAABc/M2xVbT_wnt4/s1600-h/birgaripdugunresmi2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcEY_eh3OII/AAAAAAAAABc/M2xVbT_wnt4/s200/birgaripdugunresmi2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026326137928104066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Cemre’ye diyorum ben şimdi birinciyi nasıl seçeceğim diye, kız sakin bir şekilde, gayet kolay ‘beni seç’ diyor. Bu yarışmayı açarken bir güzel keyifleniriz diye düşünmüştüm. Hepimiz resme bakar, bize çağrıştığı şeyleri düşünür, kafamıza başlıkların birisi gelir birisi gider. Katılan katılır katılmayan da bu keyfi tatmakla kalır demiştim. Sanki öyle de oldu. Birde şu seçim bana kalmasaydı. &lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Anlatacağım zorlanıyorum seçim yapmada ve unutmanızı umdum bu olayı ama birkaç günden beri sonuç ne diye beni sıkıştırmanız bunu imkân dışı yaptı. Sonunda ben bilgisayarın karşısında oturmuş kara kara düşünürken evime gelen geleceğimizin iki başarılı müzisyeni olacaklarına inandığım iki arkadaştan jüri olmalarını istedim ve böyle bir şeyin kendilerine sorulmuş olmasının şaşkınlığını üzelerinden atamadan kabul ettiler. Bence böyle olması seçim olayına objektiflik kattı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bu müzisyen arkadaşların, Şeb-i Yelda yani En Uzun Gece, yani resimdeki Osmanlıca yazı üzerinde oybirliği ile karar vermeleri ise uzun sürmedi. Yani Oscar Ankara’dan son anda çalım yapıp yarışmaya katılan Sevo’ya gidiyor. Tebrik ederiz Sevo, başarılarının devamını yapacağın filmlerde dileriz buradan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bazı başlıklar eski ‘İstanbul Hatırları’nı çağrıştırdı bize Avrupa Yakası ile güncellenip gelseler bile, bazıları fotoğrafın göremediklerini anlattı bize, bazıları bunun küçük bir masalın sonu olduğunu söylerken bazıları geleceği gösteren foto olarak gördü bu Cevat Dereli resmini. Flaş bakın çekiyorum ile gelen açıklama ise bizi alıp fotoğraf çekinmenin büyük bir olay olduğu günlere götürdü, tıkanmış saatlerin sona erebileceğini müjdeledi sanki. Adaşımda resimdeki fiskosu kaçırmamış; ama sanki 1. olamayacağını düşünüp 2. ve 3.lük için ödülleri sormuş. İkinci ve üçüncü olayına girmiyorum bence hepimiz kazandık. Jüri 1 tane seçmek zorundaydı ve görevini yaptı, günahı da sevabı da onların. Sen 15.de gel İstanbul’a ben sana özel bir ödül veririm merak etme.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Oskar ödülümüz ’80 Günde Devri Alem postada &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kampanya/kampanya1869.asp?referer=81359" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt; Sevo’cum. Umarım kitabın kahramanlarını Türkçeye uyarlar bize güzel bir filmini yaparsın.Bu arada diğer katılımcılarımın burada açıklayamayacağım kendilerinin ise çok sevecekleri küçük küçük hediyeleri olacak, beklesinler, görsünler ve aldıklarında sevinsinler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 51, 204);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;n söz. Bir daha yarışma yok.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;1 Şubat 2006 - İlk yarışmama gösterdiğiniz ilgi için herbirinize tüm içtenliğimle teşekkür ediyorum, çünkü katılımınız bunu çok keyifli yaptı. Şimdi ise Sem'in Seçim zamanı, biraz bekleteceğim sizleri....&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol start="1" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Avrupa yakası hatırası&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Tıkanmış saatler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Goncagül diken&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Flu/şafak&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Geleceği gösteren fotoğraf&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;FLAŞ BAKIN ÇEKİYORUM!..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Zamansız fiskos&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Teşekkür ederim Banu...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Mavili hatun şöyle der -Bu      resmin baslığı için yarışma açılacakmış biliyor musunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Ben Başlık yarışmasına da      Başlık parasına da karşıyım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Ben Kötü Kedi Şerafettin'i      ararken düştüm bu resme, bir ressam gelsin kurtarsın beni ne olur&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;BAŞLIKSIZ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;ŞEB-İ YELDA&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;FAHRİYE ABLANIN DÜĞÜNÜ&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Fotoğrafta Görünmeyenler&lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 102);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bir küçük      masalın sonu&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt; &lt;u1:p&gt;&lt;/u1:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Not: &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 153);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Yarışmayı açtığımda elimde sadece aşağıdaki resmi bulunan ve hakkında başka hiçbir bilgim olmayan ressamımız Cevat Dereli hakkında bir sürü şey öğrenmeme neden oldu bu yarışma. Şeref Akdik, Muhittin Sebati, Mahmut Cuda ve Refik Epikman ile birlikte Paris'e gönderilen ilk Cumhuriyet ressamlarından biri imiş kendisi. Bursla gönderildikleri bu şehirde, yeni resmi öğrenirken ordaki yaşamı, insanları, ilişkilerini ve kimbilir daha neleri öğrenmişler.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Sanat tarihçisi Kıymet Giray bunların bazılarını kaleme almış. Mesela Cevat Dereli sürekli alışveriş yaptığı manavın ona hediye ettiği cüzdandan dolayı cok duygulanmış. Manavın ise cüzdanı verme nedeni Fransız parasının ikiye katlanıp hırpalanmasını önlemek imiş. Zannetmem hala yaşıyordur bu manavcık bizimde Avrupa Birliğine girip girmemeyi tartıştığımız şu günlerde. Ama yaşasaydı ve Fransız parasının tarihe karıştığını görseydi ne düşünürdü bilemiyorum...&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt; Bu arada resim Istanbul Modern'de sergileniyor; sadece bu resim için değil, muhteşem boğaz manzarası ve çağdaş ressamlarımızdan güzel bir kolleksiyon olduğu için görülmeye değer. Tabii ziyaret sırasında göze batan olmaması gereken şeyler olmuştur-ki bunları vaktim olursa birgün burdan yazarım genede görmeye değer.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="color: rgb(102, 0, 204);font-family:georgia;" &gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 153, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-1572126594408221424?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/1572126594408221424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=1572126594408221424&amp;isPopup=true' title='41 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1572126594408221424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/1572126594408221424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/balk-yarmas.html' title='Başlık yarışması... SEVO ILK OSKARINI ALDI!'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/RcEY_eh3OII/AAAAAAAAABc/M2xVbT_wnt4/s72-c/birgaripdugunresmi2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>41</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8027832435918944571</id><published>2007-01-31T07:40:00.000+02:00</published><updated>2007-01-31T07:51:58.044+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerze'/><title type='text'>Gerze ve YouTube......</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kim derdi ki YouTube'de Gerze videosu olacak; hemde birden fazla.  Gerze'yi ilk defa görecekler için bir tanesini seçtim.  Sesli dinlemeyin diye öneririm, sesli dinlerseniz anlıcaksınız niye bunu önerdim:)).  Ben Gerze videosu yapıp YouTube'e koyduğumda bu harika bir müzik eşliğinde olacak diyerek ufak bir ekleme yapıp sizi doğa ve deniz ile başbaşa bırakıyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=1GcDAm2bSeg&amp;mode=related&amp;amp;amp;search="&gt; http://www.youtube.com/watch?v=1GcDAm2bSeg&amp;mode=related&amp;amp;amp;search=&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8027832435918944571?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8027832435918944571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8027832435918944571&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8027832435918944571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8027832435918944571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/gerze-ve-youtube.html' title='Gerze ve YouTube......'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6750613986193383830</id><published>2007-01-30T00:28:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T08:30:28.030+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rodi-Kadıköy'/><title type='text'>Gene mi Rodi?.......</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rb7d3kJOESI/AAAAAAAAABQ/xx0v1UzL0K8/s1600-h/nimetbeyve+rodi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rb7d3kJOESI/AAAAAAAAABQ/xx0v1UzL0K8/s200/nimetbeyve+rodi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5025698180856942882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;.......diyeceğinizi duyar gibi oluyorum ama ne yapayım Kadıköy'de sanki Rodi'nin dışında birşeyler olmuyor bugünler de yada ben göremiyorum.  Akşam çarşıda bu akşam ne alsamda pişirsem  diye kara kara düşünerek yürürken bir baktım bizim Rodi; hemde her zaman ki vakur havasını bırakmış bir şekilde siyah giysili bir adamın peşinden değme kazlara taş çıkarırcasına koşuyor.  Bende aynı tempoyu yakalayamasam da birden kendimi onları takibe almış buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkili  köşedeki meyve-sebze tezgahının önüne geldiler, Rodi sabırsız bir şekilde beklerken, kendisinin daha sonra Nimet Bey olduğunu anladığım beyefendi (ki gerçek bir beyefendi kendileri), o hani yeni çıkan uzun, etli kırmızı biberler varya onlardan almak için tezgaha uzandı ve  bir tane alıp Rodi'ye uzattı .  Ben bu arada resminizi çekebilirmiyim diye sorarken, sorumla hiç ilgilenmeyen Rodi biberi üç parçada bitirmeyi başardı.  Nimet bey ise memnuniyetle dedi ama çekilen resimlerden istedi, bende kendilerine söz verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'ya yaptığım son birkaç seyehatimde bana evsahipliği yapan  ve gerek oyunculuk gerekse yönetmenlik yolunda hızla ilerleyen arkadaşımın dediğine göre bu tür biber C vitamini deposuymuş ve özellikle sabahları kahvaltıda yenmeliymiş.  Hatta bende İstanbul'a döndüğümde bu bilginin bana verdiği gazla bir kilosunu almış, iki sabah düzenli yedikten sonra kalanını çürütmeyi başarmıştım.  Bunu da ek bilgi olarak vermek istedim işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bir gün daha böyle bitti.  Pazar günü bir 5 dakikalığına lapa lapa yağan kardan sonra sadece rüzgarlı soğukların kaldığı böyle bir akşamda evde oturup Beyaz Gelincik seyretmek, ha birde arkadaşlarla yapılan uzun telefon konuşmaları (kontürleri sıfırlamış bile olsam) iyi geldi.  Haydi kalın sağlıcakla, sevgiceklerle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6750613986193383830?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6750613986193383830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6750613986193383830&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6750613986193383830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6750613986193383830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/gene-mi-rodi.html' title='Gene mi Rodi?.......'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Rb7d3kJOESI/AAAAAAAAABQ/xx0v1UzL0K8/s72-c/nimetbeyve+rodi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8211650359348022848</id><published>2007-01-27T01:14:00.000+02:00</published><updated>2007-01-29T00:13:18.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Konuşan resimler'/><title type='text'>O kadar sevdim ki resmini, iste bugün konuştu benle...</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;" &gt;&lt;/span&gt;Akşam TV'de Yeni Türkü ile ilgili bir program vardı; evin müzisyen kişisi çok beğendi bu çocukları ve  internetten birkaç şarkılarının akorlarını indirip hemen çalmaya başladı; bana da dinlemek düştü o an.  Ne zamandır bende bu diyarı resimlendireyim diyordum buda ona vesile oldu. Ne alaka demeyin bu yazı başlığı Yeni Türkü'nün şarkılarından ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resimler sadece cep teliyle ve kış koşullarında çekildi onun için profesyonellik beklemeyin ki hayal kırıklığı yaşatmayayım siz sevdiklerime.  Ha bide genellikle Kadıköy'de çekildi; eh pek dışına çıkmıyorum, birde biliyorum ki çok özleyenleri var buraların Londura, Ankara ve Gerze'den.  Güllüm, bebişim, adaşım, gardaş ve kazınlarım, joyum, türkom, asyam, vs vs vs vs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma geldikçe fotoları eklemesi benden yorumlarda sizden diyorum.  Bu arada mandanın söğüt dalındaki hali benim cep telimle çekilmedi ama manda niye böyle birşey yapmış, daha rahat bir yer bulamamışmı gibi bir sürü soru cirit atıyor kafamda, bu sorularla nasıl uyuyacağım şimdi ben:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ocak 2007. Ek.  Bebiş o kadar yorum yapmışki onun için yaptığım resmi hatırlayıp ekledim bugün.  İstek olursa diğer resim çalışmalarımıda ekleyebilirim:))))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8211650359348022848?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8211650359348022848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8211650359348022848&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8211650359348022848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8211650359348022848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/o-kadar-sevdim-ki-resmini-iste-bugun.html' title='O kadar sevdim ki resmini, iste bugün konuştu benle...'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-8713793481641528123</id><published>2007-01-21T23:39:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T00:51:39.690+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rodi-Kadıköy'/><title type='text'>Kaz'ın adı var: Rodi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;Hafta sonu vakit bulup pazarda röportaj yapamadım ama internette birkaç araştırma bide birkaç esnafla muhabbet yaptım.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, Radikal'den Hızır Tükel'e göre, Rodi 3 yıl önce gelmiş Kadıköy’deki çarşıya. Aydın’da bir çiftlikte yasayan Nimet Bey, İstanbul’a gelirken bütün hayvanlarını elden çıkarmış, eşyalarını kamyona yüklerken Rodi'nin avaz avaz gaklamasını 'baba beni buralarda bırakma' olarak algılamış ve Rodi’yi de kamyonun kasasına atıp İstanbul’a getirmiş. Gün boyu boğadan tut, nemesis ve hanımağa kafeye bile giden  Rodi şimdi Piriççavuş Sokak'ta Rodi Balık Evindeki işine de adapte olmaya çalışıyormuş. Nimet bey demecinde 'İnanın Rodi, sanki yeni açtığımız bu restoranın kendi adını taşıdığını anladı. Bu sokağa geldiğimizde yürüyüşü değişiyor, dükkâna girdiğinde tüylerini kabartıp gururla gaklıyor' diyormus. Hatta üç oğlu varmış ve Rodi'yide yakında nüfusuna ekleyip mirasına ortak edecekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hala Rodi'yle ilgili anılarınızı duymak istiyorum.   Ozi  anlattı mesela. Kadıköy'ün dar sokaklarında park yeri aradığı bir gün, Rodi ona Cafeağa Spor Salonunun olduğu sokakta  bir park yeri bulmuş.&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-8713793481641528123?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/8713793481641528123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=8713793481641528123&amp;isPopup=true' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8713793481641528123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/8713793481641528123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/kazn-ad-var-rodi.html' title='Kaz&apos;ın adı var: Rodi'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-6478649739115951813</id><published>2007-01-16T10:00:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T00:52:13.890+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rodi-Kadıköy'/><title type='text'>Bir yalnız Şörlok:))</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);font-family:verdana;" &gt;Bilirsiniz hep detektif senaryolarinda detektif bir assistanla çalışır; bende bu işi çözmek için asistan arayip durdum ama bulamadım daha:(  Maille ve burdan kazla ilgili fazla bilgi isteyen arkadaşlar lütfen hafta sonuna kadar bekleyin,&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: verdana; color: rgb(102, 51, 255);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ra0uJ8xlVYI/AAAAAAAAAA8/s_PqO2TC9jY/s1600-h/kazgoz.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 149px; height: 104px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ra0uJ8xlVYI/AAAAAAAAAA8/s_PqO2TC9jY/s320/kazgoz.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5020719908055766402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);font-family:verdana;" &gt; o zaman vaktim olup bu kaz üzerindeki esrar perdesini aralıcam.  Bu sabah işe giderken bu resmini çektim, umarım mavi gözlerini görebiliyorsunuz.  Bide her sabah Şen Balıkçının önünde beklediği ilgimden kaçmadı.  Şimdilik bu kadar ama hafta sonu asistanlı yada asistantsız bu işi çözüp sizlere haberi burdan vereceğim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-6478649739115951813?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/6478649739115951813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=6478649739115951813&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6478649739115951813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/6478649739115951813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/bir-yalnz-ylok.html' title='Bir yalnız Şörlok:))'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Ra0uJ8xlVYI/AAAAAAAAAA8/s_PqO2TC9jY/s72-c/kazgoz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-9182415375816432158</id><published>2007-01-15T21:58:00.000+02:00</published><updated>2007-01-19T22:16:42.830+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sigarayı bırakma'/><title type='text'>Sigarayı bırakmanın kolay yolu...</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0); font-family: verdana;font-family:arial;" &gt;Evet bıraktım sigarayı hemde çok büyük bir kolaylıkla. Lütfen bana inanın sizde aynı şeyi yapabilirsiniz aşağıda adını vereceğim kitabı okumakla. Kitabın en önemli özelligi irade yoluyla degil bilinç yoluyla biraktirması sigarayı. Yani işkence gibi değil bilinçli bir tercih ve hatta keyifle bırakıyorsunuz. Ben bu kitap aracılığı ile sigaraya elveda diyen çok insan tanıyorum, sizde onlardan biri olabilirsiniz.  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 102, 0); font-family: verdana;font-family:arial;" &gt;(Biliyorum bu yazı kötü bir reklam kampanyası gibi oldu ama böyle faydalı denenmiş bir bilgiyi sizlerle paylaşmadan edemezdim.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 102, 0); font-family: verdana;font-family:arial;" &gt;Sigarayı bırakmanın kolay yolu.  Allen Carr&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-9182415375816432158?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/9182415375816432158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=9182415375816432158&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9182415375816432158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/9182415375816432158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/sigaray-brakmann-kolay-yolu.html' title='Sigarayı bırakmanın kolay yolu...'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-3292813138131591629</id><published>2007-01-14T23:09:00.000+02:00</published><updated>2007-01-20T13:46:52.935+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Edebiyat ne işe yarar?</title><content type='html'>Şu benim de edebiyata ufaktan aktif bir şekilde katılmaya başladığım bugünlerde, bugünkü gazetedeki haber ilgimi çekti. Çok eski ve yanıtı zor bir soruyu Selim İleri, Elif Şafak, Ahmet Ümit, Pınar Kür ve Tahsin Yücel gibi yazarlara sormuşlar.  Edebiyat ne işe yarar? Ortak görüşleri; edebiyat, hayatı anlamaya, adlandırmaya, başkalarını tanımaya ve en çok da hayattan 'keyif almaya' yarar olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Yazıya ek:  Farkındayım bu yazı çok sahipsiz kaldı, Banu okurumun belirttiği gibi bende bitiremedim yazıyı daha.  Orijinal yazınn linki şöyle: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=210006&amp;tarih=14/01/2007"&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=210006&amp;amp;tarih=14/01/2007&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 0);"&gt; Ama benim bu konuda diyeceklerim bitmedi daha, sizlerdende bekliyorum diyeceklerinizi (19.01.07).&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-3292813138131591629?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/3292813138131591629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=3292813138131591629&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3292813138131591629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/3292813138131591629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/edebiyat-ne-ie-yarar.html' title='Edebiyat ne işe yarar?'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-383780450630399813</id><published>2007-01-12T23:11:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T00:52:45.207+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rodi-Kadıköy'/><title type='text'>Tarihi Kadıköy çarsının sembolü: mavi gözlü beyaz bir kaz:))</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf-KMxlVXI/AAAAAAAAAAw/8xJBEzWu68s/s1600-h/pekinduck.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf-KMxlVXI/AAAAAAAAAAw/8xJBEzWu68s/s200/pekinduck.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5019259760909047154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca işe gidip gelmek için otobüs, vapur, tren, metro gibi bilumum toplu taşıma araçlarını kullanmış olan ben, şu günlerde tabanwayla işe gidip gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İşe olan bu kısa yolculuğumu Kadıköy'ün o meşhur tarihi çarşısını yürüyerek yapıyorum.  Kısa ama hareketli geçen bu yolculuğun sabah ve akşam tatları tamamen farklı oluyor ve zaman zaman bu tatları sizlerle paylaşmak güzel olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık kullandığım yollardan biri de balık pazarının olduğu sokak. Sabah saatlerinde burası tam bir arı kovanı gibi çalışır.  Küçük kamyonetlerle gelen mallar, kamyonetlerden alınıp bir sanatçı edasıyla çalışan pazarcılar tarafından gökkuşağının tüm renkleri kullanılarak tezgâhlara yerleştirilir.  Geçerken uzanıp bu renklere dokunmak isterseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam renklere dalıp yürürken o her sabah gördüğünüz kazı görürsünüz gene. Evet, bir kazdan bahsediyorum. Balık pazarında ne işi var demeyin ama pazarın maskotu haline gelmiş mavi gözlü beyaz bir kaz vardır burada.  Bu kazı ilk gördüğümde şehri bir turist konumunda dolaşan ben, bu kazın da benim gibi buralarda yabancı olduğuna hatta yakınlardan bir kaz çiftliğinden falan firar ettiğine karar vermiştim.  Daha sonraki ziyaretlerimde de görünce, çarşıda bir kaz tarafından takipmi ediliyorum yoksa diye geçirmiştim kafamdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aradan geçen zaman içinde bunun böyle olmadığını, bu kazın daha bana malum olmayan bir nedenden dolayı Kadıköy çarşıyı mesken edindiğini, hatta maskotu haline geldiğini hayretler içinde görmeye başladım. Peki, bu kaz nereden ve niçin gelip bu çarşıyı mesken eğlemiştir? Bir adı var mıdır bu göçmen kazın? Maskotluk görevi resmi olarak mı verilmiştir?  Sadece gündüzleri mi çalışır? Geceleri nereye gider? Tatile çıkar mı? Kadıköy'de eğlenmek için hangi mekânlara takılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyu ayrıntılı olarak araştırıp önümüzdeki günlerde cevapları sizle paylaşmayı hatta kazın bir resmini çekip buraya koymayı düşünüyorum.  Şimdilik bu resimle idare ediverin:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-383780450630399813?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/383780450630399813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=383780450630399813&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/383780450630399813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/383780450630399813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/kadkyde-balk-pazarnn-sembolude-bir.html' title='Tarihi Kadıköy çarsının sembolü: mavi gözlü beyaz bir kaz:))'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf-KMxlVXI/AAAAAAAAAAw/8xJBEzWu68s/s72-c/pekinduck.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8365039861753848156.post-7118324879361199326</id><published>2007-01-12T21:35:00.000+02:00</published><updated>2007-01-14T22:42:09.659+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerze'/><title type='text'>Gerze'nin sembolleri; horoz ve balina...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf2psxlVWI/AAAAAAAAAAk/dXQKvjWhS8U/s1600-h/gerze.horozu_small.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf2psxlVWI/AAAAAAAAAAk/dXQKvjWhS8U/s200/gerze.horozu_small.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5019251505981904226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf1wsxlVVI/AAAAAAAAAAY/M4oYdAGYvMI/s1600-h/beyaz.balina_small.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf1wsxlVVI/AAAAAAAAAAY/M4oYdAGYvMI/s200/beyaz.balina_small.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5019250526729360722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gerzeli olmak bir ayrıcalıktır, zaman zaman bunu açıklamak isterim bu sayfalarda. Hatta Gerzeli dostlarımı ara ara kışkırtıp onların yorumlarını almayı, isterlerse yazılarını bu sayfalar da yayınlamayı düşünüyorum.  Aşağıdaki olayı anlattıktan sonra ne demek istediğimi biraz da olsa anlamaya başlayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz daha çocukken, bu şirin kasabamızın sembolü bir zamanlar tavuktu. O meşhur hacı kadın tavuğu zaman içinde evrim geçirip horoza dönüşmüştür ve Gerze’mizin yeni sembolü olmuştur. Bunun neden ve niçinler ini bir sosyoloji öğrencesinin yapacağı uzun bir araştırmaya bırakıp bu sembolün zamanla başka bir sembolle nasıl paylaşılmaya başlandığını anlatmak istiyorum. Beyaz Balina Aydun; Rusya'da bulunduğu havuzdan kaçarak Gerze'ye gelen Aydun kısa zamanda Gerzelilerin sevgisini kazanmakla kalmamış, o dönemde sanki Gerze'nin halkla ilişkiler, reklam ajansı gibi çalışıp, kasabamızı Türkiye ve dünyada tanıtmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar ki, Londra’da bile Aydun haberlerini izlemeye başlamıştım. Düşünsenize daha Londra’da Türklerin tek tük olduğu günler. Memleket hasretiyle yaşıyorsunuz, yolda bir hemşerinizi görmeye görün iki gözünüz iki çeşme oluyor. Ve siz memleketi böyle derin bir duyguyla yaşarken birden TV'de her akşam memleketle ilgili bir haber görmeye, hatta kasabanızın görüntülerini görmeye başlıyorsunuz. Görüntüler çıktığında iyice TV ekranına yaklaşıp bir tanıdık görebilecek miyim diye heyecanlanıyor sununuz üstelik. Şimdilerde Gerze'yi terketmiş ve nerede olduğuna dair hiçbir fikrim olmayan Aydun'a buradan teşekkürlerimi yolluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Aydun adını beyaz olduğu için almış. Bana göre aydın olduğu için almışta olabilir. Eminim Rusya'da o havuzda yaşarken çok okuyup yazmaya ve tartışmaya vakti olmuştur ve zamanla yeni bir şeyler için içinde doğan özlemden dolayı zincirini koparıp kendini Karadeniz'in azgın dalgalarına atmıştır. Gerze'yi niye seçmiştir bu konuda görüş sahibi olanların görüşlerini gerçekten öğrenmek isterim. Benim fikrime göre Gerze'nin kızlarının güzelliğini, balıklarının tadını falan duymuş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydundan geriye ne kalmıştır. Beyaz Balina Aydun parkı ve bir Aydun heykeli. Atatürk'ten sonra heykeli olan tek canlı olmayı başarmıştır Gerze'de, ve Gerze'nin sembolü olma özelliğini siyah horozla paylaşmaktadır bugüne bugün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Gerze'yle ilgili yazılar devam edecek......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8365039861753848156-7118324879361199326?l=semharikalardiyarinda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/feeds/7118324879361199326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8365039861753848156&amp;postID=7118324879361199326&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7118324879361199326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8365039861753848156/posts/default/7118324879361199326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://semharikalardiyarinda.blogspot.com/2007/01/gerzenin-semboli-horozmu-aydunmu-yoksa.html' title='Gerze&apos;nin sembolleri; horoz ve balina...'/><author><name>Sem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15713653698490515754</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KCYv-kl1W9U/Raf2psxlVWI/AAAAAAAAAAk/dXQKvjWhS8U/s72-c/gerze.horozu_small.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry></feed>
