Konuşan resimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuşan resimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2007 Pazartesi

7 Mart 2007 Çarşamba

25 Şubat 2007 Pazar

Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..


Bloğuma koyduğum ilk haftanın fotoğrafını hatırlıyormusunuz? Sevil’in taktığı adla ‘Gözleri gülen adam’; geyik olsun tadında koyduğum o fotoğraftan sonra, yepyeni bir dünya, fotoğrafların dünyasını keşfettim. Meraklısı arkadaşlar ve internetin bu konuda sağladığı kaynaklar sayesinde birçok fotoğrafı görüntüleme şansı bulup, daha birkaç gün önce varlığından bile haberim olmayan sanatçıların sanal fotoğraf sergilerinin isimsiz konuğu oldum.


Bu haftaki seçimim bir Serdal Güzel fotoğrafı. 2002 yılında 11.06’da çekilmesine rağmen ismine daha yeni kavuşmuş bir fotoğraf. ‘Pasaklı karizmatik arkadaşım İstanbul’a küsmüş :-(’. Bazı fotoğraf isimleri vardır, görüntü ile bütünleşip mükemmel bir ikili oluştururlar, birbirinden ayrı düşünemezsiniz onları. Bazıları ise isimsiz fotoğraf olarak sürdürür tüm yaşamlarını. Diğerleri ise kendilerine verilen alakasız bir isimle yaşamak zorunda bırakılırlar.

Bu fotoğrafın ismi çarpıcı olmuş, ama doğruluğu tartışılır. Neden mi? Çünkü düpedüz kontesi yanlış tanımlama var. Tamam, karizmatik olduğu doğru, ama sizce Rodi’yi ve deterjan reklâmlarını kıskandıracak bir beyazlığa sahip bu İstanbul martısının neresi pasaklı? Sonra, İstanbul’un bir yakasına sırtımızı döndük diye bu güzel şehre küsmüş mü oluyoruz hemen. Doğrusuna bakarsanız arka planda İstanbul ve kırmızı bot olmasa bende aynı etkiyi yapmazdı bu fotoğraf. Serdal bey kontesi bu pozu vermesi için nasıl ikna etti bilmiyorum ama sürekli İstanbul semalarında uçarken görüntülenen martının böyle durup poz vermesi bu kuşu yakından görebilmemize vesile olmuştur.

İstanbullularca özlenen soğukların hâkim olduğu bir hafta sonunu bitirmekle geçen şu anlarda umarım Kontes ve İstanbul size güzel şeyler hatırlatır. Dün kendi adıma büyük bir yanılsama yaşadım. Havaya hâkim olan soğuğu iliklerimde hissetmenin verdiği bir canlılıkla Kadıköy sokaklarında yürürken şaşırtıcı bir iriliğe sahip olan kar tanelerinin etrafımızda uçuştuğunu gördüm. Böyle devam ederse birkaç saat sonra ortalığın kardan bembeyaz olacağını arkadaşa söylememle birlikte durumu kavrayan zeki arkadaş ‘onlar kar tanesi değil, iyi havalara aldanıp açan çiçek parçaları’ deyince içimi tarifsiz bir huzursuzluk kapladı. Yanılsamaya uğrayan tek varlığın ben olmadığını biliyordum. Eve gelir gelmez bahçemdeki ağaca bakıp hala çiçeklerle süslü olduğunu görünce içim geçicide olsa rahatladı. Sonbaharda taşındığım bu pembe apartmanın pembe çiçekli ağacının ne ağacı olduğunu daha bilmiyorum ama vereceği meyveleri görmek ve tatmak istiyorum.



1 Mart gününde, küresel ısınmayı protesto eylemlerinin yapılacağı bir haftaya başlarken gezegenimize sağlık diyorum.


E K L E R:

HOŞGELDİN ZEYNEP ŞAHİN!

WHERE İS ZİBİRİX?

ANONYMOUS adlı sevgili okurum, o pembe çicekli ağacın nar olmadığını çok iyi biliyorum, çünkü büyüdüğüm evin bahçesinde nar ağacımız vardı, ve özene bezene yaratılmış iki renkli çiçekleriyle açardı her bahar. Genede tahminin için teşekkürler ve tahmine devam diyorum.

21 Şubat 2007 Çarşamba

Gökyüzünde yalnız gezen yıldız...Venüs..

Dün akşam 6.10 vapuru ile Karaköy'e geçerken, vapura bindiğimde hafif kararmış hava karşı kıyıya yaklaştığımda iyice kararmıştı. Yalnız gökyüzünde o her zaman görmeye alıştığım bir avuç yıldız yerine tek bir yıldız vardı. Birde yıldıza eşlik eden hilal safhasındaki ay. Bana Türkiye bayrağını hatırlattı bu kompozisyon ama biraz değişikti. Sanki ay yıldıza küsmüş, ona sırtını dönmüştü.

Doğanın hareketlerinin insanların duygularıyla açıklanamıyacağını bende biliyorum ama öyle göründü gözüme işte. Bu iki parlak objenin oluşturduğu kompozisyona hayran kalıp sizin için resimledim. Ne yazıkki resim bu ikilinin oluşturduğu ihtişamı veremiyor. En üstteki beyaz nokta ay, ortalara doğru olan ufacık noktada yıldız. Benim size tavsiyem, o saatlerde işinizden gücünüzden başınızı kaldırıp gökyüzüne bakıp kendi gözlerinizle görmeniz onları. Yıldızın bu kadar parlak olması gezegen olabileceğini bile düşündürdü. Vapurdan indiğimde bu ikiliden ayrıldım diye üzülüyordum ki, bir baktım bu sefer onlar benim tünele doğru koşturmamı izliyor. Beyoğlu'na vardığımda ise oranın ışıklarından bu ikiliye bakmak aklıma bile gelmedi ama onlar hala beni gözlüyor olabilirlerdi.

Ek: İnternette yaptığım bir araştırma sonucunda şüphelerim doğrulandı, bahsettiğim yıldız değil bir gezengenmiş, hemde Venüs gezegeni, kadınların geldiği yer diye iddia edilen gezegen. Ekşi sözlüğe göre güneşe en yakin ikinci gezegen ve gökyüzünde güneş ve aydan sonra en parlak üçüncü cisim. Bir iç gezegen olmasından dolayı güneşin doğuşu ve batışından önce ve sonra gözlenebilir, gecenin geç saatlerinde görülmezmezmiş, bu yüzden de sabah ya da akşam yıldızı diyede anılırmış.

Sevil'ciğim sana yanlış şarkıyı hatırlatmışım, seher yıldızını hatırlatmalıymışım.

19 Şubat 2007 Pazartesi

Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..


Bu hafta size bir baykuş seçtim. Dünya edebiyatındaki yerini çoktan almış bilgeliğiyle ünlenmiş bir hayvan bu. Sanki elini kaldırıp fotoğrafçıya birşeyler söylemeye çalışıyor gibime geldi. Biz insanlar, hayvanların hareketlerini insanca manalar vererek yorumlamaya bayılıyoruz işte. Belkide kuşumuz kaşınmak için kaldırmıştır elini. Kimilerinizin şimdiden o eli değil ayağı dediğini, kuşlarda el yerine kanat olur falan dediğini duyar gibi oluyorum. Ben de kuşun size düşündürdüklerini merak ediyorum biliyormusunuz?:)) Neyse hepinize güzel bir hafta diyorum burdan.

9 Şubat 2007 Cuma

Banuların mahallesine kar yağmış....

Geçen Cuma İstanbul kara bayağı bir yaklaşmış hatta bir ara kesin yağacak diye düşünmüş, tüm hazırlıkları yapmıştık ama bir türlü yağdıramamıştık. Ama Avrupa böyle değilki canım, adamlar istedikleri zaman yağdırabiliyorlar. Yağdırdıkları yetmezmiş gibi hemen resimler çekiliyor ve tüm dünyaya dağıtılıyor.


6 Şubat 2007 Salı

Moda çay bardağında..

Moda sahillerinde uzun uzun yürümiyeli nerede ise bir ayı geçmiş. Cumartesi günü Moda'daki dişci cefam bitince, hadi bir sahil yapalım deyip yürüdük bizde. O kadar yürüyüşten sonra bir de çay bahçesi sefası yapıp Istanbul'u Moda sahillerinden seyredelim dedik veee şu altta resmi görülen icat sayesinde de bu keyfi hiç üşümeden yapmayı başardık.

Walla bilemiyorum kim, ne zaman geliştirmiş bu fikri, ama yurdum insanı ürünü olduğu kesin. Bu sera gibi şeyler güçlü naylondan yapılmiş ve iki kişilik yada aile formatında geliyorlar. İçine girildiğinde üstte bir ısıtıcı var (gayet ilkel ve gayet her an bozulmaya hazır
), onu açıyorsun, kırmızı çizgili bardaklarda gelen çay eşliğinde Şubat ortasında çay bahçesi tadını çıkarıyorsun. Tek dezavantaj (yada avantaj!), bu kafes adını verdiğim icadın içinde sigara içilmiyor; yanınızdaki kişinin sigarası gelince sigara molası için dışarı çıkmak zorunda kalıyorsun. Ben mi? Hala içmiyorum:))

27 Ocak 2007 Cumartesi

O kadar sevdim ki resmini, iste bugün konuştu benle...

Akşam TV'de Yeni Türkü ile ilgili bir program vardı; evin müzisyen kişisi çok beğendi bu çocukları ve internetten birkaç şarkılarının akorlarını indirip hemen çalmaya başladı; bana da dinlemek düştü o an. Ne zamandır bende bu diyarı resimlendireyim diyordum buda ona vesile oldu. Ne alaka demeyin bu yazı başlığı Yeni Türkü'nün şarkılarından ya.

Resimler sadece cep teliyle ve kış koşullarında çekildi onun için profesyonellik beklemeyin ki hayal kırıklığı yaşatmayayım siz sevdiklerime. Ha bide genellikle Kadıköy'de çekildi; eh pek dışına çıkmıyorum, birde biliyorum ki çok özleyenleri var buraların Londura, Ankara ve Gerze'den. Güllüm, bebişim, adaşım, gardaş ve kazınlarım, joyum, türkom, asyam, vs vs vs vs

Aklıma geldikçe fotoları eklemesi benden yorumlarda sizden diyorum. Bu arada mandanın söğüt dalındaki hali benim cep telimle çekilmedi ama manda niye böyle birşey yapmış, daha rahat bir yer bulamamışmı gibi bir sürü soru cirit atıyor kafamda, bu sorularla nasıl uyuyacağım şimdi ben:))

29 Ocak 2007. Ek. Bebiş o kadar yorum yapmışki onun için yaptığım resmi hatırlayıp ekledim bugün. İstek olursa diğer resim çalışmalarımıda ekleyebilirim:))))