4 Mart 2007 Pazar

Rodili Maceralarım - Bölüm II

Moda burnuna geldiğimizde Rodi sessizliği bozup İstanbula yolculuğunu anlatıyor.

Günlerdir çiftlikteki hareketlilik dikkatimi çekiyor, bir şeylerin olacağını tahmin ediyor ama ne olacağını bir türlü kestiremiyordum. Nimet beyin eşyalarını arabaya yükleyip yakınlarıyla vedalaşmaya başladığını görünce, Aydın’daki çiftliği terk edip İstanbul’a yerleşeceğini anladım. Buna inanmak çok zordu, o hep yanımızda olmuştu. Dahası çiftlikten iki gün uzak kalsa bizi özler, hediyelerle dönerdi. Bu bir rüya olmalı diye düşünmek istedim ama ne yazık ki rüya falan değildi. Bunu fark eder etmez başladım avazım çıktığı kadar vakvaklamaya. Bu işe yaradı, çünkü bir anda Nimet Bey ve etrafındaki kalabalığın ilgisini çekmeyi başardım.

Bu halime bir anlam vermeye çalışan Nimet Bey topluluktan ayrılıp yanıma geldi ve bana neler olduğunu sordu. Kendisine bizi bırakıp nasıl uzaklara gidebileceğini sorduğumda, hiçbir şey demeden yeri eğildi ve beni kucağına aldığı gibi arabaya götürdü. Kalabalığa Rodi'de benle geliyor dedi. Bu fikre ne kadar karşı çıkıldıysa da fayda etmedi. Arkamızdan dökülen bir kova suyla arabanın motoru çalıştı ve meçhule olan uzun yolculuğumuz başladı.

İstanbulda’ki ilk 3 ayım kaldığımız evin balkonunda geçti. Günlerce çevredeki binaları, yoldan geçen insanları ve hayvanları seyrettim bu balkondan. Bu bana kendimi tehlikeye atmadan bu içine girdiğim yeni dünyayı birazda olsa tanıma fırsatı verdi. Tabiî ki çiftlikte sere serpe dolaşmaya alışkın ben zaman zaman bu hareketsizlikten sıkılıyordum. Canım sıkıldığında yapabileceğim tek şey ise Nimet Beyin bana bir leğen içinde bıraktığı suyun içine girip kendimi ıslatmak sonrada kanatlarımı çırpmaktı. Akşam olmasını iple çekerdim çünkü bu şehre balık satmak hayaliyle gelmiş olan Nimet bey, akşamları geldiğinde bana işlerinin nasıl gittiğini anlatırdı.

Nihayet üçüncü ayın sonunda bana dükkânı açtığının müjdesini verdi ve dahası beni ertesi günü dükkâna götürecekti. Dünyalar benim olmuştu. Balkondaki yalnızlığım sona erecek ve nihayet o üç aydır seyrettiğim dünyanın içine girecektim.

O sabah erkenden kalkıp leğendeki suyla bir güzel yıkandım. Oradaki insanlar ve hayvanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyordum.

Çarsı hiç alışkın olmadığım kadar kalabalık ve gürültü idi. Birden bu kalabalık yerin odak noktası olduğumu fark ettim. Herkes benimle ilgileniyor, kimisi benle konuşuyor, bana dokunmaya çalışıyordu. Hatırlıyor musun beni ilk gördüğün ilk günü, sende durup beni izlemiş hatta iznimi bile sormadan resmimi çekmiştin. Hiç kimsenin dikkatini çekmeden günlerini geçirmeye alışkın ben, bu nedenini kavrayamadığım ilgi karşısında ilk başlarda çok şaşırmıştım, ama aradan geçen yıllar içinde buna alıştım.


Rodi İstanbul’a geldikten bir yıl sonra kız kardeşi de tatil için oraya giden Nimet beyin peşine takılarak İstanbul’a gelmişti. Sarıyer’de Nimet Beyin kız kardeşinde kalıyordu. Nimet bey aracılığı ile haberleşiyorlar, zaman zaman da buluşup hasret gideriyorlardı. Ama o gün, kız kardeşi Judi randevusuna gelmemişti. Olur şey değildi bu, çünkü Judi hiçbir randevusunu kaçırmazdı. Yaptığı araştırmalar sonucu Judi’nin iki gündür kayıp olduğu haberini almıştı.


Şimdi anlaşılıyordu Rodi’nin neden bu kadar üzgün olduğu. Ona yardım etmeliydim ama bunu nasıl yapacağıma dair hiçbir fikrim yoktu.

18 yorum:

safak dedi ki...

Yazının devamı için bizi çok beklettin ama beklediğimize değdi doğrusu.Bir kahramanın doğuşunu izler gibi oldum okurken. Kendin gibi İstanbula sonradan gelen birini yazılarına kahraman seçmen ilgimi çekiyor, parallellikler arıyorum yaşamlarınızda! Devamını bekliyorum, umarım bu sefr fazla beklemeyiz:))

şadan dedi ki...

Keşke imkanım olsada her gün okuyabilsem yazılarını Son yazdıklarını bir nefeste okudum ve arkadaşımın ne güzel ilgi alanları ve anlatımı var deyip gurur duydum. Keşke ay tutulmasını daha önce okusaydım da kaçırmasaydım:( Unutma bana söz verdin Rodiyle tanıştıracaksın:)) Umarım kardeşi o zamana bulunurda tanıştığımızda neşesi yerinde olur. Sevgiler..

banu dedi ki...

ayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy icim gitti Judi kayip, vah vah yazik yazik, umarim basina kotu birsey gelmemistir...Belki Judi yi biri sevmis ve kacirmistir...bende uzuldum simdi :(

yağmur dedi ki...

Banu, haklı olabilrsin. Burası Türkiye, seven bir kişinin Judi yi kaçırma ihtimali çok büyük. Bundan sonra sana Banu Sharlok mu desek:)))

banu dedi ki...

hahahahahahah ilahi :) Yagmurcum sagolasin, ....ama kacirmakla da kalmiyorlar bazen degil mi, yani simdi Judi nin birinin midesinde olma ihtimalini dusunursek....ben en iyisi ucaga atlayim geleyim ama adim Colombo olsun cunku onun tarzini daha cok seviyom, bilenler anlar ;)

abidin dedi ki...

naaaaaa naaaaaa
na na na naaaaaaaaa
na na na naaaaaaaaa
hey jude don't make it bad
take a sad song and make it better.... Demek Rodi nin kardesi Judi kayip ve Colombo Banu onu bulmaya talip. Muziklerde Beatles dan olsun bari dedim:)) Sem,bu yazinin kontrolu senden cikmis gibi geldi bana!

Ori dedi ki...

Nihayet beklenen yazının devamı gelmiş, teşekkürler Sem. Tam Afyon Lokumu tadında olmuş. İnanmayan ve yemeyen yesin derim, pardon okumayan okusun diyecektim:))
Neyse, öyküye dönelim; Rodi'yi konunun içinde düşündürmen, konuşturman, çeşitli duyguları yaşatman çok güzel, eline sağlık. Hayal dünyanın çok zengin olduğu bir gerçek. Judi'ye ne olduğunu bende merak ediyorum ama bunu senin yazılarından mı öğreniriz, yoksa Komiser Colombo'nun gelmesini mi bekleriz bilmiyorum.

Ori dedi ki...

Ayrıca haftanın foğrafı bölümünün boş kalması gözümden kaçmadı. Bir defaya mahsus böyle olsun derim.

banu dedi ki...

hahahahahahah bekle bekle Ori Colombo burdan cozecek olayi, cok yakinda :))

Adsız dedi ki...

Geçen yazıda Rodi'nin duygusal şeylere üzfün olduğu izlenimi verildikten sonra. bu yazıda yön değişmiş, bir kardeş cıkmış ortaya, gerçi oda tam çıkamamış çünkü kayıp. Eğer Banu hanımın dediği gibi birilerinin midesine inmişse, kendisinin Colombo kılığında İstanbul'a gelmeside bir şey ifade etmeyecektir. Eğer bu Banu hanımın Bayan Colombo'yu oynaması için hazırlanmış bir senaryo ise ona bir diyeceğimiz yok, ama pardesünü unutmasın gelirken:)) Ben şahsen Sharlok Holmes ve Dr Watson'u terchi ederim. Aklıma bir fikir geldi, neden Colombo ile Sharlok arasında yarış düzenlemiyorsun hangisi Judi'yi daha önce bulacak diye? Adnan

cemre dedi ki...

judi ye üzüldüm ama heralde bir bildiği vardır:)Rodi ye gittikçe kanım ısınıyor onu çarşıda görünce hayranınım bi resım çektirip sem in bloğuna haftanın fotosu olalım diyesim geliyor ama rodi bu bloktan haberdarmı bilemediğim için söyleyemiyorum:( Bu arada Banucum colomboyu falan bırak sen yeter ki gel :)Vallahi çok merak ediyoruz seni

banu dedi ki...

Sevgili Adnan , mahdum oldu gitti diye katili bos mu birakalim, gelme sebebim katili bulmak, hem Colombo cok seker bir izle gorursun ama orjinal dili ile izle derim, olaylara ve insanlara yaklasim tarzi ozellikle ;) neyse gene de zevk meselesi...hem Judi nin mideye inmis olma ihtimali sadece bir tez, henuz ispatlanmamis...belkim Colombo dan once Sem bizi aydinlatir ;) Degil mi Sem?

banu dedi ki...

Canim Cemre bende seni merak ediyorum, tahmin ettigim kadariyla civil civil hayat dolu genc bir bayansin :) Hep oyle kal :) Gorusmek uzere xxx

Banu dedi ki...

eeeeeeeeeee Sem!? ne zaman aydinlatiyon bakiiiim bizi :))

Banu dedi ki...

Goruyom goruyom artikin .... hihihihihihi :)) sevgiler herkese, Sem cim e de cok ama cok tesekkurler beni yanliz birakmadigi icin :) opuyom....

turuncu dedi ki...

pek şeker bir blogun varmış sem, takip listesine ekliyorum :)

Adsız dedi ki...

Turuncu seker merhaba contrast olusturalim mi ne dersin!? kimsin nerdensin? Takipte noksanlik etme ama ne dusundun yazi hakkinda ondan da bahset bizlere...seni taniyalim ;)

Adsız dedi ki...

Turuncu seker merhaba contrast olusturalim mi ne dersin!? kimsin nerdensin? Takipte noksanlik etme ama ne dusundun yazi hakkinda ondan da bahset bizlere...seni taniyalim ;)