1 Nisan 2007 Pazar

Pulsuz bir zarf gibisin, üstünde adresi..

..evde kaldın, n'aber Kız Kulesi... (Sunay Akın)

Cumartesi günü Mavi Gözlü Dev filmini görmeye niyetleniyorum ama evdekiler biz gördük hiç iyi değildi deyince Mutluluk filmini göreyim diyorum. Benim gibi bir sürü insan da aynı kararı vermiş olacak ki onu da göremeden, elimde Dondurmam Kaymak filmiyle eve dönüyorum. Daha önce görmüş olmama rağmen, kaçırdığım ayrıntıları yakalamanın zevkiyle izliyorum bu tatlı filmi.

Pazar günü Salacak sahiline çay içmeye gidiyorum. O an bunun mavi gözlü devle olan bağlantısının farkında bile değilim. Sahilde tam 1 Nisan havası var, biraz güneşli, biraz rüzgarlı, biraz kalabalık.

Boğazın hakimi martılar, deniz kenarında ki ördekler, kazlar, tavuk ve horozlar, kediler yürürken sık sık durmama neden oluyorlar. Kız Kulesi'ne yaklaştıkça insan kalabalığının arttığını görüyorum. Bu sahil acayip bir şekilde halkımızın istilasına uğramış. Sevgilisini, şunu nu bununu alan buraya gelmiş. En çokta başı bağlı sevgililerini öpmeye çalışan delikanlılar dikkatimi çekiyor. Bu iş için neden herkesin gelip geçtiği bir mekan seçilmiştir anlamakta güçlük çekiyorum.

Ertha Kitt’in dünyaya meşhur ettiği şarkıdaki katibi, onun sediresini, çamur olan eteğini düşünüyorum, hatta mırıldanıyorum. Kız kulesinin efsaneleri geliyor aklıma.

İster istemez öğrencilik yıllarımın Salacağına gidiyor aklım. Sahil daha trafiğe açılmamış. Kahvesine geldiğimde gördüğüm arkadaşlar, çay, sohbet, sigara üçlüsüyle geçen zamanları düşünüyorum. Kahvenin yerinde simdi çimenler var, tanıdık yüzler kaybolmuş.

Sonra Londra’dan tatile gelişlerimi hatırlıyorum. Deniz kenarındaki büyük kayaların üzerinde oturup bira içip, şarkı söylüyoruz. Herhalde bunu geç saatlere kadar devam ettiriyoruz ve birileri bizi şikayet ediyor ki, Polis gelip kimlik soruyor. Kimlikle dolaşılması gerektiğini unutan ben zor dakikalar geçiriyorum. Neyse ki bir yolu bulunuyor da karakolu ziyaret etmiyorum.

Daha sonra Londra’ya dönmeden önceki birkaç saatimi geçirdiğim mekan oluyor Salacak. Çayımı yudumlayıp eski İstanbul’u seyrederken arkadaşım Emel’e, yaw gitmesem ne olacak diyorum. Bileti yırtsam ve sonsuza kadar bu sahilde otursam. Tabi bileti yırtamıyorum, tüm manzarayı güzellikleri içime gömüp havaalanının yolunu tutuyorum.

Artık beni Salacak’tan ayıracak havaalanı yok. İstediğim an buraya gelebilmenin özgürlüğü beni buraya daha az getiriyor galiba. Sonra ana dönüyorum, kulesinin tam karşısında denize iple atılan bir sürü rengarenk balonları görüyorum. Tüfeklere nişan tahtası oluyor bu balonlar, 12 vuruş 2,5 YTL. Nişan olmanın dışında denizi renklendirmeleri hoşuma gidiyor.

Duyduğuma göre Kız Kulesi 50 yıllığına Hamoğlu’na kiralanmış. Ortaköy ve Salacak’tan düzenlenen motor seferleriyle kucaklarını ziyaretçi akınlarına açmak zorunda kalmış kızımız. Bu kuleyi hep bir sahilden görmeye alışkın bana ters geliyor bu sefere katılmak. Herhalde bu kadar ticarileşmesi, bir ürün haline gelmesi hoşuma gitmiyor. Bu turlar efsanelerin kızının büyüsünü bozuyor sanki.

Günümü anlattığım da, arkadaşım Nazım Hikmet'in büyükbabasının hikayesini anlatıyor. 1827 yılında Almanya’da doğan Karl Detroit miço olarak çalıştığı gemi ile İstanbul’a geliyor 12 yaşında. Gemi İstanbul’a geldiğinde denize atlayıp Kız Kule’sine sığınıyor. Daha sonra Harbiye’de okutulan bu çocuk Mehmet Ali Paşa olup 1878 yılında imzalanan Berlin antlaşması’nda Osmanlı’yı temsil eden üç kişiden biri olur. Sonu linçe giden uzun bir hikayesi var. Ama benim bugün öğrendiğim bu kişinin Nazım Hikmet’in dedesi olması.

Kız Kulesi’ne sığınan dedeli bir hikaye hoşuma gidiyor.

27 yorum:

zibirix dedi ki...

Oh yaa, gitmediğim halde salacak keyfi yaptım sayende, ellerin dert görmesin!

Yalnız şu senin balon merakın yok mu!
Sanıyor musun o patlatılan balonların çöpü toplanıyor?! Deniz kirliliğine ekstra katkı sağlamaktan başka bir şeye hizmet etmiyor onlar! :(

Ori dedi ki...

Dondurmam Kaymak, 1 Nisan, Salacak Sahili, balonlar, Üsküdar'a giden katip, kahveler, efsaneler, kimlikler lütfen, biralar çimenler, boğaz, kız kulesi ve Nazımın Dedesi... daha ne olsun? Mutluluk akmış boğazda, Marmara'yı geçmiş, Cebeli Tarık'a varmıştır bile.
Eline sağlık.

cemre dedi ki...

Sen olmasan bu güzellikleri göremeyeceğim:)Doğayı ne kadar içten anlatıyorsun olanları güzel bir tatla anlatıyorsun sana hayran kalıyorum semcim.Biz bu güzellikleri sınav telaşından yaşıyamıyoruz şu an fırsat buldukça dışarı atıyoruz kendimizi fakat ancak o geç saatlerde olabiliyor:)Şu günleri bir atlatsam kendimi sahile insanların arasına denize kuma bırakcam sevdiklerimle piknik yapıcam,gezicem,kamp yapcam daha bir sürü şeyy:))Sen bana elma şekeri daha almadın ama ben sana pamuk helva alıcam gittiğimiz yerden..İçin daha bi açılmış gördüm seni canım baharın yavaş yavaş dünyaya el atması seni daha bir güzel kılmış:)Dünyaya senin gözünden bakabilmeyi isterdim semcim...

abidin dedi ki...

Sem bilirsin Thames nehrinin guneyini. Embankment koprusununden Royal Festival Hall un oldugu kiyiya gecersin, sonra da yurursun o kiyidan. National Theatre, Millenium wheel vs vs.Guzeldir hostur ama Bogazin tadini alamazsin. Iste bende hafta sonu ,ordaydim ama senin yazini okuyunca Istanbul da olasim geldi :)Kanyon turuma birde Salacak eklemem gerekecek anlasilan:))

Hamoğlu dedi ki...

Ne büyüsünden bahsediyorsun Sem hanım??? Bu çağda bu zihniyat! Seni sefere mi çağırdık? Bizim ekmek paramızla oynuyon, dikkat et! Yoksa sana da bi kule yaparız denizin dibinde!

Kızkulesi dedi ki...

ŞŞt beri bak Hamoğlu, çok cikcik yapma, valla kendimi dağıtırım, 50 yıllık kiran da hiç olur, ona göre!

hamoğlu dedi ki...

50 yıl ne ki dünya döndükce kızkulesi benim. yakında galata kulesini, ankaradaki atakuleyi, tarihteki babil kulesini de alıcam. Ben burayı bu şekle getirene kadar ne korse masrafları yaptım. Size de korse takmadan kaybolun.

sevil dedi ki...

semcim kız kulesini sınırlı sayıda gelişlerimde ve sınırlı sayıdaki günlerimde ancak vapurdan görmek nasip oldu ama gelip bende gezmek görmek isterdim.evde kalmış kızımız bu zamana kadar bu kadar ziyaretcisinden birini bulup evlenememiş belki oğlumu beyenir ozaman kız kuleside gelinimiz olduğundan orasıda bizim olur demi.ama benim ençok hoşuma giden bu haftanın resimleri birinci resimdekilerin yerinde olmak istemezdim ama ikinci resimdeki arkadaşın:))) yanında olmak isterdim deniz kum ve arkadaşım ohh yaşasın özgürlük yaşasın tatil.düşünsene öyle bir arkadaşki istediğini konuş derdini anlat eğlen dolaş sadece onda kalır dedikodu bile asla yapamaz ben tatile ikinci resimdeki ile çıkmak istiyorum tşk ederim bana onu gösterdiğin için.

Ori dedi ki...

Sonradan dikkatimi çekti! Mavi Gözlü Dev filmi ile başlamış her bir yeri maviye boyamışsın. Pek de güzel etmişsin de lakin haftanın foto sayısını 2'ye çıkardığın güzümden kaçmadı. Neyse şimdi seninle kavga etmiyeyim:)) Şu sana laf eden adamın nasırına mı bastın? Yardıma ihtiyacın var mı? Varsa söyle yani:))

makbule dedi ki...

Kuzen bu güzel yazını okurken gerçekten çok zevk aldım.Mavi gözlü devin gözbebeğinin karşısında otururken burada yazmadığın duygularını da merak ettim doğrusu.Yalnız bu balon patlatma aktivitesini ve senin de bunun bir parçası olman da dikkatimden kaçmadı! Ben de hep düşünürdüm bunlarla kimler ilgileniyor olabilir diye, gerçi bu bilgiyi bana en iyi Hamoğlu verebilir ama kendisi benim bu araştırmacı yaklaşımımı pek hoşgörü ile karşılamaz sanırım. Bu arada Banucum ilk fırsatta sana uzun uzun yazacağım, Türkiye'ye geliyorken bana gravy getirir misin? Susan'dan istemeye utanıyorum artık:)

hamoğlu dedi ki...

balon olayı benim dışımda bir konu makbule hanım.aramızda en az 10 metre var. biz burada şampanya patlatıyoruz. cumartesi aksamına seni bilgilendirebilirim. hem canın gravy de çekmiş. mutlaka gel.

sevil dedi ki...

semcim bu deniz manzaralarını görünce aklıma geldi bende son zamanlarda işe gitmeden önce limana arabayı çekip muziğin sesini açıp sadece denize bakar oldum kız kulem yok ama iskelem ve bir sürü kayığım var demek bizde deniz bizde bir sevgi hiç doyamayacağımız bir sevgi.fırtınasıyla dalgasıyla durgunluğuyla hep huzur veriyor .

yağmur dedi ki...

semcim şiirsiz olmaz:))

Kız Kulesi

Kız Kulesi neler gördün sen
Bir güzel Prensese ecel oldun
Balıkçılara iskemle,
Şarapçılara masa oldun,
Aşıklara samanlık.

Ahmet Çelebi uçtu başından
Galata’ ya sevdalandın.
Kaç gemi geçti önünden ?
Kaç saltanat kayığını selamladın ?
Bizi de gördün mü söyle

Biz seni göremedik
Sen de görmemişsindir
Camlar buğuluydu..

Banu dedi ki...

“ Aslen bir Yahudi. Anne tarafindan büyük dedesi Ferit Mustafa Celalettin Pasa, asil adi Konstantin BORJENSKi olan bir Polonya Yahudisi. Baba tarafindan büyük dedesi Mehmet Ali Pasa ise, Fransiz kökenli olup, Protestan mezhebine bagli Magdeburg’lu Karl de trois ailesine mensup.

Nazim Hikmet Borjenski “Lehistan Mektubu” adli siirinde bu gerçegi dogrulayip kendi ecdadi ile de övünüyor:

“Lehistan’dan gelmiþ dedelerimden biri

Lehistan’ da millet

Sosyalizmi kurmakla meþgul

Göðsümüzü kabartmýyor deðil

Dedelerimden birinin Leh’li oluþu..”

Ýhtida etmiþ vatandaþlarýmýzý kýnamak aklýmýzdan geçmez. Fakat Türk olmayan dedeleriyle övünen Nazým Hikmet’ in vatan þairi olmasý mümkün deðildir. Zaten göstermelik olanlar bir yana, bu millet ve bu vatan için söylenmiþ tek bir þiiri bile yoktur.

Bu yazilanlari http://www.nazimhikmet.net/nazimin_huviyeti.html adresinden aktariyorum...arastirma yaparken karsima cikti ve sinirlendirdi....neyse...belki bunu yazan kendi kokeninin nerden geldigini buyuk babalarinin nereli oldugunu bir daha arastirsa iyi olur diye dusundum

Ori dedi ki...

İyiki doğdun Banuu, mutlu yıllar sanaaa:) Yeni yaşın kutlu olsun.
Sem bu haftayı Banu ile kurtarmıssın:)

Rüzgar dedi ki...

Gülüm isterim. Gülümü isterim. Ayrıca Banu'nun fotosundaki gülümü de isterim.

Adsız dedi ki...

Banu hanım doğum gününüz kutlu olsun.Sem bu haftanın yazısını daha basmamış ama sizin fotoğrafınız şimdilik bu boşluğu doldurmuş.Sem yazını en kısa zamanda bekliyoruz. Adnan

Banu dedi ki...

Cok tesekkurler arkadaslar :) Sagolun... Canim Sem :) bir an kendimi gorunce cok sasirdim, buyuk surpriz oldu :)) cok opuyorum seni canim Bebisim...sevgiler xxx

Banu dedi ki...

Sevgili ruzgar :) gulunu bana sen ufurmustun ve gene alan da sensin :)

abidin dedi ki...

Banu Dogum gunun kutlu olsun . Dogum gununu paskalya tarihine denk getirmeyi nasil basardin? Seni kutluyorum:)))) Sem, resimlerle gecistiremiyecegini bilmen lazimdi. Seni de siddetle kiniyorum! :))

ruzgar dedi ki...

sendeki gul kalsin Banu. ikiniz pek uyumlu...

Onur dedi ki...

Sem, sayfalarında Kadikoy carsinda uzun zamandir yapmadigim kadar zevkle dolastim. Muthis bir gozlem, gozlemi kagida! dokecek muhtis bir yetenek.
Tebrikler.

Banu dedi ki...

Yavrukus esas gole dalan sensin :)) Nerede yeni konular , yeni dusunceler, yeni yazilar...ozledik :)
Sevgili Abidin :) merhaba ve evet bu yilin paskalya tavsanlarindan biri de bendim :) teskur ederim efem :))
Ruzgarcim canimcim seni de seviyom sagol...

zibirix dedi ki...

oooooo Banu'cuk nice senelere! Sen bu neşe, bu çıtıpıtılıkla girdiğin yaşı daha üç kez katlarsın, eminim!

Ama ne yalan diyeyim Sem bize de hediye yaptı resmini koymakla: ne de olsa nihayet cemalini gördüm en büyük okuyucularımdan birinin!
:))
Bissürü öpücükler sevgili Banu'cuk, hep böyle şirin ve neşeli kal!

zibirix dedi ki...

Bugün paskalya değil ki ne alaka, o pazartesiydi diye yazan yorumcularla dalgamı geçiyordum ki, tarihlere dikkat ettim... ve gak guk, asıl dalga geçilesi benmişim!!
Çok özür Banu'cuk, burayı ihmal etmesem pazartesi görürdüm o güzel fotoğrafını, seni de gününde kutlardım... Neyse ki Sem bugün kafama vurdu da burayı açmayı akıl edebildim.. ehem kem küm, ne desem boş...

Banu dedi ki...

Olsun Zibi cim gene de dusunup yazmissin , sagolasin...bu arada bu yasta kalacam artikin ben zaten :)) resimdeki kiz buyudu ama cok buyumeyecek soz ;)
Ben de seni cok opuyorum sevgili Zibirix...

Adsız dedi ki...

eh,salacak deyince merhaba demeden olmaz..hala deniz kıyısında oturuyorum,hala ilk kez görüyormuşum gibi heyecanlanıyorum ama kalabalık üstüme üstüme gelince büyü bozuluveriyor.salacak sevdalıları`, sabahın ilk saatlerinde buluşalım nazlı deniz kıyımızla...