25 Şubat 2007 Pazar

Haftanın fotoğrafının düşündürdükleri..


Bloğuma koyduğum ilk haftanın fotoğrafını hatırlıyormusunuz? Sevil’in taktığı adla ‘Gözleri gülen adam’; geyik olsun tadında koyduğum o fotoğraftan sonra, yepyeni bir dünya, fotoğrafların dünyasını keşfettim. Meraklısı arkadaşlar ve internetin bu konuda sağladığı kaynaklar sayesinde birçok fotoğrafı görüntüleme şansı bulup, daha birkaç gün önce varlığından bile haberim olmayan sanatçıların sanal fotoğraf sergilerinin isimsiz konuğu oldum.


Bu haftaki seçimim bir Serdal Güzel fotoğrafı. 2002 yılında 11.06’da çekilmesine rağmen ismine daha yeni kavuşmuş bir fotoğraf. ‘Pasaklı karizmatik arkadaşım İstanbul’a küsmüş :-(’. Bazı fotoğraf isimleri vardır, görüntü ile bütünleşip mükemmel bir ikili oluştururlar, birbirinden ayrı düşünemezsiniz onları. Bazıları ise isimsiz fotoğraf olarak sürdürür tüm yaşamlarını. Diğerleri ise kendilerine verilen alakasız bir isimle yaşamak zorunda bırakılırlar.

Bu fotoğrafın ismi çarpıcı olmuş, ama doğruluğu tartışılır. Neden mi? Çünkü düpedüz kontesi yanlış tanımlama var. Tamam, karizmatik olduğu doğru, ama sizce Rodi’yi ve deterjan reklâmlarını kıskandıracak bir beyazlığa sahip bu İstanbul martısının neresi pasaklı? Sonra, İstanbul’un bir yakasına sırtımızı döndük diye bu güzel şehre küsmüş mü oluyoruz hemen. Doğrusuna bakarsanız arka planda İstanbul ve kırmızı bot olmasa bende aynı etkiyi yapmazdı bu fotoğraf. Serdal bey kontesi bu pozu vermesi için nasıl ikna etti bilmiyorum ama sürekli İstanbul semalarında uçarken görüntülenen martının böyle durup poz vermesi bu kuşu yakından görebilmemize vesile olmuştur.

İstanbullularca özlenen soğukların hâkim olduğu bir hafta sonunu bitirmekle geçen şu anlarda umarım Kontes ve İstanbul size güzel şeyler hatırlatır. Dün kendi adıma büyük bir yanılsama yaşadım. Havaya hâkim olan soğuğu iliklerimde hissetmenin verdiği bir canlılıkla Kadıköy sokaklarında yürürken şaşırtıcı bir iriliğe sahip olan kar tanelerinin etrafımızda uçuştuğunu gördüm. Böyle devam ederse birkaç saat sonra ortalığın kardan bembeyaz olacağını arkadaşa söylememle birlikte durumu kavrayan zeki arkadaş ‘onlar kar tanesi değil, iyi havalara aldanıp açan çiçek parçaları’ deyince içimi tarifsiz bir huzursuzluk kapladı. Yanılsamaya uğrayan tek varlığın ben olmadığını biliyordum. Eve gelir gelmez bahçemdeki ağaca bakıp hala çiçeklerle süslü olduğunu görünce içim geçicide olsa rahatladı. Sonbaharda taşındığım bu pembe apartmanın pembe çiçekli ağacının ne ağacı olduğunu daha bilmiyorum ama vereceği meyveleri görmek ve tatmak istiyorum.



1 Mart gününde, küresel ısınmayı protesto eylemlerinin yapılacağı bir haftaya başlarken gezegenimize sağlık diyorum.


E K L E R:

HOŞGELDİN ZEYNEP ŞAHİN!

WHERE İS ZİBİRİX?

ANONYMOUS adlı sevgili okurum, o pembe çicekli ağacın nar olmadığını çok iyi biliyorum, çünkü büyüdüğüm evin bahçesinde nar ağacımız vardı, ve özene bezene yaratılmış iki renkli çiçekleriyle açardı her bahar. Genede tahminin için teşekkürler ve tahmine devam diyorum.

16 yorum:

Adsız dedi ki...

Fotoğraf sizin dediğiniz gibi hiçde istanbula küsen birini anlatmıyor bence tamamen teknenin gürültü kirliliğine kızğınlığı ifade ediyor. Aferim martıya. Tabi sizin yorumunuzada. Fakat çicekleri karla karrıştırdığınız için ve nar çiceklerini bilemediğniz için aferim yok.

Adsız dedi ki...

çok yerde gördüğümüz eski çeşmelerden birinin içler acısı halini de fotoğraflamışsınız. eski kültürümüze, eserlerimize sahip çıkmadığımız gibi birde buranın mopet park olarak kullanılması durumu da var. zaten çeşmenin suyu olsa araba yıkardık. tıpkı mobillete honda yazısı yapıştırdığımız gibi arabesk bir yaşam değil mi bizimkisi?

Banu dedi ki...

Kontes imiz ne kadar guzel duruyor ama degil mi yani, kizmis yada kusmus gibi gelmedi bana ama....sanki ben cok guzelim demis ve resmi cekilmis gibi duruyor ;) saka bir yana kirlenen dogamizin intikami korkunc olacak diye dusunuyorum, su sikintisi cekmeye basladik bile, umarim insanlar tuketimlerinde daha duyarli olmayi ogreniyorlardir....bence harcanan her fuzuli ihtiyaca( yani lukslere ) dur demenin vakti geldi geciyor....Adam/Kadin arabasini kullaniyor hergun ve icinde tek basina, durdurup niye soylemiyoruz, harcadigi yakitin miktarindan haberi var mi,solumaya calistigimiz havayi ne kadar kirlettiginden...ya da evlerde gerek duymadigimiz lambalar saatlerce yanik birakiliyor neden sondurmuyoruz, sokakta birinin yere yada denize attigi plastigi gorup neden tepki gostermiyoruz...

Banu dedi ki...

recycling e neden daha onem verilmiyor, neden gittikce tepkisiz bir toplum yetistiriyoruz, neden herkes sadece kendi bulundugu noktayi dusunuyor, sanki hakki varmis gibi...

Banu dedi ki...

gecenlerde bir sergide gordugum afrikali bir artist in eseri aklima geldi...El Anatsui atilan likor siselerinin kapaklarini toplamis ve bunlari ezip birlestirerek bebek ortusu ismini verdigi eserini yapmis...birgun bende kendi yontemimle haykiracagim onceki yazdiklarimi...bu arada birini gordugumde gicik gibi gorunuyor da olsam ne dusundugumu soyluyorum :) selamlar!

Banu dedi ki...

serginin adi da From Courage to Freedom du herhalde bu da anlamak isteyene anlatiyor olsa gerek ....

konyalı dedi ki...

ben üç ftodan da bir şey anlamadım. bu martı niye pasaklı? hem neden uçmuyo? motor honda mı? yemedim? bu ağaç erik değil mi?

said dedi ki...

Bende küresel ısınmayı ve honda motoru protesto ediyorum. detarjan reklamlarınıda protesto ediyorum. Kuşa pasaklı diyenleride protesto ediyorum.

Ori dedi ki...

Fotoğraflar hakkındaki düşüncelerine ben de katılıyorum. Olağanüstü güzellikte olanlara bakmada edemem. Bazen bir filmin yeni diyalağuna geçmeden donuk bir kare yansın perdeye, o anda bir fotoğraf karesini izlediğimi düşünürüm. Bence bunu en güzel yapan yönetmende Nuri Bilge Ceylan'dır. Haftanın fotosunu bahçendeki pembe çiçekli ağaçla değiştirsen sanırım Pasaklı Kontes çok daha güzel görünecekti.

Ori dedi ki...

Bir de ne kadar şanslısın! Şaşırtıcı irilikte kar taneleri görmek hiç bana kısmet olmadı:)) Kıskandım seni:))) Honda mobillet senin mi Sem?

Zeynep Şahin dedi ki...

Bilmenizi isterim ki fotoğraflar hakkındaki düşüncelerinize katılıyorum. Fakat yazınız daha doğrusu fotoğraf bana Can Yücel'in bir şiirini hatırlattı.
MARTILAR Kİ

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin.....

cemre dedi ki...

Kuşcazın pasaklı oldunu nerden çıkardınız gayet şık duruyor...Fakat canının sıkkın oldunu bende farkettim denize sırtını dönmüş..Bence deniz kirliliği insanların bilinçsizce avlanması,denizin açık lağım haline gelmesi onun canını sıkmış!Artık denizde karnımı doyuramıyorum,kanatlarımı gere gere yüzdüğüm temiz sular nerde die iç geçiriyor olmalı:(Başka şeylerinde farkına varması geç olamayacak belkide farkındadır dünyanın dengesi alt üst olduğunun!Az da olsa balık avlanabileceği bir deniz kalmayacak doğa insanlara isyanını böyle dile getiriyor olmalı...

abidin dedi ki...

Sem, ne zamandir ankarali Sevo nun cesmenin uzerindeki eski yaziyla ilgili bir yorum yapmasini bekliyorum ama nafile. Bir calim daha yapma vakti geldi sanirim sayin Sevo:)))

abidin dedi ki...

Multi-yorum akimi baslamis galiba burda, bende cift yorum hakkimi kullaniyorum :) Serdal Guzel iyi yakalamis martiyi, kuslarla calismasi zordur. ne zaman ucacaklari belli olmaz. Gozunun ust kismi ve boynunun alti kirli gibi geldi bana, ondan pasakli demis olmasinlar. Karizmatik oldugu kesin dogru ama sadece Istanbul'a degil fotografciyada kusmus bu kus onun icin gozlerini kameradan kacirmis bence.

safak dedi ki...

O ne nar nede erik ağacı, şeftali ağacı kanımca:)

Serdal GÜZEL dedi ki...

:) Tüm yorumları okumadım ama fotoğrafı çeken olarak ismi neden böyle oldu sorusuna bir açıklık getireyim. İMECE ile fotokritik sitesinde fotoğrafı izleyen, yorumlayan arkadaşların ortak buldukları noktaların bir karışımıdır :)) Sevgilerimle...